Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mart '09

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
1076
 

Hangisi Şener Şen: Muhsin Bey mi Züğürt Ağa mı?

Hangisi Şener Şen: Muhsin Bey mi Züğürt Ağa mı?
 

Şener Şen’ i seyrederken hep aynı duyguya kapılırım. Bu duygu beni, ağa zulmü altında ezilen Doğu insanının acınası yaşantısıyla, Batı' nın görkemli ama karanlık sokaklarına sıkıştırılmış her soy insanın trajik ama komik öyküleri arasında amaçsız dolaştırır.

Onu seyrederken, Ertem Eğilmez’ in sözleri aklıma gelir. Ertem’ e göre, sinema ürünü ticari bir yapım değildir. Sanatsal bir araç olduğu da düşünülemez. Hele iletişim aracı hiç değildir. Sinema bunların hepsidir.

Sanki bahsedilen bu duygu yapımcının sözlerinin bir yerlerinde gizlidir, ama öyle kolayca anlatılır birşey de değildir.

Adana’ da 26 Aralık 1941 tarihinde doğan Şener Şen’ in, aktör olan babası Ali Şen gibi sürekli göç alan bir kentin damarlarında kendine bir yer bulduğu ve Türkiye’ yi oluşturan her soy insanın kültüründen bir parça aldığı düşünüldüğünde ise, bahse konu duygu biraz daha açıklanabilir hale gelir.

Hele, 1958 tarihinde Yeşil Sahne’ de tiyatroya başlayan Şen’ in, 1964-1966 yılları arasında Doğu Anadolu' nun köylerinde ilkokul öğretmenliği yaptığı söylenirse, onun oyunculuğunun köklerine inildiği gibi, ulaşmaya çalıştığı alanla, bizim duygularımızı açıklamaya çalıştığımız sahanın tam da bu yaşantı karmaşasının bir yerlerinde olduğu anlaşılabilir.

1970’ li yıllardan itibaren, Hababam sınıfının Body Ekrem’ inden, Süt Kardeşler ve Şabanoğlu Şaban’ daki Kumandan Hüsamettin’ e, Tosun Paşa’ daki Lütfü’ den, Çöpçüler Kralı’ ndaki Zabıta Amiri' ne kadar uzanan çizgi, 1978 yılında çevirdiği Kibar Feyzo ve 1979 yılında çevirdiği Erkek Güzeli Sefil Bilo’ daki Maho Ağa rolüyle artık sapılmaz bir yapıya bürünmüştü.

1980 yılındaki Banker Bilo’ da Banker Maho, 1981 yılında Davaro’ da Sülo, 1982 yılında Çiçek Abbas’ ta Şakir, 1983’ te Şalvar Davası’ nda Ağa unutulmaz karakterleriydi.

Ali Rıza Karakteri 1985 yılında Namuslu filmiyle doğdu. Ağa rolü, 1985 yapımı Züğürt Ağa ile de devam etti. Yine 1985 yapımı Çıplak Vatandaş İbrahim, 1986 yılındaki Değirmen filmindeki Kaymakam Hilmi, 1987 yılında imza attığı Muhsin Bey ve Selamsız Bandosu’ ndaki Latif Şahin, 1988 yapımı Zengin Mutfağı’ ındaki Lütfü Usta ve Arabesk filmindeki Şener bize hem geçmişi hem günceli ve hem de geleceği yaşatmakla kalmıyordur. İyisi ve kötüsüyle Türkiye’ yi de sunuyordu.

Haşmet Asilkan karakteri 1990 yapımı Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni filmine, Abidin, 1992 yapımı Gölge Oyunu’ na, Şeref The Türk, 1993 yapımı Amerikalı’ ya aittir.

Ya 1996 yılında sinemalarda oynayan Eşkıya filmine ait olan Baran karakteri, hangimizi yüreğimizden vurmadı ki?

Sonra Gönül Yarası’ nın Nazım’ ı?

Şen, yalnız ve güzel ülkesine uluslararası bir ödül kazandıramamıştı ama uluslararası ödül alan pek çok sanatçıdan daha fazla ülkesinin insanının gönlünde yer almıştı.

Sürekli Türk-Kürt kardeşliği söz konusu olduğunda et ve tırnak örneği verilir ya, Şener Şen söz konusu olduğunda onun, Muhsin Bey ve Züğürt Ağa’ nın bir karışımı olduğu düşünülerek, adı ölümüne ayrılamazlık denilebilecek bir duygu hissedilir.

Onun filmlerini izlerken belki de yapılması gereken tüm kimliklerden sıyrılarak,
bütün kimliklerin üzerinde taşıdığı, özgün, bazen tek, çoğunlukla ortak değerlerin birlikte kesiştiği o noktada buluşmak gerekiyor.

Anlatmak istediğim o duyguyu ve zaten buluştuğumuz o noktayı ise Şener Şen bütün yanlarımı kutsuyorum diyerek çok iyi veriyor.

Ben onun filmlerinden bunu anlıyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 340
Toplam yorum
: 669
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1553
Kayıt tarihi
: 10.03.08
 
 

Basınla ilgili bir kuruluşda çalışmaktayım. Uzun yıllar basınla ilgili konularda danışmanlık yapt..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster