Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mayıs '12

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
3125
 

Hasanoğlan Köy Enstitüsü Kurulurken (1941-1951)

Yazarı: Mustafa Güneri

Bu eser Mustafa Güneri’nin 10 Temmuz 1941 tarihinde temeli atılmış olan Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nün 50. kuruluş yıldönümünde, kuruluş yıllarında sanat başı olarak çalıştığı on yıl boyunca çekmiş olduğu resimler ve anılarının çocuklarının teşviki ile enstitüye armağan etmek için başladığı fakat rahatsızlığı nedeni ile sonra bitirdiği bir eserdir.

Köy Enstitülerinden on beşincisinin Ankara’da kurulması düşünülmektedir. Bu iş için görevlendirilen bakanlık müfettişleri yaptıkları araştırmalardan sonra Ankara-Kayseri demiryolu üzerinde, Ankara’ya 35 kilometre mesafede Hasanoğlan Köyünü uygun bulurlar. Demiryolu ile Hasanoğlan köyü arasında 1,5 km uzunluğunda, 750 m genişliğindeki yerin en elverişli alan olduğu kararına varılmıştır.

Köylüler, maddi manevi her türlü ihtiyaçlarını karşılamaya çalışacaklarını, yatacak yer ve ihtiyaçları olan her şeye yardım edeceklerini söylerler. Enstitü, hükümet merkezine yakın bir bölgede kurulacak ve diğer Köy Enstitülerinden daha büyük ve geniş olacaktır. Bu enstitüde hastane, fırın, santral, hamam, atölyeler, her sınıf için derslik, yemekhane, yatakhane, spor tesisleri bulunacaktır. Bu enstitünün kuruluşunda diğer bütün Köy Enstitülerinin öğrenci ve öğretmenlerinden faydalanılacaktır.

Bakanlık Köy Enstitülerine tamim göndererek her enstitünün Hasanoğlan’a iki öğretmen idaresinde 20 öğrenci ve 10 eğitmen olmak üzere 30 kişilik grup göndermesini, bu kişilerin binayı yapıp döneceği belirtilir. 1941 yılında İkinci Dünya Savaşı başlaması ile Trakya’nın boşaltılması sırasında Kepirtepe Köy Enstitüsü’nün de Ankara’ya nakli düşünülür. Bunun üzerine bakanlık öncelikle Kepirtepe Köy Enstitüsü öğrenci ve öğretmenlerinden faydalanmaya karar verir.

18 Nisan 1941 tarihinde Kepirtepelilerin bir grubu Lalabel’e kadar trenle, oradan da Hasanoğlan Köyüne yürüyerek gelirler. Bu gelen grup köylülerce ağırlanır ve getirdikleri battaniyeyi üstlerine örterek geceyi caminin kilimleri üzerinde yatarak geçirir.

İlk gruptan sonra Kepirtepe Köy Enstitüsünün 1, 2 ve 3. sınıf olan öğrencilerinden 22’si kız olmak üzere 266 öğrencisi beş grup halinde Hasanoğlan köyüne gelir. Köy halkı gelen bütün öğrencilerle ilgilenir. Köyden bir ev, yemeklerini pişirir. Bu öğrenciler caminin, okulun ve köyün uygun yerine yapılan çadırlara yerleştirilir.

Köylüden temin edilen aletler ile Kepirtepe’den gelen öğretmen, idareciler ve öğrenciler ile önce vakıf şırahanesi mutfak haline getirilir, sonra masalar yapılır. Köy çeşmesinin yanına Açıkhava yemekhanesi ve dershanesi inşa edilir. Cami avlusuna kızlara ve erkelere ayrı olmak üzere 4 göz tuvalet, köy okuluna 500 kişilik yemekhane, mutfak, ambar, köylü ile ortak kullanmak üzere köy çeşmesinin yanına çamaşırhane ve hamam yapılır. Bu çalışmalar devam ederken, köy okulunun binasına 2 km uzaktan Beşkavak mevkiinden borularla memba suyu getirilir.

Enstitü alanının su ihtiyacını gidermek için köyün meydanında bulunan su, öğrenci ve öğretmenlerin çalışmaları ile suyun geçeceği yerlere künkler döşenip, enstitüye su götürülür. Çünkü suyun gelmesi ile inşaat işlerine girişilebilirdi. Köyde ve çevresinde inşaat malzemesi için taş ve kumun olması, bu konuda sıkıntı olmayacağını gösterir.

Köylüler ile görüşülerek, kumun metreküpü 240, taşın 295’ten anlaşılarak, malzemelerin gösterilen yere getirilmesine başlanır. Kireç için Küçük Yozgat’a gidilir. Civarda başka kireç ocağı olmadığından, kirecin her tonu için 13,5 liradan anlaşma yapılarak, inşaat yerine getirilmesi sağlanır.

Tuğla ile kiremitin inşaata sağlanması için önce köylüler ile görüşülüp, köyde bir tuğla ocağı açılması ve 1000 tanesi 17 liradan satın alınması görüşülür. Fakat köylüler bu işi bilmediğinden, ocağın açılmasından vazgeçilir. Ankara’daki ocağın kapalı olması, Gölbaşı’nda bulunan ocağın tuğlanın tanesine 5 kuruş fiyat vermesi üzerine pahalı bulunur. Bakanlık görevlendirdiği bir müfettişin gerçekleştirdiği, Eskişehir’deki ocaktan tuğlanın alınarak tren yolu ile Lalahan istasyonuna kadar getirilmesi, 1000 adedine 21,5 lira verilmesi, Lalahan’dan inşaat yerine tuğlaların taşıma işini bir öğretmen yönetiminde öğrenciler ile yapılması, anlaşması ile çözüm bulunur.

İnşaat için gerekli kereste Ankara’dan sağlanır. Ayrıca Arifiye Köy Enstitüsünden parası valilikçe verilmek üzere de kereste alınır. İkinci Dünya Savaşı nedeni ile demir bulunmamaktadır. Anakara’da demirci ve hurdacılardan alınan demirlerle, ilk inşaatlar için ihtiyaçlar karşılanır. İnşaat için gerekli çimento sıkıntısı, bakanlık girişimi ile İktisat ve Ticaret Bakanlığı’ndan izin alınarak, 75 ton çimento temin edilir. Sonrasında ise Ankara Çimento Fabrikasından çimento alınır. Bakanlığın yardımı ile çivi de İstanbul’dan sağlanır.

Kuruluşta nakliye en sıkıntılı işlerden biri olur. 7 km uzaktaki Lalahan istasyonuna gelen malzemeler, vagonlardan öğrenciler tarafından indirilir.

8 Temmuz 1941 günü Kayseri Köy Enstitüsü’nden, bir öğretmen başkanlığında 10 eğitmen, 20 öğrenci olmak üzere 30 kişilik bir yardım ekibi gelir. Bu guruba daha sonra Kars-Cılavuz ile Ladik-Akpınar’dan gelen 30’ar kişilik gruplar dahil olur.

Hasanoğlan Köy Enstitüsünün maketleri jüri tarafından değerlendirilir, bunlardan Yüksek mimar Kemal Ahmet Arun, Orhan Safa ve Ahmet Kuruyağız’ın ortak projesi birinci, Mimar Sedat Eldem’in projesinin ikinci seçildiği belirtilir. 9 Temmuz 1941’de Hasanoğlan’a gelen Bakanlık Şube Müdürü Ferit Oğuz Bayır, çocukların çadırını dolaşır ve 10 Temmuz 1941’i temel atma töreni ilan eder.

İlk temel atılacak yer olarak Pazarören işlik binasının yeri tespit edilir ve güneş doğarken ilk temel kazığı çakılıp ipler çekilir. Öğrenci grupları davul zurna, omuzlarında kazma, küreklerle inşaat yerine gelip hep birlikte çalışmaya başlarlar. Kısa sürede duvarlar yükselir. İnşaat yerinde içme suyunun olmamasından dolayı köy ortasındaki çeşmeden, Kepirtepeden gelen öğrenciler, omuzlarında güğümlerle taşıdıkları suları arkadaşlarına ulaştırırlar. Kepirtepeli kız ve erkek öğrenciler, özverili çalışmaları sonucu, içme suyunu da köy çeşmesinden inşaat yerine ulaştırarak, büyük sevincin yaşanmasını sağlarlar.

İlk defa işe başlayan dört grup 20 gün içinde birer atölye binası yapar. Öğrenciler bazı günler tanıtma geceleri düzenlerler. Ayrıca, bölgelerin coğrafi, iktisadi durumu, adet ve gelenekleri üzerinde durulur, mahalli türküler söylenip, şiirler okunup, oyunlar oynanır. Birinci grup bir ay içinde dört atölye binasını bitirir. 10 Ağustos 1941’de coşku ile uğurlanır. Bakanlık burada çalışan öğrenci ve eğitmenlerin görgü ve yurt bilgilerini artırmak amacı ile geziler düzenler. Her grup bir yurt köşesini görecek, başka bir enstitüyü ziyaret edecek, daha sonra da yuvalarına dönecektir.

Atölyelerin bitmesi ile köydeki atölye çalışmaları enstitüye taşınır ve ilk olarak demirhane ile marangozhane açılır. Kızlar için küçük bir işyeri hazırlanır ve bu atölyede, pantolon, gömlek, don, yatak takımı, dikim ve onarım işleri yapılır.

Üç köy enstitüsünden gelen birinci gruptakiler uğurlanırken, Kastamonu-Gölköy, Malatya-Akçadağ, Adana-Düziçi Köy Enstitülerinden gelen 20’şer öğrenci, 10 eğitmenden oluşan gruplar karşılanır. Yeni gelen gruplar, derslik binaları yapacaktır. Bunun için derin temeller kazılıp toprakları atılacaktır. Bu iş de epeyce zordur. Toprakların taşınması için Ankara’daki bir hurdacıdan vagonet alınır. İnşaatın yanına döşenen raylarla da topraklar vagonlar ile taşınır.

İkinci grup işlerini bitirmeden, Trabzon-Beşikdüzü ile Eskişehir-Çifteler Köy Enstitüsünden öğrenci ve eğitmenlerden oluşan gruplar gelir. Bu grupların gelmesi ile Kepirtepeli 266 kişilik öğrenci mevcudu, 210 öğrenci ve eğitmen eklenince, inşaat çalışanının sayısı 500’e yaklaşır.

Öğrenci ve eğitmenlerin yiyeceği ekmekler Ankara’dan gelmektedir. Çeşitli nedenlerden dolayı ekmek geciktiğinde, köyden bazlama toplanarak ihtiyaç giderilir. Yeni yapılan dersliklerin zemin katı yatakhane olarak kullanılmaya başlanır. Böylece öğrencilerden bir kısmı çadır hayatından kurtarılmış olur. İkinci grubun binalarını tamamlayıp uğurlanmasından sonra dördüncü grup olan Balıkesir-Savaştepe, İzmir-Kızılçullu, İzmit-Arifiye Köy Enstitülerinin ekipleri gelir. Kepirtepeliler, enstitünün kuruluşunda en çok emeği geçen ekip olur. Kışın başlaması ve havaların soğuması ile onlar da köylerine gönderilirler.

Kışın -30’lara kadar düşen hava sıcaklığında, birinci sınıfa gelecek olan öğrencilerin yatakhane binası, yapılacak işler arasında yer alan binaların sıvası, ara yollar, elektrik işleri, tavan ve taban tahtalarının çakılması gibi birçok iş yapılmayı beklemektedir. Bu işlerin halledilmesi için, kışın en şiddetli günlerinde Çifteler Köy Enstitüsü’nden ayrı bir ekip gelir. Birinci sınıf öğrencileri de kızlı erkekli gelmeye başlar. Bunlarla grup başları ilgilenir. Bu öğrencilerin temizliği, tıraşları, giyecekleri, ayakkabıları gibi ihtiyaçları ile ilgilenirler. Onlara yapılan konuşmalar ile enstitüye uyumları sağlanmaya başlar.

Mutfağın yanındaki yemekhanenin çatısının kapatılması için işler başlar fakat kışın soğu ve yağan karın kapatılmak istenen çatıda kalması, işleri zorlaştırmaktadır. Bunun için kara tuz atılıp yumuşatılır ve süpürülerek kapatma işleri devam ettirilir.

Santral binasının yapılması, makinelerin yerleştirilmesi, direklerin dikilmesi ile elektrik tesisatı tamamlanmaya çalışılır. Soğuk hava, çalışma şartlarını zorlasa da bir grup öğrenci meydanlara, yollara, binalara hatları çeker. Enstitüyü ve Hasanoğlan Köyü’nü ışığa kavuşturup, bayram yaptırırlar.

Enstitünün yeni kurulmaya başlaması nedeni ile istimlak edilen tarlaların nadası yapılır. Yüz dekarlık kısmına arpa ve buğday ekilir. İki dekarlık yeri de bağ yapılır. Bu kadar büyük bir enstitünün çalışmalarında, teknik eleman olarak, sanat okulu mezunu 4 öğretmen ile 5 usta öğretici vardır. Bu dokuz kişi her zorluğu, öğrenciler ile yener. Herhangi bir müteahhide iş verilmez.

Baharın gelmesi ile inşaat işlerin hızlanması için bakanlıkla temasa geçilir. İhtiyaca göre yapılacak binalar ve ödenek üzerinde durulur. Yapılacak binalar, 2 derslik, 1 yatakhane, 10 öğretmen evi, 1 ahır, 1 kümes, 1 de idare binasının yapılması, olarak kararlaştırılır.

Bir önceki sene inşaat malzemelerinin alındığı yerler ile anlaşılır. Bir de kullanılmış bir kamyon alınır fakat 2. Dünya Savaşı ile kamyona konulacak yağ ve mazot sorun olur.

2 Haziran 1942 tarihinde enstitüye kaydı yeni yapılmış öğrenciler ile ahır, kümes ve öğretmen evlerinin temelleri açılmaya başlanır. Bakanlık, inşaatın çok olacağından, bir önceki yıl gibi enstitüye başka yerlerden gelecek olan öğrencilerin ve eğitmenlerin, yine katkısının olacağını belirtir.

İkinci inşaat yılında, Kastamonu-Gölköy, Ladik-Akpınar, İzmit-Arifiye, İzmir-Kızılçullu, Eskişehir-Çifteler’den ekipler gelir. Gelen ekipler 2 okul binası, 1 yatakhane, 10 öğretmen evi, 1 kümes, 1 ahır, 1 idare binası yapar.

İkinci inşaat mevsiminde marangozhane, demirhane ve dikiş atölyeleri faaliyete geçer. Enstitünün ve köylünün ihtiyaçları bu atölyelerden sağlanır. Öğretmen ve usta öğretici nezaretinde öğrenciler tarafından marangozhanede sınıf ve yemekhane bankları, sınıf masaları ve kitaplıkları, yazı tahtaları, yatakhane ranzaları, öğrencilere takunya ve karyola, binaların kapı ve pencereleri, dolaplar, sedyeler, tekne ve sehpalar, soba tahtaları, çeşitli el ve at arabası tamirleri yapılır. Demirhanede ise 28 kömür kovası, 800 cıvata, 2 su deposu, 1 makine sehpası, 8 mutfak ocak kapağı, 30 gelberi, 3 saç fırın, 15 çöp kutusu yapılır.

Demirhanede ayrıca kazma, pulluk, at arabası, el arabası, murç yapımı da gerçekleştirilir. Dikiş atölyesinde ise öğrenciler öğretmen nezaretinde 394 don, 224 iç gömleği, 220 mendil, yatak takımı, pantolon, pijama vb. dikimi ve onarımını yaparlar. Kız öğrencilerce çorap örülür, ütü işleri yapılır, süveter, yelek örülür. Ayrıca 6 ton bulgur kaynatılıp kurutulup çuvallanır. Köydeki tiftik keçilerinin yünlerinden yararlanılır ve köylülere de öğretilir.

Ziraat işleri olarak, 1942’de 175 dekar tarlaya arpa, 25 dekar tarlaya yulaf ve mercimek ekilir. Bunlardan 9500 kg civarında arpa, 500 kg’a yakın buğday, 1200 kg yakın yulaf elde edilir. Tecrübe edinme amaçlı yapılan sebze ekiminden 500 kg domates, 100 kg biber, 50 kg fasulye, 90 kg patlıcan, 80 kg soğan elde edilir. Bu ürünler öğrencilerin yemeklerinde kullanılır.

200 meyveli, 300 meyvesiz ağaç dikimi yapılır. 700 kavak dikilir. Enstitünün döner sermayesi hesabına 275 koyun, 120 tavuk ve horoz, 5 beygir, 4 öküz, 6 inek, 6 buzağı, 2 merkep, 1 keçi alınır. Hayvanlardan yoğurt, süt, yumurta elde edilir ve öğrencilerin yemesi için enstitü ambarına gönderilir.

Üçüncü ve dördüncü yıl çalışmalarında, enstitüye alınan öğrenci sayısı artmasına rağmen, enstitüler arası yardımlaşma devam eder. Gelen ekipler ile yeni binalar yapılır. Üçüncü yılın sonunda 1 idare binası, 1 yatakhane, 1 büyük marangozhane, 1 büyük santral, 1 atölye, 1 garaj, 2 tuvalet, 2 ahır ve kümes yapılır. Dördüncü yılda ise 1 yüksek kısım binası, 1 yeni hamam ve çamaşırhane, 1 fırın, 1 yatakhane, 1 kantin, 1 ambar, 1 depo, 1 köy evi yapılır.

Enstitüdeki öğrencilerin sağlık kontrolleri ihmal edilmez. İlköğretim Umum Müdürlüğünün aracılığı ile Ankara Hıfzıssıha Kurumu doktorlarından sonra Adana milletvekili olan Ali Menteşoğlu’nun köye gelmesi sağlanır. Doktor haftada bir gün gelir, gece kalır ve çocukları muayene eder, iğnelerini yapar. Köylüleri de muayene eder. Ertesi gün Ankara’ya döner. Bu işler için para almaz. Hasanoğlan Köyü’nde istasyon olmadığından, 7 km ilerdeki Lalahan istasyonunda inen doktor, köye yürüyerek gelir. Enstitüdekilerin üzülmemesi için sorulduğunda, vasıta ile geldiğini söyler.

Doktorun bu şekilde gelip gitmesi nedeniyle, idareciler kendi aralarında konuşarak, bir defaya mahsus olmak üzere 500 lira ücret teklifi yaparlar. Bunun üzerine Doktor Ali Menteşoğlu gülümseyerek, “onların sabah altıda kalkıp canla başla vatan için çalıştıklarını, hatta bazen uykusuz kaldıklarını ve bu işleri para almadan yaptıklarını” belirtip, “Bu kuruluş için haftada bir saat de ben hizmet edeyim, bırakın da” der. Doktor Ali Menteşoğlu böyle bir teklifi geri çevirerek, büyük bir özveri gösterir.

Hasanoğlan Köy Enstitüsünün kurulmaya başlaması ile inşaat faaliyetlerinin en yoğun olduğundan beri eğitsel faaliyetlerde bulunulur. Bu faaliyetler iş sahasında, dinlenme anında, nöbet anında, milli oyunlar oynayarak, güreş tutarak, koşular yaparak, halk türküleri söyleyerek, mandolin ve saz çalarak görülür. Zamanla bu faaliyetleri düzenlemek için bir müdür yardımcısı görevlendirilir.

Öğrenci teşkilatı ve nöbetçi sınıflar ile enstitüde yapılan işlerde düzenlilik sağlanır. Bu sayede öğrenciler de görev ve iş birliği içine alınır. Her hafta bir sınıf nöbetçi olur ve bu sınıf ambardan erzak çıkarılması, temizlik işleri, mutfak işlerinin yürütülmesi, yemekhanenin düzeni gibi birçok işi yapmakla sorumlu tutulur. Bu çalışmalar ile öğrencilere sorumluluk duygusu verilir, yapılan ve yapılamayan görevler haftada bir toplantı yapılarak konuşulur, eleştirilir takdir edilir.

Bütün öğrencilere sabah jimnastiği, çeşitli beden hareketi, yürüyüş ve koşular yaptırılır, milli oyunlar oynatılır. Ankara 19 Mayıs Stadyumunda, 19 Mayıs günü bütün öğrencilerin katılımıyla milli oyunlar oynanır. Bu tür oyunların liselere girmesine, Türkiye’ye yayılmasına önayak olurlar. Futbol, voleybol, basketbol için spor sahaları hazırlanır. Kayak, atıcılık, güreş, yüzme, atletizm çalışmaları üzerinde de durulur.

Yaz aylarında öğrencilere moral vermek, bilgi ve görgülerini artırmak için topluca çevre gezileri düzenlenir. Bu geziler kapsamında Çubuk Barajı, Lalahan ve Gazi Orman Çiftliğine gidilir, ayrıca köy gezileri yapılır.

Öğrencilere okuma alışkanlığı kazandırmak için özellikle okuma saatlerinde sınıflar dolaşılarak, öğrencilere okudukları kitap hakkında içeriği, özeti sorulup okuma yarışı başlatılır.

İnşaat halinden başlayarak, her zaman öğrencileri ve ortamı görmeye gelen misafirler olur. Bu misafirlerden biri de Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’dür. İnönü’ün ilk gelişinde yanında eşi Mevhibe İnönü, Şükrü Saracoğlu, İlköğretim Umum Müdürü Hakkı Tonguç vardır. İnönü çocuklar ile yakından ilgilenip onlara sorular sorar, ellerindeki kitaplardan parçalar okutup anlattırır.

Tonguç, öğrencilerin kültür dersleri ile birlikte sanat çalışmalarına da katıldıklarını söyler. Köy Enstitüleri ile ilgili 3803 sayılı kanunun çıkışının yıldönümü dolayısı ile 17 Nisan’da yapılacak tören için İsmet İnönü, eşi Mevhibe İnönü ve Hakkı Tonguç ile birlikte yanlarında TBMM başkanı Abdulhalik Renda, Başbakan Şükrü Saraçoğlu da gelir. Tören İstiklal Marşı’nın okunması ile başlar. Öğrenciler tarafından günün anlam ve önemi belirtilip şiirler okunur, şarkılar söylenir, milli oyunlar oynanır.

İzmir-Kızılçullu, Eskişehir-Çifteler Köy Enstitüleri’nin ilk mezunlarını vermesinden sonra, enstitünün yüksek kısmının hemen açılması gerekir. Bunun üzerine İsmet İnönü ve Hakkı Tonguç görüşürler. Yüksek kısmın açılması için en uygun yer olarak Hasanoğlan Köy Enstitüsü düşünülür.

Mevcut binalar yeterli olmadığı için en uygun yere Yüksek kısmın binası yapılır. Yüksek kısım güzel sanatlar, yapıcılık, demircilik, ziraat olmak üzere dört kolda toplanır. Öğrenciler Ankara’daki fakültelere gider, derslere girer ve akşam geri dönerler. Öğrencilerin, öğretmenlerin, idarecilerin ve Hakkı Tonguç’un Lalahan’da piknik yaptığı bir gün Dicle Köy Enstitüsünde olan Abdullah Özkucur’un, Mustafa Güneri adlı şiiri, piknikte olanlara okunur ve Özkucur alkışlanır.

İlerleyen zamanda özellikle kıskançlık, çekememezlik, daha sonrasında da bu müessese sola kayıyor tartışması, yüksek kısmın kapatılmasına sebep olur. Bu enstitülerin kurulmasında, gelişmesinde, kalkınmasında eğitimci Hakkı Tonguç, İlköğretim Genel Müdürlüğü görevinden alınıp başka bir göreve verilir. İlköğretim Umum Müdürlüğüne yeni tayinler olur. Yüksek kısmın kapatılması ile kalınmaz. Köy Enstitülerinin orta kısmı programı değişir ve adı “öğretmen okulu” olur.  Kapanan Yüksek kısmın öğrencileri, başka fakültelere gidenler, başka ülkelere gidip eğitimci olurlar. Ortaöğretime öğretmen, ilköğretim müfettişi, milli eğitim müdürü, milletvekili, bakan olurlar.

Yeni umum müdürü ile yapılan program sonucu yapılan toplantıda, umum müdürü açıkladığı düşüncesinde, “enstitünün öğrencilerinin yazın dört aylığına ailelerinin yanına gönderilmesini ve bu sayede tasarruf yapılacağını belirtmesi” tüm öğretmen eğitmenlerce şaşkınlıkla karşılanır. Gönderilecek bu öğrencilerin, yazın yapılan o kadar inşaat işleri ve diğer birçok işler kalacaktır. Alınan karar Müsteşar Reşat Tardu’ya iletilir ve bu kararın raporunu geri çevirerek enstitüye umum müdürüne yollar. Umum müdürü gelen red yazısını toplantı yaparak öğretmen ve eğitimcilere açıklar. Yanlış bir karar aldıklarını belirtip yazın öğrencilerin nasıl bir yaz programı geçireceklerini belirlerler. Öğrenciler sanat, ziraat, yüzme, fotoğrafçılık, milli oyunlar, nöbet işleri gibi işlerde değerlendirileceklerdir.

Yazarın, kuruluş yıllarında on sene emek verdiği köyden ayrılmasının zamanı gelmiştir artık. İstanbul’a eski vazifesi olan İlköğretim Müfettişliğine dönmek ister. Hatıralar ile dolu olan bu enstitüden ayrılmamın üzücü olacağını bildiği halde Ankara’ya gider. Fuat Baymur ve Müsteşar Reşat Tardu ile görüşerek tayinini yaptırır.

Ayrılış tarihi 12 Eylül 1951 olarak belirlenir. Bir gün önce enstitü mensuplarına ve köylüye veda eder. Ertesi gün sabah istasyona geçer. İstasyonda görülmemiş bir kalabalık vardır. Çoluk çocuğu, genci ihtiyarı birçok kişinin uğurlamaya gelmesi, gözlerinin yarmasına sebep olur.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 425
Toplam yorum
: 282
Toplam mesaj
: 98
Ort. okunma sayısı
: 2972
Kayıt tarihi
: 06.12.06
 
 

Gazi Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster