Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Aralık '13

 
Kategori
Sağlık
Okunma Sayısı
7074
 

Hastanenin ACİL'i nedir? Ne amaçla kullanılır? Başka bölümlere sevk var mıdır?

Hastanenin ACİL'i nedir? Ne amaçla kullanılır? Başka bölümlere sevk var mıdır?
 

ACİL


Önemli bir konuya değineceğimden, kendimi tanıtmam ve bilgi düzeyimi gösteren bir tanımlama yapmam gerekir. İntörnüm. İntörn ne demek? İntörn Doktor ne demek? İntörn Doktor, tıp fakültesi 6. sınıf öğrencisi demek. 5 yıllık teorik derslerini tamamlamış, 12 aylık pratik sürecinde olan hekim demektir.Bu süreçte, her daim kendisini gözleyen hocalarının kontrolünde pratik yapan, bu süreci tamamladığında “pratisyen(uygulayıcı) hekim” olacak demektir.

Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim Araştırma Hastanesi Acil'inde 2 aylık rotasyon yapmaktayım. 3 günde bir nöbet, her nöbette 24 saat çalışmaktayım. Acil'imize; yeşil, sarı ve kırmızı alanda toplam 500 ile 1000 arasında hasta gelmekte; bayram gibi özel günlerde 1000'den fazla başvuru olmaktadır. Sarı ve kırmızı alan başvuruları günden güne çok değişiklik göstermekte, yeşil alana ise 400-500 civarında başvuru olmaktadır. İntörn doktorlar, acil asistanları ve uzman hekimle birlikte günde yaklaşık 18-20 hekim ile hizmet vermektedir. Bunun yanında, olmazsa olmaz diğer sağlık çalışanları ve personeller de görev yapmaktadır.

Öncelikle, renk kodlama sistemi nedir ona değinelim. Hasta, ilk başvurusunu; şikayeti, ateş, tansiyon, nabız, oksijen satürasyonu (Vital bulgular) ve genel özellikleri dikkate alınarak “Triyaj(Deneme)” denen bir birime yapar. Burada; renklere göre uygun alana yönlendirilir. Kırmızı alan; kritik hasta grubudur, acil müdahale gerekebileceği düşünülen hastaların başvurduğu yerdir. Sarı alan(muayene); yeşil alana göre daha öncelikli, nispeten biraz daha bekleyebilecek hasta grubudur. Yeşil alan; ilk değerlendirmede acil müdahale gerektirmeyen ancak yine de aralarında küçük bir kısımda acil müdahale grubu olabilen yerdir.

Acile gelen hastaya yapılacak ilk iş, onun önceliğini belirlemek, hastayı değerlendirmek, uygun görülürse diğer bölümlerin de değerlendirmesini sağlamak(Sevk değildir, bilgi almak amaçlıdır), yapılacak bir işlem varsa yapmak, ayaktan tedavi yapılabilecekse reçetesini yazmak ve en sonunda hastayı göndermektir. Hastayı takip etmez, takip için polikliniğe randevu almasını önerir. Aciliyet dışında; detaylı araştırma yapmaz (ki, bu konudaki yetkileri sınırlandırılmıştır). Kısacası, acile gelen hasta fazla bekletilmez; ya anında taburcu edilir ya bir süre gözlenir ve sonrasında gönderilir ya da hastaneye yatışı yapılır. Hastanede yer yoksa, başka merkezlere gönderilir.

Ancak acildeki en büyük sıkıntı şudur: Durumunun acil olduğunu düşünen herkesin başvurması. Bu konuda da, hekimi yönlendirme çabası içine giren çok hasta vardır. Öyle ki; poliklinikten detaylı bir şekilde takip edilen çok sayıda hasta, bu süreç içerisinde sabır gösterememekte ve acildeki hekimden medet ummaktadır. Hastaların; aile hekimlerini aktif bir şekilde kullanmaması, acildeki iş yükünü artırmaktadır. Aile hekimlerinin önemini her zaman vurgularım, onlar hastalara rehberlik yapmaları için donatılmış ve elindeki malzemelerle hastayı tedavi etmek üzere yetkilendirilmiştir.

Acilde gördüğüm hastalardan kısa film yapsak, acınacak halimize güleriz gibi.

Örnek1:

65-70 yaşlarında bir teyze 3 ay önce sağ el bileğinin üstüne düşmüş ve ağrı geçer zannedip gelmemiş(3 ay beklemiş). Cuma günü acile başvurmuş, bileğini oynatamıyormuş, ortopediye randevu alması önerilerek ağrı kesici ile taburcu edilmiş. Bu sabah yeniden acile başvuruyor ve şikayetinin geçmediğini, ortopedi randevusunu 10 gün sonraya verdikleri için almadığını söylüyor, bizden ortopediye sevk istiyor. Yani başvurmak için 3 ay bekleyen hasta, 10 gün sabredemiyor. Sonuç mu? Ortopedi Poliklinik randevusu önerildi.

Örnek2:

18 yaşında genç bir kadın, dedesinin şeker ölçme cihazı ile kan şekerini ölçüyor ve 300 küsür çıkıyor(evet, ölçüm doğruysa diyabet hastası). Panik bir halde, özel bir hastaneye ve fsm hastanesine başvuran hastaya (sözde, gerçekten söylenmiş olduğundan şüpheliyim) damardan insülin alması gerekebileceği söylenerek gönderiliyor. Tabii ki, hastanın bize başvuru sebebi 'sevk' (yok öyle bir şey aslında). Endokrinde randevunun geç döneme verilmesi, acilden endokrine sevk edilmesi istemi,,, gibi gibi gerekçeler gösteren hastanın diyabete bağlı bir şikayet ya da komplikasyonu yok. Durumunun acil olmadığı söylenen hastaya, bu hastalığın tedavi edilmediğinde yıllar sonra ancak olumsuz sonuçların doğabileceği, insülin tedavisini gerçekten gerekli görmüş olmaları halinde gitmiş olduğu yerlerde de verilebileceği, aşırı su kaybı-bilinç kaybı-idrar yapmada azalma-görmede bozukluk-güç kuvvet kaybı gibi diyabetin komplikasyonları görüldüğünde acile başvurabileceği söylenerek endokrinden, olmazsa dahiliyeden, en kötü ihtimalle aile hekimliğinden randevu alması öneriliyor.

Tekrardan hatırlatmakta fayda var. Acil'den polikliniğe sevk sistemi yoktur. “Konsültasyon” işlemi ise, diğer alan hekimlerinin değerlendirmesini sağlamak demektir.

Bunun gibi, her nöbette onlarca hastayı polikliniğe gönderiyorum. Acile yazık değil mi, boşa iş gücü kaybı ve hastalara da hem maddi hem manevi kayıptır…

Acil’deki durum içler acısı. Aile hekimlerine, büyük ihtimalle yeşil alan nöbeti yazılması planlanıyor ki zaten benim yaptığım iş de orada bu. Ancak, nöbet yazmak neyi değiştirecek ki; bu zihniyeti değiştirmedikten sonra… 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Doktorluk, polislik, askerlik, hakimlik gibi mesleklerin diğerlerine göre daha özel olduğunu düşünüyorum. Hepimiz yaptığımız işin topluma olan etkilerini az çok hissederiz. Birebir ve doğrudan insanları etkileyen, yönlendiren, bazen trajik bir şekilde yaşamlarını değiştiren ise daha çok bu meslekleri yapan kişilerdir. O nedenle bu kişilerin diğerlerine göre biraz daha farklı insani ve mesleki donanıma sahip olmaları gerektiğine inanıyorum. Örneğin bir hakimin adalet, vicdan ve ahlak duygusu çok gelişmiş olmalı. Bir doktorun da yine vicdan, merhamet, adalet ve ahlak duygusunun yanısıra şefkatli olabilmesi de gerekli ve önemli. Hastalar çoğunlukla acz içinde oluyor, tıpkı bir çocuk gibi. Bilgisi olmadığı bir alanda yaşamını tehdit eden bir hastalığa karşı savunmasız ve çaresiz durumda. O nedenle biraz anlayış, biraz şefkat, biraz ilgi bekliyor. Bu katı dünya için fantastik ve düşsel bir beklenti değil mi? Sizin gözünüzden olayın boyutunu merak ediyorum. Aydınlatıcı bir blog, saygılar.

Güz Özlemi 
 21.02.2014 8:43
 

Dr. Bey Merhaba. Bilgilendirici yazınız için teşekkür ederim. Kolay gelsin.

Dr Lokman Doğruöz 
 16.12.2013 22:51
Cevap :
Rica ederim hocam. Acillerin biraz daha doğru kullanılması için yazmış bulunuyorum ;)  17.12.2013 7:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 131
Toplam yorum
: 123
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 3012
Kayıt tarihi
: 10.04.09
 
 

Marmara Üniversitesi, Tıp Fakültesi'nden mezun... Tıp Fakültesi'nden her şey çıkar, arada doktor ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster