Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ağustos '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
580
 

Hasan Cemal ve Mehmet Altan eksik tespite devam ediyor! Mesele Cemil İpekçi olabilmek!

Hasan Cemal ve Mehmet Altan eksik tespite devam ediyor! Mesele Cemil İpekçi olabilmek!
 

Mehmet Altan'dan başlayayım: Altan 21.08.2013 tarihinde attığı üç tweetle diyor ki:

''AK Parti, Mısır'daki olaylar nedeniyle belediyelerin konser ve eğlence programlarını iptal etmelerini istemiş... Uluderede 34 vatandaşımız katledildiğinde bırakın yası; yılbaşı kutlayıp, havai fişekler patlatmıştık. O vatandaşlarımız daha mı az değerli? Türkiye bölünüyor ise bu çifte standart dolayısıyla bölünmekte...''

İlk bakışta harika bir tespit... Altına imzamı atarım... Ancak o kadar eksik ki, AK Partinin yaptığı çifte standarttan hiç farkı yok... Mehmet Altan verdiği tüm örneklerde Kürtlerin acılarını dile getiriyor... Buna karşı değilim, ancak gezi direnişinde yaşanan acılar daha taze değil mi? İlave bir tweetle, Ali Korkmaz, Ethem Sarısülük'ten bahsedilip, ölüme sebep olanlar kutlanmıştı örneği verilemez miydi? Bence daha şık olurdu... Havai fişek patlatın, yılbaşında eğlenin denildiğini duymadım... Ancak Güvenlik güçleri destan yazdı denildiğini duydum...

Ayrıca daha bu hafta şöyle bir isyanım olmuştu da, gelişigüzel yazıvermiştim: (Hani gazeteler büyük iş becermiş (oysa kızı görmüş) ve manşetlerinde Başbakanın ağladığını duyurmuşlardı...)

Keşke Ethem'e, Ali Korkmaz'a da ağlasaydı

Başbakanın İhvan (Müslüman Kardeşler) liderlerinden Muhammed El Biltaci'nin 17 yaşındaki kızı Esma'nın haberini okurken ağladığı ortaya çıktı.

Sözün kısası Mehmet Altan, Kürtlerin acıları kadar başka acılar da yaşanıyor bu ülkede... Asla Kürtlerin acılarını dile getirme demiyorum, ancak başka acıları da gör diyorum...   İşte bu çifte standart bölüyor iktidar dışındaki muhalefeti diyorum...

Gelelim Hasan Cemal'e... T24 de şöyle diyor yazarımız:

 ''Türk dış politikası hiç bugünkü kadar perişanları oynamamıştı! İdeolojik dış politika olmaz, ideoloji dış politika tercihi olamaz. Büyük diplomatik güçler dış politikalarını sokakta yapmaz. Bir ülkenin tek başına ideolojik diplomasi yoluyla dünyaya nizamat verdiği günler geride kaldı, belki de hiç olmadı... Ve yalnızlık kibrin kaçınılmaz neticesidir.

Uzun lafın kısası...

Bir: Dış politikada, diplomaside hisler değil, hakikatler ve menfaatler ağır basar.

İki: Dış politika ve diplomasi, züccaciyeci dükkanına girmiş fil gibi yapılmaz.

Üç: Türkiye, Başbakan Erdoğan yüzünden bugün yalnız Batı’da değil, Doğu’da da yalnızlaşıyor, gitgide tecrit oluyor.

Evet, böylesi hiç görülmedi.''

Yine ilk bakışta harika tespitler... Yine altına imzamı atarım...

Ancak o kadar eksik ki, ve yine iktidarın etkisinde bence... Yine çifte standart uyguluyor... İdeolojik dış politika olmaz, haklı... Ancak ideolojik iç politika olur mu? Ülke içindeki uygulanan politikalar ideolojik değil mi? Bir ülkenin dış politikası ve iç politikası ayrı ayrı olabilir mi? Tüm bu olaylar bir bütün değil mi?

İdeoloji ile devlet yönetilmez... Bu işe kalkmanın bedeli ülke halkını bölmek ve dışarıda yalnız kalmaktır demek zor mu Adaşım? Bak bu gün bile hileyle çocuklarımızın okulları değiştiriliverdi… Tüm bunlar bir bütün…  

Cemil ipekçi gibi delikanlıca bu olaylardaki tuzunuz için, ‘’sanatçı olmamın hayali imiş’’ dersiniz umarım…

Yıldız Nihat, Süleyman Akyürek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İdeoloji ile devlet yönetilmez düşüncenize kesinlikle katılırım ancak şunu da belirtmekte yarar var ki T.C. Devleti kurulduğu ilk günden itibaren Atatürk milliyetçiliği doğrultusunda yönetilmiştir. Yani diyeceğim şu ki, ideolojilere karşı çıkacaksak bunu tüm ideolojiler içinde geçerli olacak şekilde yapmamız gerekmez mi? İdeolojinin iyisi kötüsü tartışmasına girersek bu işin sonu gelmez. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 12.09.2013 9:35
Cevap :
Merhaba Mustafa bey... Çok haklısınız... Bu konuda bir blog yazmayı düşünüyordum, şimdi şart oldu... Kafamdaki ayrım şuydu o zaman:ideolojik devlet kesin çizgileri olan, her şeyi baştan belirlenmiş, yaşamı sımsıkı kuşatmış bir düşünsel sistemdir... Ancak diğer yönetim şekillerinde ise sadece amaç belirlenmiş, amaca gidişte insanlar özgür bırakılmıştır... Saygılar...  13.09.2013 10:38
 

yetmez ama evet! O zaman kafa nerdeydi?

Newyorker 
 22.08.2013 22:51
Cevap :
Merhaba Dost... Güldüm yazınıza... Sanırım iktidarın asıl destekçileri evetçilerden çok yetmez ama evetçiler diyeceğim nerdeyse... Saygılar...  26.08.2013 11:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 615
Toplam yorum
: 1395
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 929
Kayıt tarihi
: 25.06.10
 
 

1959 Denizli doğumluyum.. İ.Ü. İktisat Mezunuyum.. Emekliyim ve hala çalışıyorum.. Yaşam bizden önce..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster