Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Eylül '07

 
Kategori
Beslenme / Diyet
Okunma Sayısı
3159
 

Hanımların kalbine giden yol da midelerinden geçer

Hanımların kalbine giden yol da midelerinden geçer
 

Siz bakmayın “Kuş kadar yiyorum ayol” dediklerine. Hanımlar beylerden daha çok düşkün midelerine. Sık sık diyet yaptıklarından akılları fikirleri taam etmekte. “Nasıl olsa veririm bu kiloları” diye ölçüyü bir güzel kaçırıyorlar. Tıklım tıklım dolu olan elbise dolaplarını açınca “Üstüme giyecek bir şeyim bile yok” diye sızlanmaları da bu yüzden zaten.

Aradan yirmi sene geçmiş… Onunla tanıştığımda dal gibi ince bir kızdı. Yediğine içtiğine dikkat eder, bu günlerde “sıfır” diye nitelendirilen o narin bedenine pek dikkat ederdi. İkimiz de şeffaf insanlardık, saklımız gizlimiz yoktu ve aynı evi paylaşıyorduk. Düzeyli bir birlikteliğimiz vardı sizin anlayacağınız ama o biraz fazla kıskançtı işte.

En ufak bir kaçamağımı bile (niye baktın, niye konuştun, niye dans ettin) yakaladığında cehenneme çevirirdi, paylaştığımız iki odalı evi (Sarışın ve yeşil gözlüler çok kıskanç oluyorlar nedense). Bir gün, iki gün, bir hafta, on gün…Benimle konuşmadığı gibi, elime yorganımı ve yastığımı tutuşturur, oturma odasına yollardı.

İşte böyle bozgun günlerinde eve ondan önce gelir ve hemen hazırlıklara girişirdim. Karnıyarık tepsisini fırına verir vermez humuz, bol sarımsaklı patlıcan tarator, fava, acılı ezme, saganaki, sigara böreği ve cacıktan oluşan mezeleri de hazırlardım. Kabak tatlısının üzerine serpiştirdiğim cevizleri kırmak ve ayıklamak bir hayli zamanımı alsa da hiç üşenmezdim.

Bilenler bilir, masa hazırlamak ayrı bir yetenek işi. Bunun da üstesinden gelirdim tabii ve mumla şarabı da hiç eksik etmezdim. Onun gelmesine dakikalar kala sofraya oturur, hani sanki kendime yemek hazırlamışım da yemeğe hazırlanıyormuşum pozlarına girerek onu beklerdim.

Küs olduğumuz için zili çalmaz ve kendi anahtarlarıyla açardı kapıyı. Kapıyı açar açmaz da kokuyu alırdı tabii. Bana bir selam bile vermeden otururdu sofraya… Önce mezelere girişir, sonra da iki tane koskocaman karnıyarığın hakkından gelirdi. Sıra buzdolabındaki bol cevizli kabak tatlısına gelince. Dili çözülürdü nedense…

“İstersen yatak odasında yatabilirsin” diye bir taviz verirdi ama ben çoktan yastığımı ve yorganımı yatak odasına taşımış olurdum.

Ne zaman (hanımların asla kabul edemeyeceği) bir pot kırsam soluğu mutfakta alırdım işte. Kuzu etiyle helmelenmiş bol domatesli ve de ekşili bamya… Fırında biber veya kabak dolması ve yine fırında lahana sarması… Kıymalı pırasa ve de mantarlı bonfile… İncik kebabı ve tereyağlı, kuş üzümlü, fıstıklı pilav… Ve daha neler neler…

Yaklaşık sekiz sene süren beraberliğimizde ben çok tökezledim ama ayakta kalmayı da becerdim, usta aşçılığım sayesinde. Ayrıldığımızda balıketinde, nefis bir hatun olmuştu kendisi. Hayat işte, bazen yollar ayrılıveriyor ister istemez.

Benim asıl merak ettiğim, iki yumurtayı bile kırmaktan aciz erkeklerin durumu. Ne zaman bir pot kırsalar soluğu ya çiçekçide, ya da kuyumcuda alıyorlar. Hâlbuki yemek yapmayı bir öğrenseler mutlulukları da daim olacak. İş biraz da ucuza patlayacak

Bütün mesele hanımları tanımakta.

Ben şahsen şu sıralar “kısır” ve “ mantı” en iyi nasıl yapılır onu öğrenme telaşı içindeyim. Türk hanımlarının damak zevki biraz değişik.

Bilmem anlatabiliyor muyum?

Resim: İdeal ölçülerde (balık etinde) bir hanımın arkadan görünüşü.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mantarlı bonfile tarifi ararken bu yazıyı buldum:) Maalesef içinde tarif yokmuş. Ama ustalığınızı öyle anlatmışsınız ki, sanırım bana bir ip ucu verirsiniz. Selamlar...

moonlight1 
 08.11.2009 18:38
Cevap :
Ben de bu yazı neden tıklanıp duruyor diye merak ediyordum, mantarlı bonfile yüzündenmiş:)) Selamlar, Hocam:)  08.11.2009 19:38
 

kaç yönlü bir insansınız iz ben sayamadım.bir kaç mesleği elinizde bulunduruyorsunuz.aşçılık,müteahitlik,kalp hırsızlığı,yazarlık. bunların hepsinide çok iyi yapıyorsunuz.

Faik A 
 07.11.2007 15:20
Cevap :
Ben bi kuru fasülye yapayım, oturup parmaklarını da yersin Faik:)) Selamlar  11.11.2007 1:10
 

Kategorisi "Diyet" olan bir yazıda bu kadar çok ve nefis yemek adı geçer mi? Üstelik bazı yemeklerde detay da vermişsiniz. Sekiz senede sıfır bedenden balina bedene (balina da balıktır, memeli olması da artı bir özelliktir) çıkarmayı başardığınız hanımı ve muhteşem yemeklerinizi anlatırken koyduğunuz resim ise yazıyı okurken iştahı kabarıp midesi kazınan hanımlara öldürücü bir darbe olacaktır. Ya resimden ya yemeklerden vazgeçmeliydiniz yazınızda. Sevgiler, saygılar efendim. Not: Cevizli kabak tatlısı mı demiştiniz?

Nilgün Akad 
 05.10.2007 1:08
Cevap :
Evet Nilgün hanım, çevizli kabak tatlısı dedim ama buralarda pek bulunmuyor hakiki kabak. Nerede eskinin o güzelim kabakları? Mutlukalın:))  05.10.2007 21:42
 

tek kelıme harıka bır yazı olmus :) bız bayanlar cıcekten bocekten hoslanıyor gıbı gorunsekte bence el emegı ıle hazırlanmıs bır suprızın yerını hıc bır sey tutamaz hem erkeklerın kesesı zarara ugramamıs olur hemde esınızona verdıgınız degerı anlar(tabı mutlaka sevdıgı yemekler yapılmalı yoksa aksam fıyaskoyla sonuclanır) ...Emınım kı bırcok kadın içten gelerek hazırlanmıs bır masayı kuyumcudan alınma yuzuklere vb.ne tercıh eder (tabı takı meraklısı deılse:)

osym vurdu:( 
 28.09.2007 21:11
Cevap :
Hanımlar yine de takıyı tercih eder bence. Kırılan potu unutmuş gibi yaparlar ama asla unutmazlar tabii. Yazıma zaman ayırdığınız için teşekkür ederim. Mutlukalın:))  30.09.2007 21:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 312
Toplam yorum
: 4634
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1643
Kayıt tarihi
: 10.02.07
 
 

Önceleri konuşurdu insanlar, "yazmak", sonraların işi... Duygu ve düşüncelerimizin yanı sıra gözl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster