Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Şubat '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
227
 

Hangisi daha önemli?

Açıklandı…

Hayır, YÖK Genel Kurulunda katsayı değil açıklanan. Türkiye’deki işsizlik oranının daha bir yükseldiği haberi… Yani, Türkiye’de işsiz sayısı giderek artıyor. Bir başka anlatımla, evine ekmek götürebilmek, ailesini sadece doyurabilmek için işe ihtiyacı olan insan sayısı giderek artıyor. Diğer bir anlatımla ise, ekonomi, birlilerinin aileleri için her ne kadar iyiye gidiyorsa da, genel anlamda iyiye gitmediğidir.

Daha bir başka anlatımla ise…

Hükümet, giderek kötüleşen ekonomik sorunların üstesinden gelememeye başlayınca da, insanların sorunları ile uğraşması yerine, Sayın Başbakan’ın demesi ile milletin eline bir “<ı>çelik-çomakvermek gerekiyordu, verdi de…

Birincisi <ı>“Türban”, ikincisi ise <ı>”Öfke” ile gündemi <ı>“Gündelik” değiştirmek, yani döviz kuru gibi <ı>“Dalgalanmaya” bırakmak.

Sayın başbakan, ülkenin temel sorunları çözmede ortaya koyduğu başarısızlığı, yarattığı yapay gündemlerle kapatmaya çalışmaktadır.

Bu nereye kadar devam edecek, dahası Türkiye daha ne kadar gerilecek?

İşte bütün bunların getirdiği olumsuz koşullar ortada dururken, gündemi her gün bir başka yere doğru yönlendiren Başbakan, acaba bunu ne kadar daha devam ettirebileceğini sanmaktadır?

Evine ekmek götüremeyen, günlerden beri iş arayan ve fakat bulamayan işsizler ordusu çığ gibi büyürken ve bu soruna çözüm üretmesi gereken Hükümet, başka ve gereksiz işlerle uğraşmaktadır.

Ama bir şeyi anlamakta zorlanıyorum.

Bizler, işimiz ve uğraşımız gereği Türkiye’nin röntgenine her gün bakıyoruz. Ekonomik göstergeleri günü gününe takip ediyoruz. Bunların ayrıştırmasını yapıyor, ne anlama geldiğini çözmeye çalışıyoruz.

Hadi bu bakışımızla bizler <ı>“Türkiye’de bazı şeyler iyiye gitmiyor” diye bas bas bağırıyor, feryadımız dağı taşı tutuyor. Peki evine ekmek götüremeyen, beş kuruş geliri olmayan, günlerce iş aramak için yolları arşınlayan onca insan ne yapıyor?

Onların gündeminde <ı>“Türban” da yok<ı> “Üniversite giriş sınavlarında katsayı düzenlemesi” de yok, “Avrupa Birliği ile ilişkiler ne durumda”<ı> olduğu da onları ilgilendirmiyor.

<ı>

Ama suskunlar…

Ama sessizler…

Ve… Daha da önemlisi kaderciler.

Ülkemin insanı <ı>“Suskun, sessiz ve kaderci” hale nasıl ve neden geldi? Nasıl oldu bu iş, anlamak oldukça zor geliyor bana.

Ülkemin, devletimin Anayasa’da belirlenen şekli ve nitelikleri üzerinde kara bulut dolaşıyor. İnsanlar açlık ve sefalet sınırında yaşıyor.

Ve bizler, yani ülkemin insanları, bütün bunların karşısında çaresizlik içinde gibi görüntü içindeler…,

Bunları anlamam mümkün değil. Bunların onaylamam da mümkün değil. Ülkemin insanının olumsuz koşullar içinde karanlığa doğru gidişini de boş gözler ve sözlerle de izlemem mümkün değil.

O halde ne yapmamız gerekir?...

İşte ülke olarak, millet olarak şapkamızı başımızın önüne koyup düşünmemiz, çareler üretmemiz ve harekete geçmemiz gerek…

Nasıl mı?

Orasını da hep birlikte bulmamız gerekecek. Ama önce şu önümüzdeki <ı>“Çelik çomak” oyununa son vermemiz gerekiyor…

<ı>15 ŞUBAT 2008

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

70 li yıllarda sesi çıkanların nasıl susturulduğunu gördük.80 li yıllarda suskunluk zorunlu olarak devam etti. 90 lı yıllarda 80 li yılların bıraktığı izler silinip toparlanmaya çalışıldı.......derken öyle bir geliş geldilerki durum tüm çıplaklığı ile ortada.Evet halkı susturmak için sürekli çelikçomak oyunları devam ederse, insanlar yaşam kavgası içerisinde boğulup giderken sesler iyice kısıldı.saygılarımla

nurten san 
 16.02.2008 12:36
Cevap :
Sayın Nurten SAN... Yorumunuz ile katkı sağladığınız için teşekkür ederim. Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  16.02.2008 18:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 906
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster