Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mayıs '14

 
Kategori
Sağlık
Okunma Sayısı
531
 

Hasta - Hekim ilişkilerinde güven sorunu (Son bölüm)

 
IV. BÖLÜM (Son)
 
 
HEKİM-HASTA İLİŞKİSİNİ ETKİLEYEN UNSURLAR
 
Hastaya zarar vermemenin ve en çok fayda sağlamanın öncelikli olduğu tıbbı uygulamalarda, hastanın hekimine güvenmesi hasta-hekim ilişkisinin esasıdır. Hekimine güvenen hasta, tedavisi için onunla işbirliği içinde olmalıdır.
 
a-) Tanı-tedavi yöntemlerinin evrimi
 
Eski çağlarda etkinlik ve edilgenlik temelinde başlayan hasta-hekim arasındaki ilişkide hekim, mistik öğeler taşıyan ve din adamı olan üstün kişi durumundadır. Yol gösterme ve hasta ile işbirliği etme dönemine geçiş, Fransız Devrimi kazanımlarının ilişkilere yansıması ve özellikle hastaya insancıl bir şekilde yaklaşan çağdaş ruh hekimliğinin kurucusu Philippe Pinel ile başlamıştır.  Psikiyatrinin Sigmund Freud ve Joseph Braurerle bir bilim dalı olarak kabul edilmesi ve hastayı dinlemeyi bir tanı ve iyileştirme yöntemi olarak geliştirmeleri, hasta-hekim ilişkilerinde karşılıklı katılımın sağlandığı en önemli aşamadır. Daha sonra hastalığı biyopsikososyal bir olgu olarak tanımlayan bugünkü görüş, tıp bilgisinin gelişmesiyle geniş kapsamlı tanıma ulaşmıştır. Bu da, daha önce üzerinde durulan ve hasta-hekim arasındaki güven ilişkisini etkileyen unsur olarak, bütüncül yaklaşımı kazandırmıştır.
 
b-) Hekimden kaynaklanan nedenler
 
Hekimin kişilik yapısı, rolü, hastaya yaklaşımı, mesleğine olan bağlılığı, maddi ve manevi bakımdan doyumu, mesleki yeterliliği, özel yaşamı, tükenme düzeyi gibi etkenler, hekimin hasta ile ilişkisindeki etkisini belirleyen unsurlar olarak dikkat çekmektedir. 
 
c-) Hastadan kaynaklanan etmenler
 
İnsan davranışı, kişisel özellikler ve içinde geliştiği sosyal çevrenin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Bireysel özellikler fiziksel ve psikolojik, sosyal durum ise sosyal yapı ve çevre kültürünü içermektedir. Bireylerin fiziksel ve psikolojik özelliklerinin ölçümü zor olmakla birlikte, bu özellikleri anlaşılır şekle sokmak oldukça kolaydır. Şöyle ki, fiziki çevre bir yanda toplumun yapı taşlarını ifade eden aile, okul ve içinde yaşadığı ortamı ifade ederken, kültür ise insanın bilgi, inanç, fikir ve değerlerinin oluşumu olarak tanımlanmaktadır. Farklı sosyal çevrede ve kültürde yetişen iki kişinin aynı hastalığa karşı yorumları, hastalıkla ilgili davranışları ve tedavi olanaklarını arama biçimlerinin aynı olmadığı görülmektedir. Hastanın yaşı, cinsiyeti, eğitim düzeyi, sosyokültürel özellikler, kişilik yapısı, psikolojik durumu hasta-hekim ilişkisinde etkili unsurlar olarak değerlendirilebilir. 
Hastalık hali, kişinin yaşamını değişik yönlerden etkileyen bir durumdur. Hastanın başkalarına bağımlılığının artığı bir dönemde, hekimden destek alma beklentisini de öne çıkarmaktadır. Hasta yaşadığı hastalık nedeniyle iletişimi bozacak ret ya da öfke gibi bir tepki verebilir, iç dünyasında endişe ve korku duyguları geliştirebilir. Böyle bir durumda hekim hastanın durumunu dikkate alarak yanında yer alıp, hizmet verme zorunluluğundadır. Hekimle ilişki kurmakta güçlük çeken veya yardım beklentisi içinde olan hastayla hekim tek taraflı iletişim kurmak durumundadır. Hekim-hasta ilişkisinde hastanın temel görevlerinden biri, sağlık durumu ile ilgili bilgiyi hekiminden istemek, verilen bilgiyi anlamak ve kendi değerleri doğrultusunda uygun kararlar almaktır. İkinci önemli görevi de sağlığını korumaktır. Gerekirse bunun için yaşam biçiminde değişiklik yapmak gibi bazı etkinliklerde bulunmayı göze almalıdır.   
d-) Hastalıktan kaynaklanan nedenler
 
Hastalıklar bireylerin alışılagelmiş yaşam biçimlerini bozmakta, psikolojik ve sosyoekonomik sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Özellikle kişilerin ruhsal ve bedensel bütünlüğünü bozan ve işlevlerini etkileyen kronik ve ilerleyen hastalıklar, hastalarda korku ve endişe yaratmakta, çeşitli ruhsal karmaşalara neden olmaktadır. Hastalık, kişide belirsizlik endişesine neden olmakta, kendi durumunu kontrol edememekten kaynaklanan yetersizlik duygusuna kapılmaktadır. Bu ve benzeri durumlar hasta-hekim ilişkisini etkilemektedir. 
Hasta üzerinde belirsizlik kaygısı yaratan hastalıklar, hastanın duygularını da etkileyebilmektedir. Belirsizlik, kontrol edilemeyen bir yetersizlikten kaynaklanmaktadır. Risk, gelecekteki belirsizlikleri yönetme aracı olarak görülmektedir. Bir başka tanımda ise risk, belirsizlik sonucu hissedilen tehdit ve bu tehdide karşı oluşan tepki olarak tanımlanabilir. Hastada oluşan bu duygular kaygı, korku, öfke, çaresizlik, aşırı duyarlılık ve depresyon olarak ortaya çıkar. Belirsizlik durumu, hastanın karar vermesini güçleştirdiği gibi, yaşamını kontrol etme düzeyini ve hastalıkla baş edebilme direncini de azaltmaktadır. Böyle bir durumda bilgi eksikliğinin giderilmesi, pozitif düşünme, sosyal destek ve ekonomik yeterlilik hastanın sorunlarla başa çıkmasını olumlu yönde etkileyip, belirsizlik yaşaması engellenmiş olacaktır.
Hastalığın getirdiği güvensizlik duygusu ile hastalar hekimden olağanüstü beklentiler içine girebilir. Bu durum hasta, hasta yakınları ve hekimde zaman zaman gerginlik ve öfke duygularının açığa çıkmasına neden olabilmektedir. Özellikle hastanın ruh bütünlüğünü bozan, yaşamı tehdit eden zor hastalıklarda hem hekim hem de hasta açısından iyi bir ilişkinin kurulması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Burada hekimin hastayı değerlendirmesinde hastalığın özelliklerini göz önüne alması, hasta hekim ilişkisi ve dolayısıyla güven yönünden yararlı olacaktır. 
Hastanelerde hasta güvenliğini olumsuz etkileyen unsurlar özetlenecek olursa, 
 
HASTA GÜVENLİĞİ
 
1– Tanıda yapılan hatalar
 
- Yanlış tanı
- Tanı koymakta gecikme
- Gerçek testlerin uygulanmaması
- Testin uygulanmasında hata yapılması
- Gözlem ya da testlerin sonuçlarına uygun hareket edilmemesi/ sonuçlarının   dikkate alınmaması.
 
2-Tedavi/bakım ve hasta izleme sürecinde yapılan hatalar.
 
-Tedavinin geciktirilmesine yol açmak.
-Tedavi seçiminde tercih edilen yöntem hatası.
-Yanlış ilaç uygulaması.
-İlaç uygulamasında doz ya da yöntem hatası.
-Yanlış taraf cerrahisi, yanlış işlem, yanlış hastaya işlem yapılması
-Cerrahi yanıklar/yaralanmalar
-Çalışanların tedavi/ bakım girişim listelerini tekrar kontrol alışkanlığı edinmemeleri.
-Transfüzyon hataları (Hasta veya yaralıya, kendi veya uygun bir kan grubundan damar yoluyla kan verme)
-Gereken profil aksinin yapılmaması (Hastalıkların oluşumunu ve ilerlemesini önlemek.)
-Yetersiz gözlem.
-Tedaviden sonra yetersiz izlem.
-Hastaların taşınmasında yapılan olumsuz olaylar (Düşmeler ve yaralanmalar)
 
Tıbbi hataların genel olarak üç nedeni bulunmaktadır. Bunlar, insan etmeni, kurumsal etmenler ve teknik etmenlerdir.
 
İnsan etmeni:
 
Yorgunluk, yetersiz eğitim, iletişim yetersizliği, zaman yetersizliği, yanlış karar verme, mantık hatası, tartışmacı kişilik, motivasyon düşüklüğü, istihdam yetersizliği, çalışanların yetersiz eğitimi.
Kurumsal etmenler
 
- İş yeri yapısı, iş yeri politikaları, yönetim,
- Finansal yapıdaki yetersizlikler 
- İletişimde yetersizlik, iletişim sürecinde yaşanan aksaklıklar 
- Hasta kayıtlarının standartlara uygun tutulmaması, 
- Koordinasyon eksikliği
- Tesis yönetimi ve güvenliğinde yaşanan aksaklılar (liderlik ve planlama, emniyet ve güvenlik, tehlikeli maddeler, acil durum yönetimi, yangın emniyeti, tıbbi donanım, gaz-su-elektrik sistemleri ve personel eğitimi konularında eksiklikler)
- Personelin yanlış dağıtımı
 
Teknik etmenler
 
- Yetersiz otomasyon
- Tıbbi cihazların bakım ve ölçümlemelerinin (kalibrasyonlarının) düzenli yapılmaması
- Tıbbi cihaz altyapısının standart dışı kullanılması
- Kullanılan aletlerde yetersizlik/eksiklik.
 
Tıbbi hataları incelerken, kritik hastalarda altta yatan hastalığın özellikleri, hastanın durumu gibi, hastaya ait özel etmenleri de dikkate almak gerekir. 
 
Literatürde, tıbbi hataların kişisel hatalardan çok sistemdeki eksiklilikler veya yetersizlikler sonucu ortaya çıktığı belirtilmektedir. Tanı ve tedavi sürecinde yapılan hatalar, her yıl yüz binlerce kişinin acı çekmesine, ölmesine ya da sakat kalmasına ve büyük miktarlarda mali kayıplara neden olmaktadır. Ülkelere göre farklılık göstermekle birlikte, yapılan geniş çaplı bir araştırma raporunun sonuçlarına göre, en sık görülen tıbbi hatalar, ameliyat öncesi ve sonrası komplikasyonlar, yanlış taraf cerrahisi ve ilaç reaksiyonlarıdır. 
Tıbbı hataların kaynağı genellikle üç nedene dayanmaktadır. İnsan etmeni, kurumsal etmenler ve teknik etmenlerden oluşmaktadır. İnsan etmeni de, iş yoğunluğu, yetersiz eğitim, iletişim yetersizliği, zaman yetersizliği, yanlış karar verme, mantık hatası, tartışmacı kişilik, motivasyon eksikliği, istihdam yetersizliği ve çalışanların yetersiz eğitiminden oluşmaktadır. (Uzun Ö. Bildiri, 17-21 Nisan 2009, Girne, KKTC)
 
 
 
KAYNAK KİTAPLAR
       
1. Okay A. , Sağlık İletişimi, Derin Yayınları:213, ISBN 978-605-5500-61-0, 3. Baskı, Ekim 2012 İstanbul
 
KAYNAK SİTELER
 
1. Atıcı E. Hasta-Hekim ilişkisini etkileyen unsurlar. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, 2007, 33(2), s.91-96. www.uludagtipdergisi.org/pdf/pdf_UTF_37.pdf
2. Ertong G. Sağlık sisteminde hekim-hasta ilişkisi ve güven unsuru. T.C. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Ana Bilim Dalı Doktora Tezi, Ankara-2011
3. Becerikli S. Y. Sağlık İletişiminin Önündeki Engeller ve Sağlık Enformasyonunun Manipülasyonu, Bu bildiri, Prof. Dr. Çiller Dursun’un yürütmekte olduğu 111K256 no’lu TUBİTAK SOBAG Grubu tarafından desteklenen “Türkiye’de Bilim Teknoloji ve Yenilik Haberlerinin Alımlanması ve Bilim Haberciliğini Geliştirmek” başlıklı proje kapsamında hazırlanmıştır.
4. Kihtir A. Sağlık Çalışanları için Etkili İletişim.(1), 11 Mayıs 2011,  Hekim-Hasta İletişiminde Temel Noktalar. (2), 18 Mayıs 2011, SD Sağlık Düşüncesi ve Tıp Kültürü Platformu. Dergi, http://www.sdplatform.com/Dergi/465/Saglik-calisanlari-icin-etkili-iletisim.aspx
5. Erbaydar T. Halk Sağlığı açısından Sağlık İletişimi. C.Ü. Tıp Fakültesi Dergisi, 25(4), 2003 Özel Eki. http://eskidergi.cumhuriyet.edu.tr/makale/488.pdf
6. Kaya H. etkili_iletişim(1), Gönen Devlet Hastanesi. Microsoft Power Point dosyası
7. Oğuz Y. Tıp etkinliğinde hekimin ve hastanın rolleri.
8. Uzun Ö. Hastanelerde Hasta Güvenliğini Olumsuz Etkileyen Etmenler,  5.Nörojirürji Hemşireleri Kongresi, 17-21 Nisan 2009, Girne, KKTC. SA 
9. Akkoç N. , Güldal D. Kliniğe Giriş Kavram ve Uygulamalar. DEÜ Tıp Fakültesi Dergisi 2001, 1(I): 75-78
KUYUCAK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Her zamanki gibi bilimsel yaklaşımla 'Hasta hekim ilişikilerinde güven sorunu' başlığında yaptığınız sosyal analiz için sizi kutluyorum ve bunun TIP fakültelerinde tartışamaya başlanması gerektiğini düşündüm tabii ki fark eden olursa. Çoğunlukla olduğu gibi değerli (zor) yazılar az okunur ama okuyanlar kıymetini anlar. Selamlar.

Kadri KANPAK 
 19.05.2014 4:36
Cevap :
Sn Kadri Bey, ben bu sunumu Marmara Üni. İletişim fakültesi doktora programı öğrencilerine sağlık iletişimi dersinde yapmıştım. Zaman dar, program yüklü olduğundan tamamını sunma fırsatım olmamıştı. Örnek bir sunum makalesi olarak gösterildiği için tamamını burada ve Radikal Gazetesinde yayımladım. Bundan sonra ağırlıklı olarak farklı konuları içeren ama kesinlikle bilimsel kriterlere uygun şekilde hazırlayacağım makaleleri, hakemli dergilerde yayınlamayı düşünüyorum. Anı yazılarımı da bloglarda değerlendirmeyi düşünüyorum. Okuma sabrına katlanıp ciddi bir değerlendirme süzgecinden geçirdiğiniz için size teşekkür ediyorum. Okunma konusundaki görüşünüze tamamen katılıyorum. Konu ancak erbabını çeker. Ancak Radikalde de 500 civarında kişinin okuması, hiç de azımsanacak bir sayı değil. Beğeni için tekrar teşekkür ediyor, selam ve sevgilerimi sunuyorum.   19.05.2014 21:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 67
Toplam yorum
: 177
Toplam mesaj
: 65
Ort. okunma sayısı
: 1157
Kayıt tarihi
: 09.12.07
 
 

Rize merkez ilçeye bağlı Yiğitler Köyünde doğdum. Lise bitinceye kadar ilk gençlik yıllarımı geçi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster