Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ekim '09

 
Kategori
Anne-Babalar
Okunma Sayısı
2167
 

Hastanede karışmış olsa da çocuğumu vermem!

Hastanede karışmış olsa da çocuğumu vermem!
 

Geçenlerde bir haber okudum. Türk bir çiftin çocukları bir Arap ailesinin çocuğu ile doğum sırasında karışmış. 4 sene sonra fark edilen bu durum kesinleştikten sonra aileler çocukları değiş tokuş yapmışlar.

Allah (CC) kimsenin başına vermesin!

Gerçekten zor bir durum.

Zor olmasına zor da...

Çözüm çocukları değiştirmek mi?

Al çocuğunu, ver çocuğumu!

yoksa şöyle mi?

Al çocuğumu, ver çocuğunu!

Bu kadar basit ha?

İlk çocuğumun doğduğu günü hatırladım. Eşim sezaryen ile doğum yapacaktı. Bizler de ameliyathanenin kapısının önünde bekliyorduk.

Birden kanatlı kapı açıldı. Bir arabanın içinde iki hemşire oğlumu dışarı çıkartıyorlardı.

Yanlarına gittim, durdurdum ve oğluma baktım.

Öyle bir baktım ki, hala o resim gözümün önündedir, aynı şekilde 4 sene sonra kızıma baktığım gibi...

O bakışlardan sonra çocuklarımın karışması olası değildi bir daha...

Sonraki günlerde hastaneye sabah erkenden gidip, bebeklerin durduğu yerde camekanın arkasına geçip çocuğumu seyrederdim.

Bazen başka odalara geçen ziyaretçiler bir bana bir de bebeğe bakıp sorarlardı:

- Allah (CC) bağışlasın, sizin çocuğunuz mu?

"Benim" demek kolay değildi. Nasıl benim oluyor? Tamı tamına bir insan. Gözleri var, elleri, parmakları, kirpikleri, tırnakları...

Ben böyle bir şeye nasıl sahip olabilirim? Olsam olsam emanetçiyimdir.

Yaradan yaratmış, bana da emanet etmiş.

Sonra günler, haftalar geçti.

Önce evimize götürdük. Yıkadık, gazını çıkardık, besledik, altını değiştirdik.

Göbeği düştü. Gözleri açıldı.

Geceleri uyutmadı, hiç kızmadık.

Hastalandı, sabaha kadar başında bekledik.

Bizi tanımaya başladı. Gülücükler attı. Zevkten dört köşe olduk.

Dişi çıktı, ağladı, huysuzlandı. Dua ettik, bir an önce çıksa da şu diş. Çocuğumuzun sıkıntısı geçse diyerek...

Emeklemeye başladı. Televizyonu falan kapatıp, onu seyrettik.

Hastalandı, sabaha kadar başında bekledik.

Yürümeye başladı. Eyvah! Düşecek. Bir yerini çarpacak!

Hastalandı, sabaha kadar başında bekledik.

Sonra bir takım sesler çıkarmaya başladı. Kendine göre konuşuyodu galiba ama biz anlamıyorduk.

Anlamasak da zevkle dinliyorduk.

Bir gün,

"Baba" dedi. "Anne" dedi. "Ya rabbim dünyada daha büyük mutluluk var mıdır?" diye sorduk.

Sonra yine hastalandı. Yine sabaha kadar başında bekledik.

Bu böyle devam etti.

Şükür ki kimse gelip kapımı çalmadı.

- Çocuklar karışmış da; Al bunu ver onu!

Zor biraz!

Hangi kuvvet o çocuğu alabilir benden, Yaratandan başka?

Yemişim DNA'yı da biyolojik babayı da...

Olmuş bir karışıklık. Eğer verirlerse biyolojik çocuğumu da alırım.

Ama kendiminkini vermem!

Çünkü,

O artık "benim" oldu!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu yaşıma kadar geçen zamanda, ilk defa bir babanın evlatları için bu kadar güzel olan anlatımına şahit oldum. Klasik baba jargonundan sıyrılmış biri ile karşılaşmak ne güzel.. Teşekkürler ve saygılar

Çiğdem ALTINÖZ 
 13.10.2009 1:28
Cevap :
Esas ben size iltifatınız için teşekkür ederim. Saygılarımla,  13.10.2009 15:12
 

Bebeklerin nasıl karıştığını anlamak mümkün değil. Diyelim ki karıştı( allah kimsenin başına vermesin) ve üzerinden tam 4 yıl geçti, artık elinizdeki çocuk sizindir. Onu bakan,koruyan, seven, kişiliğinin oluşumuna katkıda bulunan hep sizsiniz. O bir parça, can. Banane DNA dan şundan bundan. Oğlum 3 yaşında ve onu doğurduğumdan çok bu 3 seneyi bana dolu dolu yaşattığı için daha çok seviyorum.

mea culpa 
 11.10.2009 16:33
Cevap :
Yorumunuz için teşekkür ederim. Saygılarımla,  12.10.2009 14:31
 

Sayın yazarımız, bir pazar gününün güzelliğine güzellik katan harika bir yazı idi. Anne olmam sebebiyle, aynı mutlulukları yaşamış olmamızın katkılarıyla da, keyifle okudum. Mutluluklar daim sizinle olsun, selamlar...Gül Alkan.

Yurdagül Alkan 
 11.10.2009 12:21
Cevap :
Gül Hanım, yazımın bir anneden böyle güzel övgüler alması benim için çok kıymetli. Teşekkür ederim. Saygılar,  11.10.2009 15:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 51
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1758
Kayıt tarihi
: 03.10.09
 
 

1967 İstanbul doğumluyum. İnşaat Yüksek Mühendisiyim. Almanca ve İngilizce biliyorum. Evli ve 2 çocu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster