Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Eylül '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
119
 

Hangi demokrasi?....

Hangi demokrasi?....
 

Türkiye’nin Suriye’ye karşı sürdürdüğü saldırı siyasetinin nedeni, “demokrasi”dir…

Bu siyasetin sahiplerine göre, Esat rejimi yeteri ölçüde demokratik değildir.

İleri sürülen bu nedenin gerçek olmadığı, emperyalist çıkarların tezgâhında üretilmiş bir bahane olduğu, hedeflenen çıkardan nemalanmayan herkes tarafından bilinmektedir.

Peki ya Türkiye?..

Daha doğrusu AKP’nin sürdürmekte olduğu saldırı siyasetinin gerçek nedeni nedir?

Yaşamakta olduğumuz sıcak günlerin içinden geçerken, tam aksine olabildiğince soğukkanlı olmak zorundayız.

Nedenleri, çıkarları ve güdülen siyasetleri objektif gerçeklerin ışığında tartmak ve irdelemek zorundayız.

Ülkenin kaderini elinde tutan kişi ve kurumların neyi/niçin yaptıklarını ve hangi amacın sahibi olduklarını doğru olarak teşhis etmek zorundayız.

Evet, zorundayız…

Eğer “yurttaş” isek, demokratik yönetim biçiminin odağında yer alan sorumlu bireylersek bu zorunlulukları yüklenmek durumundayız. Bu büyük sorumluluğu omuzlarımızda taşımak konumundayız.

AKP Hükümeti Müslüman Kardeşler örgütünü niçin destekliyor?

“Kocanın, ölü karısıyla bir süre de olsa cinsi münasebette bulunabilme” hakkını[!] yasallaştırmaya çalışan Mısır’ın devrik lideri Mursi’nin niye “birader” olarak kabullenildiğini sorgulamak zorundayız?

Bu çarpıklıkları çözmek zorundayız.

Çelişkileri idrak etmek ve bütün bu unsur, öğe, faktör ve nedenin bileşkesinde yolumuzu bulmak ve aydınlığa erişmek zorundayız.

Çünkü sorumluk duygusu ve farkındalığı gelişmiş özgür bireyler yoksa, demokrasi de yoktur.

Ya da sadece kâğıt üzerindeki sanal bir gölgeden ibarettir.

Bu koşullarda demokrasi halkı kandırmak için fırına sürülen bir yalan mekanizmasından başka bir şey değildir.

Oysa demokrasi, gerçekte, halkın egemenliğidir.

Özgürlüğüdür.

Siyasete özgürce katılma imkânı demektir.

Halkın kendi kendisini yönetebilme becerisinin somut olarak yaşama geçirilmesi demektir.

Diktatörlük ise, bu imkânın, bu özgürlüğün rafa kaldırılması, halkın kandırılarak ya da baskı altına alınarak bir kişi, zümre ya da kadro tarafından yönetilmeye mahkûm edilmesi demektir.

Bu kişi, zümre ya da kadro seçimle de işbaşına gelebilir; fark etmez…

Demokrasi; bir müdahale, kalkışma ya da halk hareketi sonucunda da inşa edilebilir; yine fark etmez.

Önemli olan yöndür, niyettir ve en nihayetinde ise, demokrasinin işletilmesi ya da ortadan kaldırılmasıdır.

Türkiye, en ileri demokratik ortama ve hukuk devleti ilkesine 27 Mayıs Devrimi’nin getirdiği 1961 Anayasası ile gelmiştir.

Aynı Türkiye, anti demokratik uygulamaların içine seçimle işbaşına gelen iktidarlar tarafından iteklenmiştir.

Bu noktadaki ölçü, şekil değil, öz ile ilgili olmalıdır.

Ölçünün tek kriteri ise, demokrasi, insan hakları, ifade özgürlüğü ve hukuk devletidir…

Ötesi; eski deyimle mugalata, entel dilinde demagoji, çapulcu sözlüğünde ise, palavradır…

farukhaksal@gmail.com

www.akceder.com

www.soruyusormak.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 913
Toplam yorum
: 360
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 477
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster