Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Nisan '12

 
Kategori
Sanat Eğitimi
Okunma Sayısı
1344
 

Hasanoğlan'da iz bırakanlardan Nevzat Akoral

Hasanoğlan'da iz bırakanlardan Nevzat Akoral
 

Nevzat Akoral öğrencisi ile Kanuni büstünü yapıyor 1957 (M.Erbil arşivi)


Nevzat Akoral, Manisa’nın Karaoğlanlı köyünde 1926 yılında doğmuştur. Turgutlu’da ilk ve orta öğretimini tamamladıktan sonra Gazi Eğitim Enstitüsü’ne girdi. !949 yılında mezun olunca Kastamonu Gölköy Köy Enstitüsü resim öğretmenliğine atandı. Buradan da 1956 yılında Hasanoğlan Köy Enstitüsü’ne ataması yapıldı. Oldukça verimli çalışmalar yaptı. Öğrencileri ile sanatsal anlamda uyum içinde çalışıp yapıtlar ortaya koydu.

1960 yılında kazandığı eğitim bursu ile Amerika Birleşik Devletleri’nin İndiana Üniversitesi’nde grafik dalında çalışmalar yaptı. 1962 yılında yurda dönünce Gazi Eğitim Enstitüsü resim bölümüne atandı. Burada çok sayıda resim öğretmeni ve sanatçı yetiştirme çabalarına arkadaşları ile birlikte ortak oldu. Bu çabası emekli olduğu 1976 yılına dek sürdü.

Sanatçı olarak aydınlatma ve örnek olma görevlerini sürdürdü. Açtığı sergilerle sanat eğitimindeki etkinliğini, ürettiği sanat yapıtlarıyla da ortaya koydu. Öğrencilerine ve sanat çevrelerine yol gösterici oldu.

Gazi Eğitim Enstitüsü’nde ondan ders alma mutluluğuna eriştim. Sevecenliği, konulara yaklaşımı beni oldukça etkiledi. Severek ve de coşkuyla verdiği çalışmaları yaptım. O’nun ve diğer öğretmenlerimin sanat aktarımları ile kendimi yetiştirmeye çalıştım. Mezun olunca da öğretmen okullarına atandım. İkinci görev yerim Hasanoğlan Öğretmen Okulu idi. 1973-74 öğretim yılında burada göreve başladım. Çok sık etkinliklerin yapıldığı sinema ve konferans salonuna girdiğimde hayretler içinde kaldım. Tam karşımda iki adet dev mozaik pano vardı. Yaklaştığımda heyecanım daha da arttı. Bunlar öğretmenim Nevzat Akoral’ın imzasını taşıyordu. Demek ki öğretmenimin çalıştığı okula gelmiştim.

Bu salonda yapılan her etkinlikte, salonu dolduran 1400 kadar öğrenci gelir sandalyelere oturur, bu mozaikleri usanmadan izlerlerdi. Bu izleme hiç abartmadan söylüyorum, her kez aynı coşku ve heyecanla sürerdi. Şimdi Hasanoğlan’dan mezun olmuş hangi öğrenciye sorarsanız sorun, o mozaikleri anlatmakla bitiremezler. Çünkü o mozaikler adeta zihinlerine kazınmıştır.

Ne var ki o mozaikler şimdi sahipsiz. Sahipsiz olduğu için de bakımsız. Soldaki mozaik duvar yarıldığı için, nerdeyse yarısı dökülmüş halde. Dökülen parçaları kapanın elinde kalıyor.

Sanata ve sanatçıya yapılan en büyük saygısızlıktır bu.

Öğretmenim Nevzat Akoral benim internet ortamında paylaştığım bu mozaikle ilgili fotoğrafı görünce çok üzüldüğünü ve gözlerinin dolduğunu anlatmadan edemedi. Dolu doluydu. Çok üzgündü, sağlığı elverse, koruma kurulu da onay verse, gelip onarmaya çalışacaktı.

Sanatçı duyarlığı buydu.

Hasanoğlan’da Türk büyükleri büstleri vardır. Bunlardan 5 tanesi ilk yönetim yapısı karşısında yer almaktadır. Kimlerin yaptığını bilmiyoruz. Ancak kalıplardan dökümlerinin, Hidayet Gülen ve öğrencilerince yapıldığını biliyoruz. İlk yılların sanat coşkusunu içeren bu büstlerin, İstanbul’dan Bedri Rahmi Eyuboğlu’nun bir vagon dolusu yolladığı heykel ve firizlerin bir bölümü olduğunu söyleyebiliriz.

Daha sonra ise Atatürk Parkı içine, yol kenarındakilerden biraz daha küçük boyutlu olan büstler yapılıp konmuştur. Yıl 1956-1957’li yıllardır.  O zamanlar okul müdürü Kemal Üstün'dür. Okulun resim öğretmenlerinden biri de ressam Nevzat Akoral'dır.  Bir gün gördüğüm bir fotoğraf beni Nevzat Akoral'a yöneltti. Hocam bir öğrencisiyle sözünü ettiğim büstlerden birini yapıyorlardı. Kendisine sorduğumda, Atatürk Parkı'ndakileri bir öğrencisi ile birlikte yaptığını söyledi. Bu öğrencisinin çok yetenekli ve adının Ahmet Aksakal olduğunu  -tam anımsamadığını belirterek- anlattı. Öğretmen ve öğrenci gücü buydu. Hasanoğlan’ın mayasında bu güç her zaman vardı. Yaparak, yaşayarak öğrenmek esastı. Ve de onlar yaptılar. Akoral öğretmen; yaptırarak, yaşatarak öğretiyordu.

Bu park sonradan havuz ve yollarla güzelleştirildi. Ağaçlar ve süs bitkileri dikildi. Öğrencilerin dinlenebileceği bir alana dönüştürüldü.

Böylece Atatürk parkı yolları ve havuzu ile öğrencilerin uğrak yerlerinden biri oldu. Bazen oturup kitap okudular, ders çalıştılar. Bazen de kozalakları top yapıp oynadılar. Eğlendiler birbirini kovalayarak. Çocukluklarını tümüyle yaşadılar.

Hasanoğlan’da okuyup da; bu Atatürk parkında, bu büstlerin önünde, bu büstlerin yanında fotoğraf çektirmeyen öğrenci yok gibidir.

Emeği geçenlerin ellerine sağlık.

Araştırmalarım sırasında bir başka fotoğrafla da gören gönlüyle tanıdığımız, türküleriyle Anadolu’ya bağlandığımız Aşık Veysel ve öğretmenim Nevzat Akoral’a ulaştım. Ortada Aşık Veysel, sağda ressam Nevzat Akoral, solda da Aşık Veysel'in yardımcısı İbrahim var. Aşık Veysel o zamanlar okulda saz dersleri vermektedir, sazın “usta öğretici”sidir. Ocağından yurdundan uzaktır. Hasretlik vardır. Hasretlik vardır ama O; hasretliğe özgü gül dikmektedir Hasanoğlan'da. Saz ustası ikisi oturmuş yarenlik ederler. Yarenlik saz üstünedir, türküler üstünedir elbet. Yürekleri mızrap gibi değer sazın teline. Söyler de söylerler. Dertleşirler türküler üstüne. Yeri geldiğinde Akoral öğretmen de güzel vurur sazın teline. Renk söyler, biçim söyler. Resimlerinde yaptığı gibi.

Anadolu’dur ortak yanları. İkisi de Anadolu’yu işlerler. Aşık sazı ve sözüyle işler, Akoral biçim ve renkle.

Bu nedenle Aşık Veysel’i saygıyla anıyorum.

Akoral hocama da sağlıklı ve de sanat dolu nice yıllar diliyorum.

 

Mehmet ERBİL

 

www.mehmet-erbil.tr.gg

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 57
Toplam yorum
: 50
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 704
Kayıt tarihi
: 29.09.11
 
 

Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi-Yüksek Lisans Resim-19 kişisel Resim Sergisi Yazı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster