Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Kasım '07

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
10261
 

Hangi şair sevgilisine değil, karısına şiir yazmış?

Hangi şair sevgilisine değil, karısına şiir yazmış?
 

Hangi şair mi? Biraz zor soru... Nazım Hikmet, Bülent Ecevit ve...
Tüm dünyada hemen hemen tüm aşk şiirlerini şairler eşlerine değil; sevgililerine, maşuklarına yazmıştır. Buradan şu sonuç çıkar: İnsan elinde olmayana müptelâdır. Ayrılığın ve kavuşamamanın verdiği dayanılmaz hüzün, sabırsızlık, coşkunluk ve aşk ateşi sevgiliyi eşe göre daha şiirsel yapmıştır.

Ancak Türk edebiyatında eşine şiir yazan Bülent Ecevit, Nazım Hikmet, Bedri Rahmi Eyüboğlu, gibi birkaç şaire rastlamak mümkün.

''En güzel şiirlerimi elbette Rahşan'a yazdım" diyen Bülent Ecevit, ''Elele Büyüttük Sevgiyi" şiirinde eşine, ''elele büyütüp elele derdik / elele derip insana verdik / verdikçe çoğalan sevgimizi" diye seslenir.
…………
elele sevdik bu dünyayı
acısıyla sevinciyle sevdik
yazıyla kışıyla sevdik
köy-köy ülke-ülke
gökler gibi sardı dünyayı
yağmur gibi sızdı dünyaya
dünya kadar oldu sevgimiz
elele büyütüp elele derdik
elele derip insana verdik
verdikçe çoğalan
sevgimizi (1980)

Büyük şairimiz Nazım Hikmet, eşi Münevver Hanım için yazdığı şiirde eşinin doğum gününü kutlar:

Yapraklara dallara, yeşillere, allara,
nice nice yıllara gülüm, nice nice yıllara.
Yaprak dala, al yeşile yaraşır,
gayrı bundan böyle vermem seni ellere...

1949'da bir gün İstanbul Büyük Kulüp'teki bir toplantıda, davetliler Bedri Rahmi Eyüboğlu'ndan bir şiir okumasını istediler. Eyüboğlu ayağa kalktı ve Karadut'u okumaya başladı:

"Karadutum, çatal karam, çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın"...

Bedri Rahmi, şiiri okurken aniden gözlerinden yaşlar süzüldü.Salondaki herkes niye ağladığını anlamıştı; tabii herkesten çok, hemen yanı başındaki karısı Eren Eyüboğlu... Çünkü şiirde " kadınım, kısrağım, karımsın" dediği kadın, karısı değildi.

Bu şiiri 3 yıl önce, bir başka kadın için yazmıştı: Mari Gerekmezyan...

Mari, Bedri Rahmi'nin asistanlık yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi'nin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelmişti.

O dönem askerliğini yapmakta olan şair - ressamın sinesine, "kara saplı bir bıçak gibi" saplanmıştı. Mari, Bedri Rahmi'nin bir büstünü yapmıştı. Bedri Rahmi bu büstü, Mari'nin çeşit çeşit portresiyle ve ona yazılmış şiirlerle yanıtlamıştı.
Artık aşklarından bütün İstanbul haberdardı. Bedri Rahmi, sanatında tam bir patlama yaşıyor, Eren Eyüboğlu ise sabırla eşinin kendisine dönmesini bekliyordu.

"Karadut", 1946'da menenjit tüberküloz kaptı. İyileşebilmesi için antibiyotik lazımdı. Savaş yeni bitmişti ve ilaç ateş pahasıydı. Bedri Rahmi, genç sevgilisine ilaç alabilmek için tablolarını elden çıkarmaya başladı. Ancak bu çabalar da sonuç vermedi ve o yıl İstanbul Alman Hastanesi'nden Mari Gerekmezyan'ın ölüm haberi geldi. Bedri Rahmi yıkılmıştı.

Sevgilisini sonsuzluğa uğurladıktan sonra keder içinde eve döndüğünde kendisini teselli eden, yine eşi Eren olacaktı.

O dönem içkiye başladı ünlü şair...

Eren Eyüboğlu, eşinin bu zor dönemi atlatmasına yardımcı oldu. Onu yeniden sanatıyla buluşturmak için çabaladı. 1974'teki ölümüne kadar geçen çeyrek asrı, aynı evde çalışıp üreterek, diz dize birlikte tükettiler.

Öldüğü gün, eşi Eren cenazeden dönüşte, 35 yaşına gelmiş oğlunu karşısına oturttu:

"Babanı uğurladık" dedi, "Ama şunu bilmeni istiyorum ki, ona çok kırıldım. Yaşadığı ilişkiyi unutmadım.

Hiçbir kadın aşağılanmayı kabul etmez. Buna katlandımsa, bil ki, sadece senin hayatın kararmasın diyedir."

Karadutum Çatalkaram Çingenem Vay
Nartanem Nurtanem Birtanem Vay
Ağaç isem Dalımsın Salkımsaçak
Petek İsem Balım Ağulum
Günahımsın Vebalimsin Günahımsın
Dili Mercan Dizi Mercan
Dili Mercan Dizi Mercan Dişi Mercan
……………..
Ve bu duygusal yazıya evliliğimizin ilk yıldönümünde hayat arkadaşıma yazdığım uzunca şiirin 3 kıtasıyla son veriyorum.

Gecenin esmer yüzü alır içimi
Alır içimden fırtınaları nurdan
Ezberimde yalnızlığın her biçimi
İstemem gözlerinden ağyarı nurdan…

Şehir kirlerini çeksin dehlizine
Düşerim ben, bir ben düşerse izine
Gülüşün gülşendir güllerde gezi ne?
Giydirir ruhuma baharı nurdan..

Gözlerin rüya manzaraları saklar
Daldım gözlerindeki efsaneye yâr!
Sonsuz yolculuğa kanatlanır kalkar
Bulurum en sevgili diyarı nurdan..
.......................
(16 Ağustos 1999- Murat Ertaş)

resim:http://www.leventguide.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"İkimiz de biliyoruz, sevgilim, öğrettiler/aç kalmayı,üşümeyi,yorgunluğu ölesiye/ ve birbirimizden ayrı düşmeyi /Henüz öldürmek zorunda bırakılmadık/ ve öldürülmek işi geçmedi başımızdan " , "İkimiz de biliyoruz, sevgilim, öğretebiliriz/ dövüşmeyi insanlarımız için/ ve her gün biraz daha candan/ biraz daha iyi sevmeyi..." Yalnız benim yaptığım biraz değişik biraz da muzurca bir iş oldu: Ben Nazım Hikmetin, kendisinden iki çocuğu olan ve kendisini 8 yıl dul bir kadın gibi beklemiş Münevver Andaç'tan önceki eşi PİRAYE için yazmış olduğu bir şiiri ekledim yorumlarınıza.SAYGILAR

Lavinya 
 27.01.2008 17:31
Cevap :
İşte bu, blogum daha da nitelik kazandı, bu eklemenizle... Teşekkür ederim. Sevgi ve saygılarımla...  27.01.2008 22:00
 

Ne hoş bir derleme bu böyle!Finali de bir ayrı güzel :) Ellerinize ve yüreğinize sağlık. Şimdi böyle bir derleme olurda ben de katılmaz mıyım? :)) Ama önce araştırmam lazım :)) Ben size dönerim :) SAYGILAR

Lavinya 
 27.01.2008 17:15
Cevap :
MB'nin gülen yüzü arkadaşım. Ziyaretiniz beni mutlu etti. Beğeniniz için teşekkür ederim. Sevgiler...  27.01.2008 21:59
 

Harika bir yazı olmuş teşekkürler bizimle paylaştığınız için.Şunu belirtmek isterimki aşk,sevgi adını koyduğumuz duyguların ne zaman nerde karşımıza çıkacağı ve bizlere neler yaşatacağı belli olmayan duygulardır.Herşeyden önce her kiminle olursa olsun yaşanmalı.İnsanları suçlayamıyorum bu konuda sadece bunu hissettikleri anda paylaşmaları gerektiğine inanır ve öncelikle kendilerini altatmamalerı gerektiğine inanırım.Aşk bu ne zaman nerden geleceği belli olmaz geldiği anda yaşamaya başlamıştır kişi istemiyorum deme şansı olduğunu sanmıyorum tüm bedeni ruhu esir alır bu duygular.Bu yüzden illaha sevgiliye yazılır eşe yazılmaz kanısına katılmıyorum.Hayatımızda hatalarımızın arkasında olupta telafisini için neler yapıyoruz tartışılır.Algıladığım kadarıyla korkularımızın esiri bir sistemde var olduk ve hep bizlere sunulanı yaşadık.Oysa neler yapabilirdik neleri değiştirebilirdik ne kadar düşündük ki her birimizden bir tane daha yok bu dünyada ve yaşamak için ise ikinci bir seçeneğimiz yok..

yüreğinin sesi 
 21.11.2007 18:01
Cevap :
Yüreğinin seine kulak vermemek mümkün değil. Zaten şiir de hayatla bir probleminiz varsa ortaya çıkar ve en büyük problemin adı da aşktır. Karşılıklı duygusal ve fikirsel çözülemeyen ve sonuçlanamayan problemdir aşk. Ben eşime aşığım. Katkınız için teşekkür eder bu hayatta AŞK OLSUN derim.. Sevgi ve selamlar..  21.11.2007 20:12
 

Fatoş öğretmenim blogumu tamamlayıcı bir blog yazdı: "Karısına şiir yazan şairler" diye İşte adres:http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=75964 (yolundiğeryarısı)

murat ertaş 
 18.11.2007 16:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 143
Toplam yorum
: 2363
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2256
Kayıt tarihi
: 22.08.07
 
 

Bu âlem içinde aileme zaman ayırmak, gezmek, okumak, fotoğraf çekmek, resim çizmek ve iş hayatı h..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster