Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Temmuz '06

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
1603
 

Hansel ve Gretel'in evinden bildiriyorum

Hansel ve Gretel'in evinden bildiriyorum
 

Masal kahramanları Hansel ve Gretel'in pastadan evinde yaşamayı hayal etmeyeniniz var mıdır? Çikolatadan kapıları, şekerlemeden pencereleri, krem şantiden bacası, pandispanyadan temeli olan o evi hangimiz düşlemedik.

Acıktığınızda koparıp yiyebileceğiniz bir kapı kolu ya da canınız her şeker çektiğinde kocaman bir ısırık alabileceğiniz bir pencere pervazına kim hayır diyebilir ki?

Ben diyemezdim. Koç Holding'in kurumsal dergisi "Bizden Haberler" beni arayıp da 'Divan'da pasta yapabilir misin?' diye sorduklarında da demedim. Aslında pasta yapmakla uzaktan ya da yakından alakam yoktu ama çocukluk düşüm bu teklifi hiç düşünmeden kabul etmeme neden oldu. Amacım pasta yapmak değil, Hansel ve Gretel'in evini masal kitabından çıkarmaktı...

Divan'ın Ümraniye'deki yeni üretim binasına vardığımda dışarıda soğuk ve yağmurlu bir hava vardı. Yapısal bir değişim yaşayan şirketin önce yönetim katına çıktık. Bizden Haberler dergisinden gelen ekiple, yeniden yapılanmada muhtemelen genel müdür yardımcılığı görevini üstlenecek olan Burak Atay'ın odasında buluştuk. Ben pastayı yapacaktım, onlar da izleyip fotoğraflayacaktı. 40 yıllık pasta ustası edasına bürünmem uzun sürmedi. Sohbetimize katılan Atay, pasta yapmayı bilip bilmediğimi sorunca, 'hayır' diyebildim. Edamdan etkilenmiş olacak ki şaşırdı. "Bu ne cüret" diye düşünmüş olmalı. Hele bir de pastadan Hansel ve Gretel'in evini yapma niyetimi bilseydi kimbilir ne düşünürdü.

Pasta vakti
Yanımızda Divan Üretim Müdürü Gülsen Dural ile Ar Ge ve Dekorasyon Müdürü Gamze Aktan da vardı. Gözlerinden 'Acaba yapabilecek mi?' sorusu açık ve seçik okunuyordu. Atay, yaptığım pastayı görmeye geleceğini söyleyerek yanımızdan ayrıldı. Zaman gelmişti. Binanın en alt katında bulunan imalathaneye girmenin koşulları vardı. Beyaz önlük, boneler ve galoş giyerek yaz kış 18 derecede tutulan imalathaneye girdik.

Divan, bu imalathanede yılda 1 milyon 800 bin porsiyon pasta, 200 ton butik çikolata üretiyordu. Ayrıca, 115 ton tuzlu, 40 ton bisküvi, 55 ton kek, 150 ton lokum ve 80 ton dondurma da buradaki ustaların elinden çıkıyordu. Doğal olarak da içeriden buram buram pasta ve çikolata kokuları geliyordu...

İştahım son sürat açılmış, çevremdeki çikolatalara özenerek bakarken 40 yıldır Divan'da çalışan Çikolata Bölüm Şefi Muhsin Çufaoğlu ile karşılaştık. İsviçre'de eğitim alan Çufaoğlu bu kadar uzun süre çalışmasına rağmen çikolatadan hâlâ bıkmamış. "Hergün 100 gram çikolata yiyorum. En büyük keyfim bu. Hatta futbol maçlarını stadyumda çikolata yiyerek izlerim" dedi.

Çufaoğlu'nun icadı 'incirli pralin'lerden tadarak yanından ayrıldık.

Üç vardiya halinde, 200 kişilik bir ekiple üretim yapılan imahalathanenin diğer bölümlerini de gezdikten sonra pasta yapabilmem için ayrılan uzun mermer bir tezgahın önüne geldik. Gamze Aktan önce pasta yapımı için nelere ihtiyacım olduğunu sordu. "Duvarlar için dört adet, çatı için iki adet kare pandispanya, çatı için kiremit renginde krem şanti, kar görünümü için de rendelenmiş beyaz çikolata" diye sıralayınca pastadan ev yapma hayalim de ortaya çıktı.

Pasta ustası Ali Ünlü bir çırpıda temin etti saydıklarımı. Gerisini yapmak da bana kaldı. Kat kat konulan pandispanyaları önce çikolata ile sıvadım. Sıvasız ev düşünülemezdi tabi. Üzerine pencere ve kapı oyukları açtığım diğer pandispanya parçalarını da duvar olarak yerleştirdim. Çatı ve bacayı da tamamladıktan sonra çatıyı kiremit renginde krem şantiyle boyadım. Evin duvarlarını da çikolata ile kapladım. Sonuç nasıldı diye soracak olursanız, kötüydü. Hansel ve Gretel'in lanetleyeceği türden bir ev olmuştu.

İşte tam da bu süreçte Ali Usta yardımıma yetişti. Ev'den başka her şeyi andıran bu pastaya ufak ama sihirli bir rotüş atıp kendine getirdi. Sonuç mükemmeldi. Ali usta tüm bunları yaparken söylenmiyor da değildi. Bıyığını sakladığı beyaz maskenin arkasından "Bu kadın işi değil. Erkek işi" deyip duruyordu. Ne diyebilirim, bu iddiasını haklı çıkarmıştım. Eve biraz benzediyse onun sayesinde olmuştu. Gün boyunca eşlik eden Gamze Aktan'ın da gösterdiği sabrı unutmamak lazım.

Sonuç olarak, bir çırpıda yapmış gibi anlattığım bu pasta tam beş saatimi aldı. En çok bozulduğum ise bir pasta için harcadığım sürede, arka tezgahta Ali Usta ve beraberindekilerin 200 pasta yapmış olmalarıydı...

Suudi Arabistan'a Divan Pastanesi
Pasta maceramın sonunda beyaz gömleğim çikolataya bulanmış kahverengi bir ton elde etmişti. Gün biterken Atay, pastayı görmek için yanımıza geldiğinde sohbet etme fırsatı da bulduk. Divan'ın yeniden yapılanma sürecinde gofret, divanella krem çikolata, tablet çikolata ve sakız gibi 15 çeşit ürün ile market ve bakkal raflarına da girdiklerini söyleyen Atay, Türkiye'de de faaliyet gösteren kahve zinciri Starbucks firmasının ürünlerinin de Divan tarafından üretilmeye başlandığını belirtiyor.

Sonuç olarak, "mutlu pasta günü" benim için mutlu bitmiş, Atay ve ekibinden nezaketen olduğunu tahmin ettiğim tam notu almıştım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben de o binayı hep görür içinde neler olup biter diye merak ederdim. Oradaki anlarınızı bizimle paylaştığınız için teşekkürler.

Çiğdem 
 19.07.2006 14:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 13984
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nü bitirdi. Eğitimine Uluslararası İlişkiler alanında yaptığ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster