Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Şubat '07

 
Kategori
Sivil Toplum
Okunma Sayısı
934
 

Hangi Türk?

Hangi Türk?
 

"...Katillerin Türklüğünden mi yanayız yoksa katillere tavır alan, cinayetleri kınayanların Türklüğünden mi yanayız? Biz 1915'te Ermenileri imha eden Boğazlıyan Kaymakamı Kemal'in Türklüğünden mi yanayız, yoksa, "Ben Allah'ın gazabından korkarım" diyerek Kemal'in işlediği cinayetlere karşı çıkan, onun idamı için ifade veren Boğazlıyan Müftüsü Abdullahzade Mehmet Efendi'den mi yanayız? Biz Talat'tan, Enver'den, Bahaettin Şakir'den, Doktor Nâzım'dan, Diyarbakır Valisi Reşit'ten; onların cinayetlerinden, onların Türklüğünden mi yanayız? Biz, onların Türklük adına cinayet işlemelerine mi sahip çıkacağız, bu cinayetleri lanetleyenlerin Türklüğüne mi sahip çıkacağız?"

Böyle diyor Taner Akçam "Türklüğümün İsyanı" adlı yazısında. Öyle anlaşılıyor ki o senelerde, cinayetlere karşı çıkanlar, bunu dinden dolayı yapıyorlarmış. Bugüne geldiğimizde ise Hrant Dink cinayetine karşı çıkanlar, bunu vicdanlarından dolayı yaptılar. Buradan da şu anlaşılıyor ki, din ve vicdan aynı sonuca ulaşmayı sağlayan iki farklı (veya birbiriyle ilintili) olgu olarak öne çıkmakta.

İttihatçılar Ölmedi ki

Daha önceki yazılarımı okuyanlar bilirler ki, ben "ölmedi" terimini ilk önce Uğur Mumcu sonra da Hrant Dink için kullanmıştım. Zira onların ölmediğini, fikirlerinin yaşadığına inanıyorum. Ancak ne var ki son günlerde okuduğum yazılardan, aslında ittihatçların da ölmediğine yavaş yavaş inanmaktayım. Bu tür yazılara örnek olarak Taner Akçam'ın "İttihat ve Terakki Geleneği ile Hesaplaşmadıkça" ve 16 Şubat 2007 tarihli Agos gazetesinde yer alan, Türkiye uzmanı Hollandalı tarihçi Zürcher'in röportajı sayılabilir. Niçin İttihatçı yakıştırması yapıldığına dair, aşağıda üç örnek vermek isterim, ancak bazı düşünürlere göre Osmanlının yıkılıp yeni Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda bile bu kadrolarda "İttihatçı kadroların" var olduğunu söylerler. Zira "6-7 Eylül olayları, Varlık Vergisi..." gibi Hristiyanlar yapılan "iyi sayılmayacak muamelelerde" bu görüş etkin olduğu da savlardan birtanesidir...(Bense bu düşünceyi biraz daha öteye götürüp, Hrant Dink olayındaki bahsi edilen "derin devlet" tartışmalarının aslında "ittihatçı eylem" olduğuna yavaş yavaş inanmaktayım...)

Mehter Takımı yürüyüşü gibi: "İki ileri, bir geri"

Kuşkusuz Hrant Dink cenazesinde var olan "insan seli", birçok açıdan "iyi" birşeydi. Ancak nedense her iyi şeyden sonra kötü olması gereken birşey var olması gerekliliğinden dolayı birçok olaylar da yaşandı... Herşeyden önce emekli bir askerin kurduğu "Kuvay-ı Milliye" derneğinden başlamak istiyorum. Kendisinin "Türk ana babadan doğma, soyunda dönme olmayan..." ile başlayan silahlar ve Kuran üzerindeki bu yemininden mi başlamalı, yoksa elindeki 13 bin 500 kişilik hain listesinden mi başlamalı bilemiyorum... Daha sonra ise cenazede var olan o "malum" slogan hakkında Sinoplu bir gazetecin, Şişili Belediyesi hakkında suç duyurusu bulundu... Belki de hepsinden ilginci Türk Tarih Kurumu başkanı sayın Halaçoğlu'nun konu hakkında "ilginç ve bir o kadar da düşündürücü" sözleri, Milliyet gazetesinde yer aldı. (bu konu hakkındaki düşüncelerimi başka bir yazı konusu yapmak istediğimden, burada kesmek istiyorum.)...

Belki de herşeyden önemlisi, verdiğim bu üç örnek (ittihatçı ruhun ölmediğne dair örnek teşkil etmesinden ziyade), "Mehter Takımının geriye doğru attığı adıma" bir dayanak teşkil etmektedir. Ne yazık ki ülkemizde, diğer birçok olayda olduğu gibi, bu olayda da ileriye doğru adım atmayı başarsak bile, Mehter Takımı misali geriye de adım atmayı ihmal etmiyoruz.

Hrant'a Destek bir Tık Ötede

Sonuca gelicek olursak, geçmişte kendisini dini günümüzde ise kendini vicdani sebeplerden dolayı, "bir insanın öldürülmesine tepki" gösterenler de olmuştur; geçmişte olduğu gibi günümüzde de "bir insanın öldürülmesine tepki" (hangi sebepten/slogandan ötürü olursa olsun) göstermeyenler de olmuştur, ki bu durum bile "Hangi Türk?" sorusunun cevaplarını teşkil etmektedir. Bizlere, yani Hrant'ın var olan sebeplerden dolayı öldürülmesine tepki gösterenlere bir görev daha düşmektedir ki bu görev ise "Hrant Dink kampanyasına" imza vermek şeklinde öne çıkmaktadır. Sitede "niçin imza vermeniz gerektiği" belirten sebepler mevcuttur, ancak bendeniz bir sebep göstermek zorunda kalırsam, bu, "verilen desteğin sözde değil özde" olduğunu göstermek için diyebilirim.

http://www.hrant-ve-biz.org/

Not: "Hangi Türk?" sorusunun yanlış anlaşılmasını istemediğimden, bu sorunun "hangi zihniyeti" belirttiğini, tekrar altını çizerek belirtmek isterim. Aynı düşünce açısıyla "Hangi Alman?, Hangi Fransız?, Hangi İtalyan?.." gibi diğer milletlerin hangi zihniyete taraf olduklarını göstermek için de sorulabilir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Benim Osmanlı Rus Savaşından kastım 1806-1812 yıllarına kadar II. Abdulhamitten daha gerilere gider. 1915 Olaylarından kasıt Tehcir uygulanması ise ona verebileceğim yanıt: O günün şartlarında başka secenek olmadığı ve Osmanlı yönetimine tesir eden Alman Generali Bronsart von Schellendorf'un zorlamasıyla devlet tarıfından alınan bir karardır. Tehcir aynı zamanda Ermeni vatandasların can ve mal güvenliğini korumak amacına yöneliktir. Öyle olmasa idi tehcir için yolluk bütçesi ayrılmaz, ve geri dönüşlere izin verilmez ve bugün Turkiyede yaşayan bir tane bile Ermeni vatandaşımız bulunmazdı. Şayet devlet böyle bir uygulamaya gitmemiş olsaydi, I. Dünya savaşı sonrasında o gününün şartlarında kendiliğinden oluşan milli direniş gurupları veya Türk, Kürt ve Arap çetelerinin neler yapacakları kestirilemezdi. Tarihi vicdanımızda yargılayalım derken mümkün olduğunca önyargılardan sıyrılarak işi niyeti kötü olanlara gelecek için birlikte yaşamak arzumuza dinamit koyanlara havale etmeyelimç. Saygı

Metin YAZAREL 
 07.03.2007 0:35
Cevap :
Alm'ın buradaki rolünü ortaya çıkarmış bence oldukça önemlidir, çünkü genelde bu durum gözardı edilir, zaten bugün oldukça az Erm. nufusu yaşayan Almanyaya baktığımızda 1915 olaylarını soykırım olarak kabul eden diğer ülkelerden ayrı olarak, bu olaylardaki sorumluluğunu da kabul etmiştir. "....bugün bir tane bile Erm. vatandaşımız bulunmazdı" ile biten cümlenizi, diğer taraftan yani niçin 2 milyonu aşkın Erm. nufusu bugun 50bine inmişir? şeklinde sormanızında size alternatif bir bakış sağlayacağını sanıyorum. Bunun yanısra belirttiğiniz tarihlerdeki Osm-Rus savaşındaki Erm rolünden kasıt:onların yaşadığı yerlerin ıslahı şeklinde ise eğer, buna engel olan 2.Abdülhamit'in devrilmesini Erm.ler kadar Jön Türkler de istemiş, devirdrikten sonra İttihat-Terakki ve Taşnak bunu sokaklarda birlikte kutlamışlardır.Sorulması gereken diğer bir soru da niçin Erm.ler kadar tehlike arz eden Kürt ve Araplar'ın da Erm.ler gibi silahsızlandırılmadığı,tehcir edilmediğidir? Son cümlenizle hemfikirim.Saygı  07.03.2007 22:58
 

Çok açık bir ifadeyle "hunharca" işlenmiş bir cimayeti, kim hangi değerler adına işlemiş olursa olsun, vicdan sahibi olan bir insanın kabul etmesi düşünülemez. Ancak, bu cinayet ister örgütlü olsun, ister münferit işlenmiş bir cinayet olsun, adi bir cinayeti tüm Türkler işlemiş gibi kinayeli ve açıktan çabalar saldırılar ortamı germiş halada germekte. Bu duruma sebepte nobel ödülüne aday olacakların medya'da tek taraflı yazıp cizmeleri sebep omuştur tıpkı 6-7 Eylul 1955 olayında oldugu gibi. Ben Boğazlıyanın yaraş köyünde Ermenilere katliam yapıldığı söylenen derenin yakınından bir köydenim. Konuya ilgim nedeniyle araştırıp sordum Ermeni çetelerin zulumlerini durdurmak için Kaymakam Kemal beyin emriyle değil, kolluk görevlilerinin insiyatif kullanarak yaptıkları eylemlerdir. Türklerle Ermeniler yaklaşık 9 asır beraber yaşıyorda neden Osmanlı-Rus savaşı sonrası herşey birden değişiyor Tarihi vicdanlarımızda yargılayarak, güzellikleri tekrar bizler inşa edelim önkoşulsuz varmısınız?

Metin YAZAREL 
 04.03.2007 7:45
Cevap :
Merhaba sevgili dost, öncelikle Hrant Dink konusunda var olan hassasiyetlerinizi dile getirdiğiniz için teşekkür ederek başlamak istiyorum, zira birçok kişi türlü bahanelerin arkasına saklanarak bunu yapmayı reddediyorlar... Bunun yanı sıra 1915 olayları hakkında yapılan araştırmalara resmin tek bir parçası( örneğin sizin köyünüzdeki araştırma gibi) yerine resmin bütününe bakılmasının, doğru sonuca ulaşmakta daha sağlıklı olacağını düşünmüşümdür hep. Ayrıca siz, olayların başlangıcı olarak Osm-Rus savaşı görmüşsünüz, ama bence daha önceye 2.Abdülhamit dönemine kadar gitmek gerekir... Kuşkusuz tarihi vicdanlarımızda yargılamayız, ancak bundan sonraki sorunuzun muhatabı Diaspora veya Ermenistan olmalıdır, çünkü Türkiye Ermenilerinin barış ve huzur içinde yaşamak, mümkünse yaşadığı ülkeye katkı yapmak dışında hiçbir düşünceleri olamaz...Yorum için teşekkürler.  06.03.2007 20:01
 

Deve'ye boynun eğri demişler nerem doğru' demiş.sizin üç satırlık cevabınızda o kadar çok yanlış var ki? hangi birini düzelteceğimi şaşırdım.1) ben saygı çerçevesinde eleştiri hakkımı kullanıyorum. seveyim veya sevmeyeyim hiç kimsenin gönlünün kırılmasına tahammül edemem.velev ki bir başkası dahi saygısızlık yaparsa ona bile engel olmaya çalışırım.(örn:başak altın hanıma verdiğim destek) 2) bu yaşıma kadar hiç bir şey öğrenemediysem bile muhaliflerin şiddet yoluyla sindirilemeyeceğini öğrendim.bu konuda samimi olduğumu yazılarımı okuyanlar bilir.ben laf olsun ,torba dolsun kabilinden yazı yazmam.dikkatinizi çekerim..ben gerçek imzamla yazıyorum.ve en önemlisi bir zamanlar birlikte yola çıktığımız arkadaşlarımı dahi eleştirmekten çekinmiyorum.3)mehter marşı yürümez,mehteran yürür.mehter marşı da diğer müzik türleri gibi enstrümanların nağmesinden ibarettir.nağmeler duyumsanır..yürümezler,acıkmazlar,üşümezler.eğer onlar canlı olsaydı, alır yanımda bursasporun maçına götürürdüm.selamlar

Ümit İpekçeker 
 02.03.2007 10:34
Cevap :
Gelen bu yorumunuzdan sonra, bir önceki yorumunuza verdiğimin cevaptaki mesajın hedefe ulaşmadığını gördüm, dolayısıyla bu sefer çok daha net ve açık ifadeler kullanmaya çalışacağım. Tekrar belirtmek isterim ki, sözkonusu yorumdaki sözlerimin kapsama alanına siz girmiyorusunuz, zaten -benim de doğru bulduğum- saygı çerçevesinde eleştride bulunanlara hiçbir sözüm olamaz... Mehter konusuna gelirsek, ne yazımda ne de yorumunuza cevaben "mehter" kelimesinden sonra "marş" kelimesini kullanmadığımı belirtmek isterim... Yorumunuz yanlış anlaşılmayı önlemek açısından önemliydi, umarım bunu başarmışımdır...Teşekkürler.  06.03.2007 19:49
 

Özlem hanımın sayfasına girip yazılarını okurken sizin adınıza rastladım.Gıyabımda kulaklarımı çınlatmışsınız..Siz beni tanıyor musunuz? birlikte yazıştığımız,mesajlaştığımız varit midir? ki yargısız infaz ediyorsunuz.Yazılarımı lütfedip okudunuz mu?.Görüşlerimi biliyor musunuz?.Sizce bir görüşe muhalif olup saygı çerçevesinde eleştirmek faşistçe bir eylem midir?.Sizin demokrasi kültürünüzde fikirlerine katılmadığınız kişilere asılsız ithamlarda bulunmak sıradan olaylardan mıdır?.Benim düşünceme katılmak zorunda değilsiniz.Bunu belirtmenin yolu dedikodu kumkuması olmak değildir.. Her hangi bir yazımı okursunuz, luzüm görürseniz mertçe eleştirirsiniz..İzin verirseniz çok bilinen bir yanlışlığa dikkat çekmek istiyorum..Siz mehteran bölüğünün yürüyüşü esnasında bir adım geri yürüdüğünü nerede gördünüz?..Sağa sola iki adım atılır bir es geçilir, devam edilir..bunun sebebi de ağırlıkların ahengini bir ritimde tutmak isteğidir..Lütfen tekrar önyargısız seyrediniz.Bana hak verirsiniz..

Ümit İpekçeker 
 01.03.2007 12:01
Cevap :
Herşeyden önce merak ettiğim nokta, niçin Özlem Hanım'ın sayfasında söylediklerimi -yarası olan gocunur misali- kendi üzerinize alındığınızdır? Eğer "görüşlerinizi saygı çerçevesinde eleştirdiğinizden" bu kadar eminseniz niçin bir başkasının bunu dile getirmesini "faşist"lik olarak nitelendiriyorsunuz?... Herşeyden de önemlisi bilmenizi istediğim nokta, sözkonusu yorumun muhatabı siz değilsiniz, çünkü ben de en az sizin kadar görüşlerinizin, olabildiğince saygı çerçevesinde kaldığını görebiliyorum... Mehter takımı hakkında söyledikleriniz üzerine nette kısa bir araştırma yaptım ve sözlerinizin doğru olduğunu gördüm, zira çokca bilinen bir yanlış imiş, geriye doğru adım...Bu düzeltme için teşekkürler...Son olarak sizden ricam, bu cevabım üzerine kendi yorumunuzu tekrar okumak ve kimin önyargılı olarak davrandığını "önyargısız" bir şekilde davranarak keşfetmek...Umarım siz de bana hak verirsiniz...  02.03.2007 0:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 112
Toplam yorum
: 142
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 3510
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

İstanbul'da doğdum. Metalurji ve Malzeme Mühendisliği mezunuyum. Felsefe, sanat tarihi, müzik özel i..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster