Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Şubat '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
489
 

Hangi haber hangi gazetenin?

Hangi haber hangi gazetenin?
 

Haber alma özgürlüğümüz var mı? Var... Peki nereden alacağız haberi? Gazetelerden ve televizyonlardan... Peki, Medya acaba haberleri doğru veriyor mu?

Doğrusu bu soru beni son zamanlarda fazlasıyla tedirgin ediyor.

Millet olarak birbirine güvenmeyen, güvenmek ne kelime, birbirini arkadan çekiştiren, hatta kuyusunu kazan bir sosyal yapımız var. Hani şu cehennemde başına nöbetçi zebani dikilmeyen tek çukurun Türkler'e ait ait olduğunu anlatan fıkra var ya, ne yazık ki gerçeğin ta kendisi.

Bizim düşmana ihtiyacımız yok, biz birbirimize yeteriz.

Birimiz hafif kıpırdanıp ilerlemeye çalıştı mı, onu eteğinden tutup çekecek olan yine biziz.

Hele yukarılara bir yerlere tırmanan birini görmeyelim. Ayağından tuttuğumuz gibi aşağıya çekip alıveririz.

Hani bir omuz versek, biraz destek olsak, birbirimize yardımcı olup şu çukurdan kurtulsak, yok değil mi böyle bir şey. O çıkacağına hiçbirimiz çıkmayalım. O doyacağına hepimiz aç kalalım. O yaşayacağına hepimiz ölelim. Bizim mantalitemiz bu.

Böyle bir toplumdan elbette çok farklı bir medya çıkması beklenemez de ama, yine de bu kadarı bana gerçekten garip geliyor.

İnsan olarak her konuyu kendimizden tarafa yontmak gibi bir huyumuz da var. Bu yüzden aynı olayı farklı yorumlayabiliriz, farklı algılayabiliriz, arzu ettiğimiz gibi düşünebiliriz, öyle olması, en azından öyle görünmesi için çabalayabiliriz.

Ama göz göre göre de bazı şeyler yapılmaz ki....

Nobel ödüllü edebiyatçımız sayın Orhan Pamuk bir beyanatta bulunmuş. Gazete ve televizyonlardan duymuyşsunuzdur.

Peki ne demiş?

Gerçekten merak ediyorum, ne demiş?

Çünkü her gazetede farklı bir başlık var:

"Türbanı empoze etmek hatadır" "Türbanı zorunlu klmak hatadır. Türkiye'de türban takan kadınların yüzdesi hayli yüksektir. Sadece AKP yanlıları değil, sosyal demokratlara yakın olanlar tarafından da benimsenmiştir. Ancak konu naziktir ve başkaları tarafından empoze edilmesi hatadır."

"Pamuk'a göre türban gelenek" "Türban veya başörtüsünün gelenek olduğunu söyleyen Pamuk, Türkiye'deki paradoks şudur: Başbakanın türban takan kızları köktendinci Bush'un Amerikasına gitmek zorunda kaldı."

"Pamuktan başörtüsü çıkışı" "Başörtüsünün İslam köktendinciliğiyle alakası yok. Bu bir gelenektir, tepeden çözmler dayatmak yanlıştır."

"Orhan Pamuk Türbanı Savundu" "Nobelli yazar Orhan Pamuk türbanın köktendincilik göstergesi değil gelenek olduğunu söyledi. İdeal olan şefkatli yaklaşmak, dayatmak yanlış."

"Orhan Pamuk: Bu sorun dayatmayla çözülmez"

"Türbanın Köktendincilikle ilgisi yok Sosyal demokratlar bile takıyor"
"Üniversitelerdeki yasağın kimi insanları mağdur ettiğine dikkat çeken Orhan Pamuk, başörtüsünün köktenndinciliğin göstergesi olarak algılanamayacağının amtını çizdi."

"Başörtünün köktendincilikle alakası yok" "Tepeden çözümler dayatmak yanlış diyen Orhan Pamuk, türban özgürlük mü, dinsel dayatma mı, sorusuna, bunu cevaplama iddiasında bulunan hatalı çözüm dayatırsa aptal konumuna düşer cevabını verdi.

"Pamuk'tan Türbana Destek" "Türbana sürpriz bir destek de yazar Orhan Pamuk'tan geldi. Türbanın kökten dincilik göstergesi olarak algılanamayacağını söyleyen Pamuk bu bir gelenektir, tepeden çözümler dayatmak yanlıştır diye konuştu."

İşte haberi birinci sayfadan veren 8 gazetenin başlık ve spotları... Ne anladınız, ne demiş Orhan Pamuk?

Anlayan biri bana da anlatsın.

Peki Orhan Pamuk'un bu sözleri birinci sayfadan verilecek değerde mi? Öyleyse niye diğer gazeteler ilk sayfaya almamışlar? Bu da ayrı bir soru...

Ha, bu arada, eğer bu sekiz gazetenin hangileri olduğunu tahmin edebilirseniz, sırasıyla bir yazın isterseniz, sonuçları birlikte inceleyelim... Hepsini bilene bir hediye de düşünebiliriz.

*****

Dün akşam televizyonda Almanya'da 9 Türk'ün ölümüyle sonuçlanan yangın yerinde incelemelerde bulunan başbakanı izledim. Merkel'le beraber olay yerinde incelemeler yapan Erdoğan'a, "Buraya anıt dikilecek mi?" diye sordu bir gazeteci.

Başbakan bu soruya, "kötü olayların unutulmamasını sağlayarak, onları gelecek kuşaklara aktarmak, kimseye bir şey kazandırmaz" anlamında çok insani bir cevap verdi.

Fakat sabah bir kanalda haberleri izlerken, başbakanın bu soruya "her tarafı anıtla doldurmanın bir anlamı yok" şeklinde bir cevap verdiği söylenince, gerçekten dehşete kapıldım.

Ne kadar değişik ve kötüye yorumlanabilecek, altından farklı farklı, imalı anlamlar çıkarılabilecek bir cümleydi bu. Kulaklarımla söyleneni duymasam, bu cevap karşısında gerçekten ürperirdim.

*****

İşte size bir gazete haberi, bir de televizyon haberi...

Şimdi, gelin de okuduğunuz, duyduğunuz habere gönül rahatlığıyla inanın....




Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Medyanın güvenilirliği sıfıra yakındır. Kendi bilgi ve mantık süzgecinizden geçirmeden bir haberi okuyup doğru kabul etmek, artık safdilliktir. İki temel noktası var. Haberin, a) yorumla verilmesi ve b) haberin gazetecilik adına kesilip biçilerek verilmesi. Her iki tarzın da çeşitleri var. Aklı başında bir insanın artık bilgilenme ihtiyacını, basından karşılama zamanı çoktan geçmiştir. Peki ne yapacağız? Kendimiz çıkarımlar yapıp, opsiyonlu davranacağız, başka yolu yok.

Erdal Aydın 
 10.02.2008 17:46
Cevap :
Bunun farkına varabilen insanlar için zaten sorun yok. Burada beni düşündüren şey, sürekli aynı gazeteyi okuyarak hayatını belli bir çevrede geçiren insanlar... İşte toplumun kamplara bölünmesinden bahsedenler, bu gerçeği gözönünde bulundurarak artık doğru haber verme, doğru yorum yapma ve olayları değişik açılardan ele alarak sonuca gitme gereğini anlamalılar. Aynı amaçlara sahip bir ulus olarak, aynı şeylere sevinip aynı şeylere üzülen bir toplum olmamız ancak bu şekilde mümkün olur. Bir kesimin diğer kesimi sürekli suçlamasıyla varılacak nokta ne olabilir ki? Katkılarınız için teşekkür derim. Selam ve sevgilerimle...  10.02.2008 22:46
 

Siz basın alanında faaliyet gösteren bir arkadaşımızsınız, bildiğim kadarıyla. Yukarıdaki başlık ve devamındaki haberler hepsi de birbirinin aynı. Gazeteciliğin ne olduğunu biliyorsunuz. Bir köpeğin insanı ısırması değil, bir insanın köpeği ısırması önemli haber oluyor. Bu yüzden de değişik politikaları savunan gazetelerin, aynı haberleri değişik şekilde yorumlamaları yıllardır süregelen bir tutumdur. Bunu sanki bugün başlamış gibi yazmanızı anlamadım. Orhan Pamuk'u sevelim veya sevmeyelim, birtakım güçler (bence Sabetaycılar) tarafından desteklenen Nobel ödüllü bir yazarımızdır. Tabii ki türban konusundaki düşünceleri manşete taşınacak kadar önemlidir. Bu arada Başbakanın Ludwigshafen'de söylediği sözlerin içinden cımbızla çekilen bölümün ön plana atılması da doğaldır. "Her tarafı anıtlarla donatmanın alemi yok..." devamı insanî, ama başlığa alınmıyor ki ilgi çeksin ve yazı okunsun. Papa da bir ülkeyi ziyaretinde "Genelev nerede?" diye sormuş. Hikayeyi bilirsiniz. Selamlar.

Mustafa Mumcu 
 10.02.2008 9:04
Cevap :
Mustafa bey, söylediğiniz gibi yazımda yepyeni, kimsenin bilmediği bir konu yok. Ancak hepimiz bildiğimiz halde aynı yanlışın devamına hala seyirci kalıyoruz, işte bunu kabullenmek bana zor geliyor. Düşünebiliyor musunuz sürekli X gazetesini okuyan biri için bambaşka bir dünya var, gelişen olaylar o dünyaya göre. Y gazetesini okuyanlar içinse yaşanan olaylar ve bu olayların geçtiği dünya daha başka. Oysa hepimiz tek bir dünyada yaşıyoruz. Hakkında birbirine 180 derece zıt yorumlar yapılan olay da aynı... Bugünün teknolojik imkanları çerçevesinde hala bu gerçeğin farkında değilsek, nasıl anlaşacağız, nasıl uzlaşacağız, birbirimizi nasıl anlayacağız? Bir kere daha bu basit, ama önemli konuyu vurgulamak istedim. Yoksa Orhan Pamuk'u veya sözlerini (en azından bu yazıda) tartışmak gibi bir niyetim yok... Katkınız için çok teşekkür ederim. Selam ve saygılarımla...  10.02.2008 18:12
 

Değerli Ahmet ağbim, Medya bile kendi kafasına göre, bir haber bir haberi tutmuyor. herkes bir şekilde gündemden nemalanmaya kalkıyor galiba..saygılarımla..

Mehmet EREN 
 10.02.2008 8:26
Cevap :
Evet Mehmetciğim, en doğrusu şu senin söylediğin nemalanma meselesi... Yalnız birileri nemalanırken arada olan da vatandaşlara oluyor. Kötü olan bu... Katkıların için teşekkür ediyorum. Selam ve sevgilerimle...  10.02.2008 18:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 949
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster