Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

kevser şekercioğlu akın

http://blog.milliyet.com.tr/kevser

03 Nisan '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
663
 

Hanım hanımcık olamadım

Paşalarımızdan birinin denize nazır yalısının büyük salonunda, deniz manzaralı masamızın, beyaz örtüsünün beyazlığı gözlerimi kamaştırıyor. Ana yemek, güveçte kaşarla pişmiş deniz mahsulleri. Konuşmaların konusu çok ciddi. Karşımdaki adamın konuşmalarını can kulağıyla dinlerken beyaz örtünün bembeyaz görüntüsüne yansıyan gölgemi korsanlara benzetiyorum mahsuscuktan. Güveç’imin içinde düşmanlarımın gözleri var ve ben onları az sonra zevkle yiyeceğim. Galiba gözlerimden biri de güvecin içinde çünkü tek cepheden algılıyorum anlatılanları. Bıktım artık sebeplerin birbirlerine benzerliğinden.

Karşımdaki adam benim sıkı arkadaşlarımdan biri. Sevgilisine duyduğu sevginin büyüklüğünden bahsederken, ailesinin de sevgilisini ona layık bulmadığından bahsediyor. Arada kalmışmış, bilmiyormuş, miş ve muşlar sıra dizisi. Ben konuya Dertçibaşı Abla olarak dahilim. Çaresizce gözlerime bakıyor sanki söylediklerimi yapabilecek gücü ve cesareti varmış gibi. Gerçekten dinliyorum söylediklerini ama görüyorum sevgisinin eksikliğini ve yetmezliğini.

Çocukluğumda Filiz Akın’dı en sevdiğim artist. Güzel, hanım hanımcık, zor işlerin ağır geldiği anlarda bile suskunluğunu koruyan karakterleri canlandırdığında bayılırdım ona. Daima şık ve zariflik içindeki o kırılgan incelik. Hala da çok beğenirim ve benzemek istediğim modellerin en üst sırasında alır yerini. Onun sigara içeninden olacağım büyüyünce derdim herzaman.

Hanım hanımcık olmayı gerçekten çok istedim de, o filmler ve kendi kendilerini hanımcıkmış gibi göstermeye çalışan hemcinslerim yüzünden beceremedim bir türlü. O zamanların filmlerinde gerçekleşen olaylar yüzünden de tutamıyorum çenemi. Çenesine sahip olup da dilini tutup susan baş kadın kahramanların, saçları bembeyaz olana kadar başlarına gelmeyen kalmadığını gördükten sonra iyice gevşedi çenemin vidaları. Filmin başında “Hayır olay böyle değil şöyle oldu” deseler o kadar acı çekmeyeceklerdi halbuki. Tamam o zaman film olmazdı diyorsunuz doğal olarak ama ben susmayacağım demiştim çocukken ve bu yüzden susamadım hayatım boyunca... Suç benim değil anlayacağınız.

Hepimizin etrafında hayata küskünlükleri yüzünden, karşı çıkamadıkları birilerine karşı susmuş, mutsuz insanlar vardır mutlaka. Dikkatli baktığınızda kendilerince bir görev edinmişlerdir insanlara karşı gelemedikleri için. Adı Susmak. Susmadın da ne oldu diye geçirebilirsiniz içinizden, ölüm sebebim ince hastalık, sinir ve sabırdan çatlamak olmayacak en azından.

“Erkek olmayı bir kenara koy, insan olmak bulunduğun çıkmazda giriyor devreye istediğini alabilme noktasında. Bu çıkmaza sen kendi kendini sokuyorsun kimseye bahane bulma lütfen. Ama yetersizse sevgin, ne yaparsan yap yetmeyecek yaptıkların, bir şeyleri hem kendine hemde çevrendekilere kabul ettirmeye. Senin, sorunların karşısında nasıl durduğun ve gösterdiğin kararlılık önemli, başkalarının ne söyleyip ne istediği değil. Sen gerçekten ne istiyorsun söyler misin? Kapıyı kapadığında kaç kişiyle girmeyi düşünüyorsun sevdiğini söylediğin kadının koynuna. Karşındaki kadını yarım sevgin yüzünden daha fazla yaralama artık. Kim söylemiş hatırlamıyorum çok güzel bir söz vardır “Ya bir yol bul ya da yoldan çekil” diye. Hendeği yardan atlatan bir tutam ottur bilir misin? Onu iyi tanırım, bu olanlar karşısında uzun süre sessiz kalıp bekleyeceğini de sanma sakın.

Kadın kısmı yüreği iyice kabul edene kadar bekler, ama sonunda herşeyini koyar ortaya. Gerekirse sevdiği için herşeyden vazgeçer yalnız bir kere fark ederse karşısındaki adamın sevgisinin yetmezliğini işte o noktada çok acırım adama. Gömer sevgisini yüreğine, alır çıkınını omuzuna haberin bile olmaz ne zaman nereye gittiğinin. Bu senin sevgin ve senin tercihin ayrıca sen Prens Charles değilsin ki bulunmaz Hint kumaşlarından urbalar yakıştırmaya kalkıyorlar üzerine. İşte Hendek İşte Deve arkadaşım kendin bilirsin.” diyorum ve koyuyorum noktayı cümlemin sonuna.

Yarım yamalak sevdalar üzerine bir iki paragraf söylemim, içimdekileri boşaltıp, burada yazamayacağım daha özel konuşmaları yaptıktan sonra, arkadaşımı kırmızı suratıyla bırakıp, tatlı olarak ne var diye soruyorum garsona, gülümseyen dudaklarla hınzırca.

Kevser Şekercioğlu

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sen zaten hınzırsın.

Murat Ersöz 
 15.05.2007 20:14
Cevap :
Yok o gençlik yıllarımdaydı şimdi değilim diyeceğim bu da koca bir yalan olacak Murat  16.05.2007 0:37
 

Kevser Hanım, Sizi Hürriyet'in Agora Site'sindeki yazılarınızdan tanırım ben. Benim de zaman zaman Agora'da yazılarım yayınlanır. Milliyet Blog'da görünce de, farklı bir yerlerde eski bir dosta rastlamış gibi hissettim kendimi. Agora'ya acaba Kevser Hanım'ın yazısı yayınlanmış mı diye her hafta bakardım mutlu oldum burada da size rastlayınca. Sevgilerimle :)) Özlem Akaydın

Özlem Akaydın 
 03.04.2007 11:10
Cevap :
Özlemciğim, yorumunu tesadüfen gördüm ve cevap yazmadığımı görünce de şaşırdım. Buradan, bu sebeple kucak dolusu sevgiler gönderiyorum canım. Her şey gönlünün istediğince olsun. Bu güzel yorum içinde sonsuz teşekkürler ediyorum. Sevgiyle ve sağlıkla kal.   17.06.2021 22:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 371
Toplam yorum
: 1592
Toplam mesaj
: 310
Ort. okunma sayısı
: 861
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1965 Akçakoca doğumluyum. Evli ve dört kız annesiyim, küçük bir kızın  anneannesiyim. A.Ü. Halkla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster