Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Aralık '13

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
431
 

Hangi tip aptalsınız?

Hangi tip aptalsınız?
 

Her çocuk saf ve temiz doğar, basit aptaldır. Bilmediği için mutludur, küçük şeylerden keyif alır. Nasıl mutsuz olunacağını bilmediği için etrafında gördüğü her şey onun için ilgi ve mutluluk kaynağı


Yıllardır eğitim sistemimizin ezberci olduğundan, sadece bilgi verdiğinden ve aynı tip insanlar yetiştirdiğinden yakınırız. Sorgulayan ve bilen insana her zaman şüpheyle yaklaşılmış, korkulmuş ve bu tip bir insan yetiştirmenin önüne sürekli engeller konulmuştur. Aslında Osho’nun aptallık durumu adını verdiği mertebelerden geçen insan için, durumun sadece bizim eğitim sistemimizle ilgili olmadığını anlıyoruz.

Osho derki;

Üç tip aptal vardır.

Birincisi,  bilmeyen ve bilmediğini bilmeyendir: basit aptal.

İkincisi, bilmeyen ve bildiğini zannedendir: karmaşık aptal, eğitimli aptal.

Üçüncüsü, bilmediğini bilendir: kutsal aptal

Her çocuk saf ve temiz doğar, basit aptaldır. Bilmediği için mutludur, küçük şeylerden keyif alır. Nasıl mutsuz olunacağını bilmediği için etrafında gördüğü her şey onun için ilgi ve mutluluk kaynağıdır. Her şey ona büyülü gelir, yıldızlar, güneş, ay, çiçekler, kelebekler, hayatın tüm ayrıntısı çekici ve anlamlıdır. Çocuklar bilgiyle henüz karşılamadığından, günahın ayartılarıyla yüzleşmediğinden ermiştir, yalın ve sade bir ermişliktir bu. Çünkü bunun için uğraş vermemişler, dünyanın yabanıllığını deneyimlemişlerdir.

Büyüdükçe bilmeye başlar çocuk, bilginin soğuk ve ahenksiz yüzüyle karşılaşır. Adını öğrenir merakla ve büyüyle baktığı her şeyin. Ağaç sadece ağaç, gökkuşağı sadece gökkuşağıdır. Renklere hayranlığı bitmiştir. Ne kadar bilirse yaşamın büyüsünden o denli kopar. Sadece akılla mutsuz olmaya başlar, bütünlüğünü ve varlık nedenini yavaş yavaş unutur. Bu bir zorunluluktur, büyümenin bir parçasıdır. Bilginin meyvesini yemek, basit aptallıktan karmaşık aptallığa geçmektir.

İnsan bilmek ister, bilmediği her şey onun için tehlikeli olabilir. Bilgiyle güvende olmak ve tehlikelerle baş etmek içgüdüsel bir ilerlemedir. Bu nedenle birinci tip aptal, gereklilikten ikinci tip aptala dönüşmek mecburiyetindedir. İkinciden üçüncü tip kutsal aptallığa geçiş ise kendiliğinden olmaz, buna karar verilmesi gerekir. Kutsal aptallık ancak ikinci tip aptallık, salt bilgi büyük bir yük haline geldiği zaman mümkündür. Sadece akıllı olmakla bütün duyarlılığını, bütün farkındalığını kaybetmiş insan yeniden çocuk gibi olmak, o saflığa ulaşmak ister. Kutsal aptallık, sadece cesur olanlar, korkmadan sıçrayabilenler içindir, ezberlediği bilgileri sorgulayan ve hayatı yeniden bir çocuk saflığında ve merakında keşfetmek isteyenlerin kazandığı bir mertebedir.

Bilgi, bilmenin önünde bir engeldir. Âlim kişi bilir ama bilmez, çünkü kendi deneyimleriyle kazanmamıştır bilgiyi, dinlemiş ve ezberlemiştir. Bilgiyi sorgulamadan almış, emek vermeden, sezgilerini kullanmadan bulmuştur.

Çoğumuz farklı dereceler içinde ikinci sınıfta yer alıyoruz. Eğer bu sınıfta olduğunuzu düşünüyorsanız, aydın sınıfta olduğunuza inanıyorsanız öğrenmek için geç değil. Yeterli bilgiden sonra bilmeyi öğrenmek gerekir. Bilgi, bilmek değildir, bilmekte öğrenmenin tadı vardır.

Kutsal aptallık en büyük anlayış olanağıdır. Ezberlenmiş bilginin faydasızlığını görmüş, bilmenin önünde bir engel olduğunu öğrenmiştir. Bilgiden vazgeçip saf bir bilendir artık, farkındadır ve zihni çöplükten kurtulmuştur. Sorgulamaya, anlamaya ve görmeye çalışır, berrak bir görüş açıklığına kavuşur.

Dünya tarihi,  bilgili insanların, kutsal aptalları dışladığı, öldürdüğü yok etmeye çalıştığı örneklerle doludur. Hayata yeni bir görüş, yeni bir anlayış ve farklı bakış açıları getirmeleri, sorgulamaları, putları kırmaları yüzündendir ki karmaşık aptalların hedefi haline gelmişlerdir.

Kutsal aptallık cesur yüreklerin erişebildiği olgunluk seviyesidir ki bilginin ötesine geçme, var olma, saflaşma ve gerçek bilme halidir. Gerçeği bilme noktasına gelen bir insan cehaletinin farkına varır, bilmediğini bilir. Öğrenerek, deneyimleyerek bilmeye erişir. Ateşe dokunarak ateşin yaktığını bilir, günaha bulaşarak günahın ne olduğunu anlar, deneyimlerinin ve yaşadıklarının öğretisini yaşar, benliğini ve egosunu öldürerek gerçek bir var olma haliyle gerçekleri ve görünmeyenleri yansıtır ruhunun ışığında.

Nerede olduğumuzu ve nerede durduğumuzu bilmek için çoğu zaman bir boy aynasına ihtiyaç duyarız. Yazımın bir ayna berraklığında olup gerçeklerinizi göstermesi dileğimle.

Fatma KOŞUBAŞI 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İlgi çekici , ilgimi çekti de kendimi emrak ettim hangi tipim diye :)) söylemem ama :) sevgilerimle.

Tülay EKER 
 06.01.2014 14:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 70
Toplam yorum
: 120
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 825
Kayıt tarihi
: 18.01.08
 
 

Eğitimci, yazar... Denizin Üvey Kızı ve Hayalbaz şiir kitaplarının şairi... Bilgisayar öğretm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster