Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '14

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
381
 

Hasan Ali Yücel'in yol arkadaşı

Hasan Ali Yücel'in yol arkadaşı
 

Bir panel öncesi, Osman Ünal, Gürşen Kafkas, Ömer Demircan, Türkay Korkmaz (soldan)


Köy Enstitüleri Süreci

Hasan Ali Yücel’in yol arkadaşı İsmail Hakkı Tonguç, Cumhuriyet öncesinde ve sonrasında Almanya’da öğrenim görmüş, 1926’da Ankara’da “İş İlkesine Dayalı Öğretim Kursu”na katılmıştır.

Köy Enstitülerinin planlanmasında birlikte çalıştığı yakın çalışma arkadaşı Prof. Halil Fikret Kanad 1917 yılında Leipzig Üniversitesi’nde J. H. Pestalozzi konusunda doktora yapmıştır. Amerikalı eğitbilimci J.Dewey genç cumhuriyet için Köy Enstitülerine temel oluşturacak bir rapor hazırlamıştır. Bu rapor 1924’te “İşe Dayalı Eğitim Yaklaşımı” adıyla hazırlanmasına karşın ancak 1938’de Türkçeye çevrilmiştir. Bu yaklaşım öğrenmenin ancak bireyin kendi gözlemlerine dayanarak, doğal ortamda kendini gerçekleştirmesi sonucunda oluşabileceğini ileri sürmektedir. Yirminci yüzyılda kitaplaşan bu öğrenme kuramını Pestalozzi 18.yüzyılın sonlarında dile getirir.

Son yıllarda bu alanda ileri sürülen ve genel kabul gören çoklu zeka, yapılandırmacılık, beyin temelli öğrenme, öğrenci merkezli öğretim, farklılaştırılmış eğitim gibi yaklaşımlar açısındanele alındığında Köy Enstitülerinde uygulanan “İşe Dayalı Öğretim” anlayışının halen aşılamadığı görülmektedir.

Çağdaş eğitim yaklaşımları üç temel öğeyi vurgulamaktadır.

Bireysellik

Gözlem yapılacak ortam

Bireyin kendini gerçekleştirmesi

Bu ilkesel öğeler Köy Enstitülerinde uygulanan “İşe Dayalı Öğretim” yaklaşımında bulunmaktadır.

Gerçek bir öğrenme ortamı ( tarla, atölye, işlik, tiyatro salonu vb.)

Kendi ilgi ve yeteneklerine göre bireyin seçtiği etkinliklerle (tarım, hayvancılık, yapı işleri, marangozluk, arıcılık, müzik, halk oyunları, spor, tiyatro, okuma, resim yapma vb.)  kendini gerçekleştirme  (Üretim yapma, ürün elde etme, ekip içerisinde değişik roller ve sorumluluklar alma, eleştiride bulunma, hesap verme, hesap sorma vb.) öğrenmeyi sağlıyor. Böylece yaşama üretici yurttaş olarak hazırlanma gerçekleşir. Bireyin öz güveni gelişir.

Köy Enstitüleri bu insan tipini kağıt üzerinde değil, gerçek iş eğitimi içerisinde gerçekleştirmektedir. Tonguç, Köy Enstitülerinin  kurulma öncesinde Pestalozzi konusundaki düşüncelerini ve büyük eğitimciden nasıl etkilendiğini çevirisini yaptığı “Pestalozzi ve Devrim” adlı kitabın önsözünde şöyle anlatmaktadır:

“1936 yılından itibaren Türkiye’de ilköğretim alanında kuvvetli bir hamle yapıldı; on binlerce köyü okula kavuşturmak amacıyla eğitmen kursları ve Köy Enstitüleri açıldı. Pestalozzi, J.Dewey, Kerchensteiner gibi eğitkenlerin eğitim ve öğretim ilkeleri bu kurumlarda, buralardan mezun genç eğitmen ve öğretmenlerin çalıştıkları köy okullarında geniş ölçüde uygulanmaya başlandı. Onun için eğitken ve öğretmenlerinden bu işlere katılanlar yazarın dediği gibi “Pestalozzi izleyenleri”dirler.

Tonguç, Köy Enstitülerinin kuruluşundan önce birçok ülkedeki eğitim uygulamalarını incelediği, bu konuda kapsamlı araştırma yaptığı görülmektedir. Özellikle o zamanki adıyla Sovyetler Birliği’ndeki kimsesiz çocukların eğitimi için Makrenko’nun açmış olduğu “Gorki Okulları” modelinden etkilendiği anlaşılmaktadır. Makrenko’nun Yaşam Yolu I-II, Payel Yayını; Kulelerde Bayraklar, Evrensel  Yayını kitapları Tonguç’un Makrenko’dan etkilendiğini göstermektedir.

İsmail Hakkı Tonguç ve Hasan Ali Yücel tüm olanakları kullanarak edindiklerini Türkiye gerçeğine uyarlamışlardır diyebiliriz. Özellikle Köy Enstitüleri üretime dayalı üretici insanı yaratmada örnek olarak durmakta ve yerine bu özellikleri olan bir kurumun konulmadığı bugün görülmektedir.

satırbaşı                                                       

sesi kuşandı sözcükler                       

sonrasız                                                                                         

taşıyorgünceli                       

satırbaşında çığlık                                                                                                             

uyanış ağlamaklı                                                       

düş korkulu        

gün bayram değil

Evet, “satırbaşı çığlık / gün bayram değil”

Tüm görüşlerin ışığında Köy Enstitüleri, insanlaşma, uluslaşma yolunda attığımız önemli bir eğitim atılımıydı.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 988
Toplam yorum
: 307
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 671
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster