Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Kasım '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
669
 

Hastalıklı hayvan etleri piyasada

Hastalıklı hayvan etleri piyasada
 

Hasta, Antibiyotikli Hayvan Etleri Piyasada


İki yıl önce canlı hayvan ithalatının başlaması ile hayvan hastalıkları da çoğalmaya, bilhassa bu yıl tüm şiddeti ile kendini gösteriyor.

Bilhassa bu yıl daha çok görülmesinin nedeni hem resmi ithalatın sürmesi hem de Suriye’de baş gösteren iç savaşın etkisi ile ülkemize göç eden göçmenlerin hayvanlarını kaçak yoldan getirmeleridir. Sadece kendi hayvanlarını değil sanki Suriye’deki tüm canlı hayvanları Türkiye’ye kaçak yoldan sokuyorlar. İşte bu kaçak girişler Urfa-Mersin hattındaki illerde üç gün hastalığı tüm şiddeti ile devam ederken resmi kayıtlara göre sadece bu bölgede 3000 hayvanın öldüğü bildiriliyor. Son bir yılda tüm ülkede ölen hayvan sayısı ise 50 bini buluyor. Tabii ki bu resmi istatistiklerde bildirilenin çok ötesinde ölümler var.

Ölenlerin haricinde hastalığa yakalanan antibiyotikli hayvanlarda kasaba gönderiliyor.

Hayvanlarda hastalık görülmeye başlanınca hastalığın cinsine göre tedavi başlatılıyor ve hayvanları sağlığına kavuşturmak için antibiyotik de kullanılıyor. Ölen hayvanların etleri ise toprağa gömülmeyip kilosu üç beş Liradan marketlerin et reyonlarına gidiyor, tüketiciler de afiyetle antibiyotikli etleri yiyince antibiyotiğe karşı direnç kazanıyorlar.

Son üç ayda Kütahya ili şap hastalığı, Muğla İlimiz mavi dil hastalığı, Gaziantep, Mersin, Adana, Osmaniye üç gün hastalığı, Kırıkkale brucella hastalığı, Ardahan şap hastalığı, Balıkesir çiçek hastalığı, son iki yıl içinde içinde ise şap hastalığının görülmediği vilayet kalmadı buna hastalıktan ari ilan edilen Trakya bölgemiz dahil.

Hastalığa yakalanan hayvan sahiplerinin ödedikleri veterinerlik hizmet bedelleri, ilaçlar, hayvan kayıpları, çiğ süt verim kayıpları onları zarar ettiriyor.

Hayvan hastalıklarında sahiplerince veya tedavi eden veteriner hekimlerce bildirilmesi  zorunlu ve zorunlu olmayan hastalıklar var. Bildirilmesi zorunlu hastalıklar hayvan sahiplerince çoğu zaman bildirilmiyor.

Türkiye’de resmi istatistiklere göre 11 milyon büyük baş, 30 milyon civarında ise küçük baş hayvan var. Tarsim; tarım ürünleri ve hayvan sigorta poliçe bedellerinin yarısını karşılayan kuruluş olup diğer yarısını devlet ödüyor. Hayvan sahipleri payına düşen poliçe bedeli yüksek. Bu yüzden son altı yılda sigortalanan hayvan sayısı 600 bin olup Tarsim her hastalığı da karşılamıyor.

Hayvan sağlığı insan-halk sağlığı ile ilişkili olup hayvancılık ve hayvansal ürünlerden et , sakatat, çiğ süt üretimini doğrudan etkilemektedir.

Ne yapmalı?

  • Tarsim sigorta havuzuna dahil edilmesi tüm büyük baş, küçükbaş hayvanlar isteğe bağlı değil mecburi hale getirilmelidir. Bu yapıldığı takdirde poliçe bedellerinden devletin ve hayvan sahibinin payı da düşecektir. Tüm hayvan hastalıkları, hastalıktan dolayı çiğ süt verim düşüklüğü Tarsim sigorta teminatı altına alınmalıdır.
  • Hayvan aşıları bizatihi GTH bakanlığı tarafından yürütülmelidir.
  • Resmi canlı hayvan ithalatındaki gümrük vergileri  % 135, et ithalatındaki gümrük vergileri % 200 eski seviyesine getirilerek ithalat durdurulmalıdır. Sınır ülkelerden kaçak canlı hayvan girişlerine karşı ciddi tedbirler alınmalıdır.
  • Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının veteriner hekimlik kadroları güçlendirilmelidir.

Bunlar yapılmaz ise GTH bakanlığı kendi açıkladığı hayvancılık, çiğ süt üretimi ile ilgili 2023 hedeflerini zor görür.

Bizden söylemesi..

https://groups.google.com/group/cigsutureticileri

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Msj: 3/1 > En azından bu tedbir; özellikle hastalığın yoğun olarak görüldüğü güney illerimizde (Gaziantep, Osmaniye, Adana, Mersin, Aydın, Muğla) ve Balıkesir illerimize uygulanabilir. Her memleket meselesinde oldu gibi, tabi ki bu çok önemli hususta da milli bilincin gelişmesi ve milli reflekslerin oluşmasına hep birlikte katkı sağlamak durumundayız. Fakat, tabi ki ihtisas alanı ve bilgi-ilgi alanı meseleleri nedeniyle hepimizin her şeyi hakkıyla yapması söz konusu değildir. Bu münasebetle, sizin bahsi geçen alanlarda ki katkılarınızdan, doğru ve dikkate değer tespitler yaparak, çözüm yollarını gösteriyor olmanızdan dolayı çok teşekkür ediyorum.

Duran Açıkgöz 
 12.11.2012 21:41
Cevap :
Sayın Duran Açıkgöz Yazıma katkı sağlayan yorumlarınız için teşekkür ederim. Saygılarımla Çapar Kanat  13.11.2012 16:23
 

Msj:2/1> Bir diğer husus; devlet, sigortalanan hayvanların, sigorta ücretlerinin % 50’sini karşılıyormuş ve bu ortalama 250 TL’ye tekamül ediyormuş. Sigortalanmış hayvanların hastalıktan ölmesi halinde, bu durumun sigorta şirketlerine bildirilmesi ve dolayısı ile hastalıklı etlerin kontrol altına alınması ve imhası mümkün olacağına göre, bu hastalıklı etleri bilmeden tüketmesi nedeni ile ölümcül hastalıklara yakalanacak olan insanlarımızın sağlığı, bir +250 TL’den daha kıymetli değildir. Öyle ise hükümetin, misal daha az öneme haiz alanlarda ki masraflarını kısarak veya ola ki bütçe sıkıntısı da mevzubahis değilse, başka bir revizyona dahi gitmeye gerek görmeden buna kolayca çözüm bulması mümkündür.

Duran Açıkgöz 
 12.11.2012 21:37
 

Msj:1/1> Toplum sağlığını ve ekonomik düzenini olumsuz etkilediği için, kaçınılmaz olarak sosyal hayatı da tahrip eden ve bu olumsuz etkileri artık kesin olarak bilinen GDO’lu ithal ürünler, ithal tohumlar, süt ve süt ürünleri canlı hayvan ve et ithalatı hususlarında ki uyarılarınızı ve çok kıymetli tespitlerinizi değerli yazılarınızdan zaman zaman okuma fırsatı buluyorum. Bu sefer bu yazınızı okuduktan sonra yorum yaparak katkıda bulunmak istedim. Bu nedenle önce süt inekçiliği alanında çiftlik yöneticisi olan bir arkadaşımızı arayarak bilgi aldım. O, hastalığa yakalanan hayvanların tamamına yakınının, ABD’den ithal edilen büyükbaş hayvanlar olduğunu, yerli ırkların hepsine bu hastalığın bulaşmasının söz konusu olmadığını, çok az sayıda olmak üzere, hastalığa yakalanmış olanların da ölmeden hastalığı atlattıklarını bildirirken, özellikle “Güney kırmızısı” diye bilinen cinslerde ise hastalığın hiç görülmediğini ve onlara bu hastalığın bulaşmadığı bilgisini veriyordu

Duran Açıkgöz 
 12.11.2012 21:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 42
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1909
Kayıt tarihi
: 21.02.10
 
 

Dünya'da ekmekten sonra ikinci ÖNEME sahip gıda olan SÜT ve SÜT Ürünlerinin; 1-Her türlü pake..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster