Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mayıs '19

 
Kategori
Beslenme / Diyet
Okunma Sayısı
63
 

Haşimato ile Başa Çıkmak

Tiroid bezi boynumuzun ön kısmında yer alan, kelebek şeklini andıran, tiroit hormonunun salgılanmasını sağlayan endokrin bir organdır. T3 ve T4 hormonlarını üretmektedir. 3 ve 4 isimlendirmesi, içerdiği iyot atom sayısından kaynaklanmaktadır. T4 hormonu hücrelere girebilmek için, karaciğerde T3 hormonuna dönüşmelidir. Düzenin bozulması durumunda tiroit hastalıları oluşmakta ve metabolizma doğrudan etkilenmektedir. Haşimato, tiroit bezinin iltihaplanması durumudur.

Tiroit bezi yabancı bir organ olarak alıgalanır, vücut tiroit bezini yok etmek için antikorları, tiroit bezine bağlar ve tiroit hücrelerine zarar verir. İşte bu aşamada iltihap oluşur. Tiroit hormonu azalmaya başlar. Dışarıdan alınan tiroit hormonu (ilaç), hastalığı azaltmaz sadece oluşan tahribat dolayısıyla yaşanan hormon eksikliğini gidermeye çalışır!!! Sizi iyileştirmez. Amaç, sorunu çözmek olmalıdır. Henüz kesin çözümü bilemiyoruz. Ancak yaşam tarzımızı değiştirip, tahribatı azaltmamız mümkündür.

Bağışıklık sistemindeki zayıflama haşimato hastalığını olumsuz etkiler, haşimato hastalığındaki ilerleme de bağışıklık sistemini etiler. Bu kısır döngüyü kırmak için bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi şarttır. Haşimato hastalığında kişiden kişiye göre semptomlar değişse de genel olarak, sinirlilik, sık hastalanma, depresyon hali, dengesiz kişilik bozukluğu, uyku düzeni bozulması, üşüme veya terleme, iştah problemi, cilt tonunda bozukluk, mens döngü bozuklukları, bebek düşürme riski, kalp ritm bozuklukları, kolesterol, diyabet, cilt hastalıkları, emilim bozuklukları, kansızlık, demir eksikliği, romatizmal hastalıklar görülebilmektedir.

Haşimato hastalığına ait bir diyet yok ancak yaşam tarzı ve beslenme şekli elbette var. İyot fazlalığında veya azlığında yapılan çalışmalar var ancak henüz tam anlamıyla kanıtlanamamış.Selenyum takviyesi ile yapılan çalışmalar var, ancak kesin faydası görüldüğüne dair bir kanıt henüz yok. Selenyum yükselen antikorları azaltıyor ancak, hormon dengesini düzenlemiyor. Glutensiz beslenme ile ilgili söylentiler mevcut, ancak glutensiz beslenme direkt etki etmemektedir. Hatta seferde glutensiz ürünlerdeki farklı ilaveler dolayısıyla ve besin maddeleri açısından fakir beslenme dolayısıyla farklı sorunlar yaşanabilmektedir. Lektin diyeti ile tahıl, baklagil, domates, kuruyemiş, patates, patlıcan tüketiminin sınırlanması ile semptomların azalacağı ile ilgili henüz netlik kazanmamış çalışmalar mevcuttur.

Hastalıktan bir anda kurtulmak mümkün olmasa ile şikayetleri aza indirebileceğimiz sırları yazıyorum (Püf noktası sıra sıra uygulamalarla vücudunuzu iyi dinleyin ve en güzel yöntemi kendinize oluşturun).

Eğer hekim tarafından önerilen tiroit ilacı kullanıyorsanız sabah uyandıktan sonra aç karnına içiniz, kahvaltı en erken yarım saat sonra yapılabilir.

Düzenli uyku olmazsa olmazımız.

Günde 3 litre su kesin içilmeli (su mümkünse buza dönüştütülüp, eritilip, oda sıcaklığında içilerek yapılandırılmış olmalı).

Stresten uzak durmak, geçmiş veya gelecekte yaşamayıp, anı yaşayarak mutlu olmak gerekir. 

Akşamları loş ortamlar tercih edip, mavi ışığa maruz kalmayın. Ekran başındayken kendinize sınırlı zaman dilimleri ayırın. Ekran karşısında beslenme alışkanlığını bırakın.

Güneşten, sabah saat 10:00- 12:00 saatlerinde faydalanın.

Mutlaka yürüyüş yapın. 

Bir öğünde en fazla 2 çeşit yemeğiniz olsun. Yemekleriniz hakiki ve az zetinyağlı olsun. Salçayı da ölçüsünde kullanmalısınız. Herşeyden tadayım, az yiyimi unutun. Mideniz çöplük değil! Gıdalarınızı iyi çiğneyin.

Tatlıyı kesinlikle hayatınızda çıkartın. Rafine şekerden uzak durun. Damak zevkinizi değiştirin. 

Tatlı olarak meyvelerden faydalanın.

Lektin diyeti deneyebilirsiniz.

Selenyum takviyesi alabilirsiniz.

Ham bal, arı sütü ve propolis karışımız deneyebilirsiniz.

Kekik (salamura dağ kekiği, yabani kekik kurusu) tüketimi faydalı olacaktır.

Mide yaralaranız ve bağırsak yaralarınız varsa çözüme ulşamaya çalışınız.

Bağırsaklarınızdaki yeterli emilim için, probiyotik ve prebiyotik alımına dikkat ediniz.

Midenizi sonuna kadar doldurmayınız. Reflü varsa azaltınız.

Dereotu tüketiniz. (Prof. Dr. İbrahim Adnan Saracoğlu her yemekten yarım saat önce günde 3 öğün 1 avuç öneriyor)

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 26
Kayıt tarihi
: 01.05.19
 
 

Istanbul, 1990 doğumluyum. Yüksek gıda mühendisi ve yaşam koçuyum. Gıda üretim fabrikasında gıda ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster