Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mart '11

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
941
 

Hangi basın özgürlüğünden bahsediyorsunuz siz?

Hangi basın özgürlüğünden bahsediyorsunuz siz?
 

Bizim “sorunlu” medyamız artık biraz da “sorumlu” olsa, diyorum…

Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın polis tarafından göz altına alınmaları ve savcılığa verdikleri ifade sonrasında Ergenekon terör örgütü üyeliği iddiası ile tutuklanmak üzere mahkemeye sevkedilmeleri sürecinde medyada yoğun bir şekilde basın özgürlüğü üzerine tartışmalar başladı, köşe yazıları kaleme alınıyor, fikirler yürütülüyor.

Gözaltılara ilişkin olarak bence en dikkat çekici yazılarda, Hasan Cemal “Evet, günlük deyişle lafı uzatmanın âlemi yok. Son Ergenekon dalgası ile yaşananların kısa yorumu şudur: Basın özgürlüğüne darbe!” derken, Can Dündar “Özeleştiri” başlıklı köşe yazısında “Geç kaldık. Aslında çok önce haykırmalıydık tepkimizi” dedi ve ağzına siyah bant takarak gözaltıları protesto mitingine katıldı. Nuray Mert’in bugünkü köşe yazısının başlığı ise “Doğru bildiklerimizi özgürce yazamayacaksak, yazmanın anlamı yok! ”, yazının içeriği yok, boş beyaz bir sayfa karşılıyor sizi. Bunlar ve benzeri yazılardaki söylemleri haklı bulmakla birlikte geç kaldıkları görüşündeyim.

Konu basın özgürlüğü;

Medyanın özgürlük talebi, Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın gözaltına alınması ile ayyuka çıktı. İster candaş ister yandaş olsun her kesimden basın mensubu “basın özgürlüğü” konusunu diline pelensk etmiş durumda. Çünkü kendilerini mağdur hissediyorlar ve sıranın bir gün kendilerine geleceği endişesini taşıyorlar. Medyanın, basın özgürlüğü taleplerinde samimi olduklarını düşünmekle birlikte; aklınız başınıza yeni mi geldi diye de sormadan edemiyorum.

Medyamız yeteri kadar demokrasiyi savundu mu ki şimdi sıranın bir gün kendilerine geleceğinden endişe duymaya başladılar. Bir ülkede demokrasinin yerleşmesi için medya en önemli unsurdur. Bizim medyamız ise genelde kendine demokrattır. Özgürlük talep ederken bu talebin beraberinde sorumluluklar da getirdiğini ne yazık ki bilmeyen ya da bilmezden gelen medya patronları, genel yayın yönetmenleri, gazeteci ve köşe yazarlarının olduğu bir medyadan söz ediyorum. Siyasetçi ile mefaat ilişkisi içinde, asker ile haşır neşir, toplum mühendisliği yapmakta en uzman, halkı korku, kin ve nefrete sevkeden bir medya ile demokrasi ne kadar savunulabilir ki? Hal böyle olunca medyanın basın özgürlüğü diye sokaklara dökülmesi de çok komik ve anlamsız geliyor bana.

Elbette medya demokrasi adına eleştiri yapacak ancak bizzat siyasetle uğraşırsa işte böyle kötü sonuçlarına da hazır olacak. Kendini polis, asker, savcı, hakim yerine koyan medya mesupları hiç yok mu aranızda…istemediğiniz kadar var!.

Medya, demokrasinin gelişiminin ve ilerlemesinin temel kaynağıdır. Sen kendini her noktandan politikaya, devlete eklemlemişsen, demokrasi ne yapsın, nasıl yeşersin? Basın özgürlüğü için önce demokrasinin ilerlemesine katkıda bulunacaksın. Demokrasiyi herkes için değil, sadece kendi menfaatlerin için talep etmişsen, şimdiye kadar sadece yazıları ve düşünceleri nedeniyle hapislerde çürüyen yazarlara ve gazetecilere bir kere olsun kamu vicdanı oluşturmaya çalışmamışsan, düşünceleri için mağdur durumda olanlara şimdiye kadar arka çıkmamışsan, kusura bakmayın ama bu basın özgürlüğü size çok bile.

Hangi basın özgürlüğünden bahsediyorsunuz siz? Sorumsuz özgürlük olur mu?

Bir yanda yaptığınız her haberde, yazdığınız her yazıda iftira atacak, yalan söyleyeceksiniz, darbelere katkıda bulunup muhtıraları destekleyeceksiniz, toplumu kendi çıkarlarınız doğrultusunda yönlendirip birbirlerinizi suç örgütlerine hedef gösterecek, devlet ihalelerinden pay kapmaya çalışacaksınız, diğer yanda basın özgürlüğü diye sesinizi yükselteceksiniz! Sizi bu kamuoyu ciddiye alır mı? Önce prensip ve sorumluluk sahibi olacaksınız… basın özgürlüğü sadece sloganlarla talep edilemeyecek kadar önemli çünkü.

Basın özgürlüğü ile ilgili olarak Ergenekon ya da son tutuklanmalara hiç girmeyeceğim. Zira yaşananların seçim öncesinde “Türkiye’de basın özgürlüğü yoktur” sloganının atılması için tamamen bir manüplasyon olduğunu düşünüyorum. Sonuçta yargı da işini yapacak.

Sonuç olarak “demokrasi için basın özgürlüğü mü yoksa basın özgürlüğü için demokrasi mi gerekli” diye sorarsak basın özgürlüğü için önce demokrasi gereklidir. Demokratik olmayan bir ülkede basın özgürlüğünden bahsetmek abesle iştigaldir. Ancak demokratik bir ortamda özgür gazeteci olunabilir.

Bizim “sorunlu” medyamız artık biraz da “sorumlu” olsa, diyorum…

n. bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Bizim medyamızın genelde kendisine demokrattır" tespitine yüzde yüz katılıyorum. Ancak bu tespitin sadece medya için değil herkes ve her kesim, kurum için geçerli olduğunun da altını çizmek gerekir. Sen kendine demokrat değil misin? Bana bakma, ben zaten demokrat değilim. Sevgiler ve selamlar.

Matilla 
 17.03.2011 17:29
Cevap :
Yorum için teşekkürler...  09.04.2011 23:53
 

Valla şu taciz skandalıyla olay bambaşlka bir hal aldı kanımca.. "Du bakali nolcek" demekten kendimi alamadım. Dedim :)) Sevgi ve selamlarımla..

Murat HACIOĞLU 
 09.03.2011 9:53
Cevap :
Rezalet !!!... sevgiler  09.03.2011 20:03
 

Ülkemiz zor ve kasvetli bir dönemden geçiyor. Geçiş süreçleri hep sıkıntılı olur. Bir sağlık problemi yaşadığımızda, bir sürü acı çekme pahasına operasyon geçirmek için ameliyat masasına yatarız. Narkozun etkisi acı çekmemizi önlemek içindir ama, yeniden hayata dönmeme riski de her zaman vardır. Fakat becerikli doktorlar sayesinde biraz da şansımız ya da Allah'ın yardımıyla başarılı bir operasyondan sonra yeniden hayata döneriz ve eskisinden çok daha sağlıklı oluruz. Ülkemiz demokrasisi de bir anlamda şu an ameliyat masasına yatırılmış durumda... operasyonlar devam ediyor.. Ne yazık ki demokrasimizin iyileşmesini engellemek ve narkozdan çıkmasını önlemek isteyenler var. Çünkü onun sağlıksız olması, hep hasta kalması birilerinin işine geliyor.. Türkiye'nin bu hale gelmesine sebep olanlar, hesap vermeyi istemiyorlar. Kimsenin canı yanmadan bu işten sıyrılmak mümkün değil. Yargılama süreci bittiğinde tam demokrat bir ülkede yaşıyor olmayı umut ediyorum. Selam ve saygılarımla...

Ahmet YILMAZ 
 08.03.2011 22:07
Cevap :
yalnız şöyle bir sorun var; 80 yıldır ameliyat edeceğiz diye hasta da hal kalmadı! umarım artık daha çabuk iyileşme sağlanabilir...teşekkürler, sevgiler  09.03.2011 7:42
 

Ben köşe yazarlığından veya gazetecilikten köşeyi dönmüş bir gazeteci tanımazdım yakın geçmiş zamana kadar, zira olamazdı. Günümüzde öyle mi? Mesleğiniz nedir? Cevap: Gazeteciyim. İstanbul’un en lüks semtinde ultra lüks dairelerde, en lüks arabalarda, en lüks yerlerde dinlence ve eğlence, bu değirmenin suyu nereden geliyor. Tabi ki, patrondan. Ha! Unutmadan, basın özgürlüğü de elden gidiyormuşşş. Varmıydı ki? Daha öncesinde derin yapılanmaların parçası olan, patronlarına biat etmiş gazeteciler vardı. Zaten, basında hiç özgürlük olmadı. Zaten, gerçek anlamda basın özgürlüğü isteyen bir gazetecide olmadı yakın geçmiş zamanda... Mehmet Baransu’nun yazısını bende okudum. Hani neredeydi basın özgürlüğü diyenler o zaman. Zaten eylem haberlerine bakınca, ağırlıklı olarak İşçi Partisi üyelerinin yer aldığıda görülüyor. Özgürlükse derdimiz, herkes için özgürlük olmalı. Yoksa çok sırıtıyor, tıpkı bu günlerde olduğu gibi... Kaleminize sağlık... Sağlıcakla Kalın...

Yorum Dükkanı 
 08.03.2011 10:47
Cevap :
4.kuvvet medyanın özgürlüğü!!! "kuvvet" olan bir olgu bence özgür de olamaz...değerli yorumunuz için teşekkür ederim...sevgiler  09.03.2011 20:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 476
Toplam yorum
: 2871
Toplam mesaj
: 123
Ort. okunma sayısı
: 2315
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

Çok eskidendi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster