Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ağustos '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
226
 

Hastane İzlenimlerim

Hastane İzlenimlerim
 

Merhaba sevgili arkadaşlarım;

Yaklaşık bir on gün tıp fakültesi hastanesinde endokrinoloji bölümünde obezite için yatarak tedavi gördüm.  Ne yazık ki hastane koşullarına daha fazla dayanamayıp kendi isteğimle bir gece ansızın hastaneyi terekettim! Koşullar derken beni en çok rahatsız eden hastanenin ve kaldığım odanın penceresinin olmayışı idi! Merkezi havalandırmalı anladığım kadarıyla ama bu da yaz aylarında klima demek oluyor. Düşünün sürekli klima çalşışıyor, bazen sıcak oluyor, bazen buz kesiyor hava. Bir türlü alışamadım.

Genel olarak doktorları, hemşireleri ve diğer personeli  gayertli gördüm. Ama bir şey var ki o da stres! Herkesi kasıp kavuruyor! Hoca rolündeki uzmanlığı yakın ya da uzman doktor bir gün bir hastayı ertesi gün asistanı fırçalıyor. Bir ara ben de fırçadan neredeyse nasibimi alır gibi oldum, ama ustaca bir manevra ile sıyırdım!

Hocalar haftanın belirli günlerinde kısa bir vizit (hasta ziyareti) yapıyorlar. Bu ziyaret halinde hocalar hastalarla konuşmamak , bilgileri asistandan ve uzmandan almak gibi bir tutum içindeler. Put gibi duran, suratı asık, ciddi ve resmi bir profesör düşünün... Böyle bir hekimin hasta üzerinde olumsuz etkisi kaçınılmaz oluyor ister istemez...

Doktorlar her ne kadar hastalarla konuşmamaya, söylediklerini kaale almamaya çalışsalar da ben yattığım süre içinde hastaların hastalıkları ile ilgili doğru bilgi ve isabetli yorumlara sahip olduklarını gördüm. Bu durumu bazı doktorların "çok bilmişler!" olarak değerlendirmesini ise doğru bulmuyorum. Eğer ben hasta isem kendi hastalığımı yine en iyi ben bilirm (tıbbi bilgileri kastetmiyorum, ama hastalar internet sayesinde bu konuda da çok iyiler!). Lafı uzatmayalım artık hekimlik konusunda eski anlayış (hekim her şeyi bilir, hasta cahildir!) devri kapanıyor...

Onun dışında hastaların bakım ve tedavizinden uzman ve asistan doktorlar sorumlu. Bunların endokrinolji gibi bir yan dal uzmanlığı için, hastaların tedavisi için teorik bilgilerinin iyi ama deneyimlerinin az olduğunu gördüm...

Örnek olarak bir ilacın yan etkisi yüzünden üç gün üç gece sürekli üstten ve alttan çıkarttım (bulantı,  kusma ve ishal)... Bu süre içinde yemek yiyemedim, aç kaldım, tansiyonum düştü ama bu duruma yönelik ağızdan bulantı önleyici bir ilaç dışında hiç bir şey yapılmadı... Nerdeyse ölüme terk edilmiş gibiydim... Ben ishal oldukça onlar bana kayısı, erik ve zeytin yağlı yeşil fasülye veriyorlardı...Evet sonunda dayanamayıp çıkmak zorunda kaldım...

Başımdan geçenleri olduğu gibi yazdım. Abartma yoktur. Tam gün yasası ile öğretim görevlileri küstürülmüş açıkçası. Kırgınlar, küskünler... Özel muayenelerinde yaklaşık bir saat konuşan, hastalığını etraflıca  anlatan proflar yok artık... Yukarda da yazdığım gibi resmi, hasta ile asla muhatap olmayan hocalarla karşı karşıyayız. Benim gördüğüm budur...

Hastanede doktorlar ve diğer personel kendi işlerini kanun ve yönetmeliklere uygun ama örf, adet, insanlık, özveri, fedakarlık gibi değerlerden uzak bir biçimde yapma gayerti içindeler! Ben bunu gördüm ve bunu anladım. Güler bir yüzü, tatlı dili sizden esirgediklerine tanık oldum. Hele bazı personelin yanımıza bir robot gibi girip çıkışına hayret ettim! Bu satırları okuyan hekim ve hekim yakınları bana kızabilirler ama gelin görün ki bunlar benim izlenimlerim...Başka başka insanlar farklı görebilir, beklentileri farklı olabilir ama ben her şeyden önce bir hekimden güler yüz, tatlı dil ve anlayış baklerim... Bunlarsız bir tedavinin başarı şansı azdır...

2012

Kocaeli

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hatane personeli başta doktorlar olmak üzere hastalara olumsuz davranışlarına bağlı olarak istenmeyen durumlara düşüyor. Size çok geçmiş olsun Atanur bey; Acil şifalar dilerim. Hasta olmazsa doktor, doktor olmazsa hasta ne yapar. lütfen bunu akıldan çıkarmadan karşılıklı saygı!..Selamlar

Cemile Torun 
 09.08.2012 17:21
Cevap :
Cemile Hanım merhaba. Sayfama hoş geldiniz. Yorumunuz ve katkınız için çok teşekkür ediyorum. Şen ve esen kalınız efendim...  09.08.2012 17:40
 

Geçmiş olsun Atanur Bey. Maalesef aynı doktorun dahi özel muayenehanesindeki tutumu farklıdır, polikilinikteki, vizitteki tutumu farklıdır, hele bir de tıp fakültesi hastanelerinde, fakultede hoca ise dr. değildir artık zaten hocadır ya, tutumu, etrafa yaydığı aurası, davranışları, bırakın hastası ile bir paylaşımı, koridorlarda yürürken bile farklıdır. Beni özel muayenehanesinde bu denli ilgiyle dinleyen, konuşan anlatan, güleryüzlü sevecen prof. bu muydu gerçekten diye bazan kendinizden bile kuşkuya düşebilirsiniz hatta. İçinde bulundukları ortama göre müthiş değişkenlerdir. Hastanelerde hep aceleleri vardır, hep bir yerlere yetişecek gibidirler, muayenehanelerinde ise-para devrede ya-taban tabana zıt bir sukunet, ilgi ve yürek genişliği içinde. Hayatım boyunca dr. budur işte diyebildiğim ve her ortamda aynı olabilen sadece 5 dr.a rastlamışımdır. Hep derim, tıpkı sanatçılarda da olduğu gibi, öğretmen de, hukukçu da, doktor da "olunmaz", "doğulur" diye. Selam ve sağlık dileklerimle...

Filiz Alev 
 09.08.2012 16:02
Cevap :
Filiz Hanım merhaba. Sizin de gözlemleriniz çok doğru. Biz genelde, ezici bir çoğunlukla "hocaları" böyle gördük ve böyle tanıdk maalesef. Sanki bizim kendilerine bir borcumuz varmış gibi! Neyse daha fazla konuşmaya gerek yok. Yorumunuz ve katkınız için çok teşekkür ederim...  09.08.2012 17:12
 

Sevgili doktorumuz Atanur Yıldız ağabeyim;Bizim çok az bilinen, ama bizi çok iyi ifade eden güzel bir atasözümüz var: "Ayranımız bu, yarısı su..." der. Kardeş kardeşi çok seviyor mu, eşler birbirlerini seviyor mu?!.. Bir insan nasıl asık suratlı olabilir, bırakalım mesleği, makamı şunu bunu; evet nasıl asık suratlı olabilir?!.. Evde başka, görevdeyken başka mı oluyorlar acaba!.. İçinde bulunduğumuz bu zamanda insan insanı sevmiyor ve tahammül de etmiyor. Şartlar ne olursa olsun sevmek bizim işimiz olmalı.Tabi bu arada,doktorluk da çilekeş bir meslektir.Hasta devamlı yakınandır;hele de bu yakınma yüksek oranda ise çok zordur. Doktor ise, çare beklenendir. Ama etrafımız mutsuz insanlarla dolu.Kim kime merhem olacak; kim mutluluğundan, coşkun akar sular gibi akıp, etrafına huzur vermeye, umut vermeye çalışacak?!..Tek tek fertler ve nihayetinde koca toplumumuz,ne yazık ki bezgin,mutsuz, hasta... Siz o güzel bahçenin meyvelerinden bolca yiyin(yaradığıkadar)bizlere lazımsınız.Sevgilerimle...

Cemal Hüseyin Çağlar 
 09.08.2012 15:55
Cevap :
Cemal kardeşim; doktorluk özveri isteyen bir meslektir. eğer hastalarına şifa yerine sıkınıtı veriyorsanız tatile çıkmanız, izin alıp dinlenmeniz gerekir. Evet kim kime huzur verecektir? Bece herkes bundan sorumludur, yani herkes kaşısındakine huzur vermelidir. Yorum ve katkınız için çok teşekkür ederim...  09.08.2012 16:38
 

Öncelikle geçmiş olsun.Hastane koşullarına hayret ettim ama doktorların davranışları maalesef hem aynı.Güler yüz gösterene şimdiye dek pek rastlamadım desem yalan olmaz. Tekrar geşmiş olsaun,saygılar...

sessiz-çığlık 
 09.08.2012 15:15
Cevap :
Merhaba SÇ, yorum ve katkınız için çok teşekkür ederim. iyi dilekleriniz için de sağ olun, var olun. Şen ve esen kalın...  09.08.2012 15:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 442
Toplam yorum
: 2984
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 284
Kayıt tarihi
: 24.01.09
 
 

Tıp doktoru.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster