Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Temmuz '11

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
130
 

Haritalı ateş

Haritalı ateş
 

Antakya'nın üzerine gün yeni doğuyordu. Talebeler yeni yeni uyanıyordu. Yurtta sıra nöbetçi talebe uyanmamış olanları bu sefer daha sesli ve yastıkların altını kaldırarak “Kalk, kalk, kalk.” diyor sonra uykulu biri “Dur yahu ne sarsıyorsun?” dediğinde nöbetçi “Yemek başı kalk, kalk, kalk.” diye aç olanların zihnine mesaj yolluyordu.

Kalkan talebeler yatak örtülerini katladılar. Yerine yerleştirdiler. Sonra yatağın nevresimini düzelttiler. Yatakhanede işi biten yemekhaneye geçti.

Rıdvan yemekhaneye girdiğinde masadaki boş yeri gördü. Oraya ilerledi.

Söylendi. “Selam beyler. Yine mi çorba var?”

Ökkeş “Ne dersiniz, bir gün yemeğe gelmeyelim. Hoca sorarsa 'Çorba içmekten gına geldi. Biz kahvaltı istiyoruz' diyelim. Var mısınız?”

Masadakiler sessiz.

Rıdvan “Sonra hoca beyaz bayrağı çeksin öyle mi durdu. Devam itti. Bu gün çarşı izini. Keyfimi bozamam. Çay içmek istiyorsan çarşı izininde bir demlik çay alırsın. Afiyetle içersin.”

Ökkeş “Niye oyun bozanlık yapıyorsun?”

Rıdvan “Sen hayal görüyorsun. Kursun imkanı olsa talebelerini bal kaymakla besler.”

Talebeler konuşmadan kaşık ve tabaklarından çıkan seslerin eşliğinde çorbaları ile doydular.

Yemek duası yapılırken içeriye hoca girdi. Duadan sonra talebelere konuşmaya başladı.

“Çocuklar her zamanki gibi çarşı izininde edepli olun. Edepli olursanız saygı görürsünüz. Herkes akşama doğru beşte kursta olsun. Paraya ihtiyacı olan varsa yanıma gelsin. Şimdi herkes temizlik bölgesine geçsin. Temizliğinni bitiren çarşı izinine çıkabilir.”

Hoca yemekhaneden çıktı. Ardından talebeler.

Talebeler dörder beşer gruplar halinde önceden okunmuş listeye göre beş katlı binada yerlerine dağıldılar. Günlek temizliğe başladılar.

Hocanın odası kalabalık. Rıdvan da oroda.

Talebelerden biri “Hocam on lira alacaktım.” diye konuştu.

Hoca “On lira veremem. Hesabında beş lira kalmış.”

Hoca beş llirayı talebeye uzattı. Ardından firhist defterinden beş lirayı düştü.

Sıra Rıdvan'daydı.

“Hocam beş lira alacaktım.”

Hoca “Niye bugün az para alıyorsun?”

Rıdvan “Az harcamak daha keyifli hocam.”

Rıdvan parasını alıp odadan çıktığında Yemliha ile karşılaştı.

Yemliha “Beraber gezelim mi?”

Rıdvan “Ben bugün züğürtüm dna göre.”

Yemliha “Önemli değil.Biz de gezeriz tozarız.”

Rıdvan ve arkadaşı Habib Neccar'a gitmeyi tasarladılar. Müzeye gitmeye de karar verdiler. Kurstan çıkarlarken yanlarına Ökkeş te katıldı.

Caddeler, arabalar, insanlar. Hepsi cıvıl cıvıldı. Dışarıya sadece okul için çıkıyorlardı. İlk kez bu kadar keyifliydiler. Herşey ilgilerini çekiyordu. Etrafa rahatsız etmeden bakıyorlar, insanları dikkatle süzüyorlar, onların yabancılığı kendilerine neşe kaynağı oluyordu. Öyleydi. İmreniyorlardı onlara. İnsanlar kendileri gibi değildi ki. O an her bir insan özgürlük köyünün sakini, kendileri ise herşeyi ile izin almış nefer.

Rıdvan “Ben kurstan herşeyi ile izne çıktım. Herşeyi yapacağım. Günahı Musa hocaya.” dedi.

Yemliha “Niyye böyle söylüyorsun. Musa hoca parayı az verdi diye mi?”

Rıdvan “Sence ben hocadan niye az para aldım.” Biraz durdu. Devam etti. “Büyük günahlar işlememek için. Özgürlüğe o kadar açım ki, şu an ahırından tepinerek çıkan danalar gibi coşmak istiyorum.”

Müzenin önündeydiler. Giriş ücretsiz olduğu için şanslılar. İçerideler. Heykeller ve firekslere ilgiyle bakıyorlar. Daphne'nin fireksinin önünde bir süre durdular.

Rıdvan “Bu Romalılar bayağı zevkliymiş. Bizden daha şanslılar.”

Yemliha “Niye?”

Rıdvan “O zamanın insanları daha az şeylere şartlanmış yaşıyorlardı da ondan.”

Müzeyi çıktılar. Asi nehrine yöneldiler. Köprü trafiği yoğundu. Karşıya geçtiklerinde hemen sağdaki işleyen luna parka yöneldiler. Gondola baktılar. Atari reyonunu gezdiler. Çarpışan arabaların yanına geldiler.

Yemliha “Benim sigara krizim geldi. Siz burada bekleyin Hemen geliyorum.” Dedi ve uzaklaştı. Az sonra ağzında sigara tüttürerek ççıka ğeldi.”

Rıdvan “Hoca kokunun farkına varırsa ne yapacağız?”

Yemliha “Varmaz. Bakın karanfil aldım.”

Ökkeş “Akıllısın vesselam.” diye söylendi.

Yemliha'nın sigarasından Rıdvan da aldı Ökkeş te. Luna parkı çıktılar. Habib Neccar Camisine doğru ilerlediler.

Taştan evlerin güneşten alıp yansıttığı ışık onca birikimi tarihi de yüklenmişti. Kimi evler setondan. Tek katlı ve çift katlı evler. Betondan olan evllerin üzerine medeniyet akıyor. Taştan olanların üzerine ise gerçekler akıyor.

Rıdvan “Amma eski evler. İnsanlar eskinin devam ettiğinin farkındalar. Değilse içinde yaşayan insanlar orta çağdan kalmışa benzemezlerdi.”

Yemliha “Televizyonları, radyoları, buz dolapları var. Medeniyetin içinde çaktırmadan ilkelliği yaşıyorlar.”

Habib neccara gelmişlerdi. Caminin içi kkalabalık. Kimi abdest alıyor, kimi mescite girip çıkıyor. Bir grup insan ise hayır için dağıtılan meyan kökü suyu içiyorlar.

Rıdvan “Giriş ücretliymiş.” diye söylendi. Ücreti ödeyip içeriye girdiler. Kapının yanında büyük bir sanduka. Habib Neccar alt katta. Oraya küçük bir merdiven ile iniliyor. Oranın zemini su kaplı. Gizem ve su dolu bir mahsen. İçeride Birkaç kişi Yasin okuyor.

Yemliha “Kim bu Habib Neccar?”

Rıdvan “İsa Mesih'in havarilerinden. Ama bu havariyi putperestler katletmiş. Ama burada yatanın İsa Mesih'in havarisi oluşu tüylerimi diken diken etmeye yetiyor.”

Ökkeş “Havarinin başına gelenlerden dolayı mı?”

Rıdvan “Ondan değil. İsa Mesih'in tantanalı ateşi yüzünden. Onun günümüze kadar devam eden öyle bir ateşi var ki. O ateş haritalı.”

Yemliha “Nasıl yani?”

Rıdvan “İlk günden beri yaşanan her Bir şey olduğu gibi devam ediyor.”

Ziyaret bitmişti. Camiden çıkarlarken meyan kökü suyu içtiler. Sonra oradan uzukluştılar. Bir kafeye girdiler.

Kaldırımda yürüyenler hayatın tadını çıkarıyorlar. Kimisinden parfüm kokusu geliyor kimisinden ter. Kız erkek hepsi gengç. Şehir içinde gezip tozmak özleyenler için daha güzel.

Kafe kaldırıma açık bir yerdi.

Yemliha “Kek isteyen var mı?”

Rıdvan “Neden olmasın?”

Ökkeş “Ağzınıza bakamam heralde.”

Yemliha üç porsiyon kek söyledi. Az sonra kekler geldi. Keklerini yemeye başladılar.


Tuna M. Yaşar


 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 259
Toplam yorum
: 22
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 317
Kayıt tarihi
: 14.09.10
 
 

Orman mühendisiyim. Arkeoloji ve okültizm ilgi alanım. Gezmeyi, kitap okumayı ve müzik dinlemeyi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster