Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mart '20

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
17
 

Hastalıklara Davetiye

Coronavirüs salğınıyla birlikte en çok bahsedilen konuların başında bağışıklık sistemi geliyor. Bağışıklık sisteminin birçok tanımı var. Tıp doktoru olmamam nedeniyle bu konudaki bilgilerim sadece sosyal medyadan edindiklerimle sınırlı. Kısaca ; vücudun savunma sistemi yada vücudun güçlü olması, diyebiliriz.

ABD’ de sağlık gurusu olarak ün kazanan Prof. Dr. Mehmet ÖZ, bağışıklık sistemini güçlendirmek için şu önerilerde bulunuyor;

"Öncelik vücut direnci. Spor ve hareket. Sonrası beslenme. Özellikle meyve sebzeler ile daha spesifik şeyler, mesela sarımsak, yoğurt, kefir, yeşil çay vb. Sonrası ise besin takviyeleri. Özellikle c vitamini, çinko, beta glukanlar (1.3 ve 1.6) ve kara mürver ekstresi. Meyve sebzeler ve takviyeler eğer kendinize de dikkat ederseniz bu kışı atlatmanızı sağlayabilir. Çünkü bağışıklık sistemini çok dirençli hale getiriyorlar."

 Konuyla ilgili uzmanlar bu önerilere, stresle mücadeleyi, iyi uykuyu ve hijyen koşullarını ilave ediyorlar. Tüm bunların yanında bağışıklık sistemimizin genetik olarak atalarımızdan aktarıldığını da vurgulamamız gerekiyor.

Ben, modern yaşam tarzı olarak adlandırılan ve bizlere sunulan pek çok faktörün bağışıklık sistemimizi zayıflattığı görüşündeyim. Nedir bunlar ;

Ne sıcak havayı seviyoruz, ne de soğuk havayı...Hava sıcak olunca klimayı açıyoruz, soğuyunca kaloriferi.. Vücudun güçlü olması için savunma yapmasına hiç izin vermedik.

Vücudumuzun en küçük rahatsızlığında doktora, hastahanelere koştuk. İlaç  bağımlısı olduk.

Köylerden şehirlere, çok katlı binalara göç ettik.Şimdi çok katlı binalardan penceresi olmayan gökdelenlere geçiyoruz. Oksijenimizi binanın ne kadar sağlıklı olduğu tartışılır, havalandırma sistemi sağlıyor. Birbirimizin nefesini soluyoruz.

Domates, patlıcan, biber vb. yaz mevsimi ürünlerini kış mevsiminde de yiyebilmek için ‘’seraları’’ keşfettik. Ne kadar sağlıklı ürün oldukları hep tartışma konusu oldu. Ama tükettik. Halen tüketiyoruz.

Hızlı tüketim ürünleri yemek, menşeinin ne olduğunu bilmediğimiz kahveleri tüketmek için kuyruklar oluşturduk.

Tarıma, köylülüğe gereken önemi vermedik. İnsanları şehirlere yığdık. Sonra hava kirliliğinden şikayet ettik.

Sporu hep sever göründük. Ama belediyenin durak sayısını neden daha çok yapmadığı yönünde şikayetlerde bulunduk. Arabayla marketlere gittik. Park yerinde markete en yakın yeri kapmaya çalıştık.

Güzelim pamuklu yorganları, yastıkları terk ettik. Hava almayan yorganların ve yatakların arasında uyumaya çalıştık. Uyuyamadık. İlaç aldık.

Klozetlerin gerek dizayn, gerekse hijyen yönünden insan ihtiyacına uygunluğuna ben halen inanmıyorum.

Mantolomanın, su geçirmez dış cephe boyalarının, plastik iç cephe boyalarının ne kadar sağlıklı olduğunu pek düşünmedik. Güzelim kireç boyayı ve kokusunu unutalı çok zaman oldu.

Sabun yerine bize sunulan kimyasal bileşikleri vücudumuza, yüzümüze, saçımıza, gözümüze, kirpiğimize her yerimize sürdük. Coronavirüs salğını sabunun ne kadar önemli ve etkili bir temizleyici olduğunu hatırlattı.

Ev temizliği için reklamı yapılan kimyasal bileşikleri aldık. Bol bol kullandık.

Balından ayranına kadar her çeşit gıdanın sahtesini yaptık ve tükettik.

Daha çok kazanç için her geçen gün küçültülen koltuklarla döşenmiş, çağımızın hızlı ulaşım aracı uçaklarda, birbirimizin nefesini soluyarak, saatlerce yolculuk yaptık.

Tavuklar kısa sürede kesime gelsin diye, önce ilaç verdik, yetmedi dolaşma alanlarını daralttık. Daha çok et ve süt almak için hayvanlara yapmadığımızı bırakmadık. Uzun bir süredir her türlü eziyeti yaptığımız, ilaca boğduğumuz hayvanlardan elde ettiğimiz ürünlerle besleniyoruz.

Kesintisiz iletişim uğruna, yaşadığımız her ortamı elektronik kirliliğe boğduk. Ellerimizden cep telefonları hiç eksik olmadı.

Son olarak; Doğadan uzaklaştık. Doğayı kirletmekte hiç tereddüt etmedik. Ağaçları kestik. Kürkü, boynuzu için hayvanları öldürdük. Sanki bir dünyalı değilmişiz gibi, kendimize dünya içinde ayrı bir dünya kurmaya çalıştık. Dünyanın kafa tuttuk. Tüketimden hiç vazgeçmedik, modadan vazgeçmedik, tükettikçe atıklarımız arttı. Kapitalist sistem bize ne verdiyse aldık. Sonra hasta olduk. Olmayalım mı ?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 794
Kayıt tarihi
: 23.01.11
 
 

1981 yılında Eğe Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden mezun olmuştur.1984-1992 yıllarında Türkiye Z..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster