Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Haziran '12

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
3938
 

Hatay'dan Şam ve Beyrut'a otobüs yolculuğu

Hatay'dan Şam ve Beyrut'a otobüs yolculuğu
 

Sam Suriye


Ankara’dan Hatay yaklaşık olarak 10 saat sürüyor ve 40 tl ye bilet almıştım. Hatay garında Suriyenin Halep kentine ve başkentleri Şam’a değişik firmalarca bir günde bir iki sefer düzenleniyor. Aynı zamanda Hatay otobüs garından Lübnan’ın başkenti Beyrut da direk otobüs var. Ben de sabah kalkan 10 otobüse ile Şam’a 15 tl ye bilet aldım. Bir buçuk saat sonra gümrüğe vardık. Gümrük'te Suriye’ye girişte bir form dolduruyorsunuz. Yaklaşık bir yarım saat gümrükten sonra Suriye’ye giriş yaptık. İlk dikkatimi çeken şey ilk mola verdiğimiz benzin istasyonun bizim ülkemizin aksine biraz daha yıkık dökük olmasıydı. Bunu yol boyunca da gördüm. Mola verilen yerlerde mola kavramı yoktu. Oturup dinlenebileceğin ve yemek yiyebileceğin mekanlar ve ortamların olmaması dikkatimi çekmişti. Mola yerlerinde satılan ürün ise genelde lavaşa sarılan hamur gibi bir şeylerdi. Yaklaşık 8 ya da dokuz saat sonra akşamüzeri Şam’a girdik ve ben terminal beklerken üstü açık bir yerde otobüs bizi indirdi. Dolmuş durağı gibi bir yerdi. Merkeze gitmek için yardım isterken ve kimse İngilizce bilmezken Türkçedeki Arapça kelimelerle sonunda merkeze giden bir mini minnacık dolmuşa bindim ve balık istifi şeklinde Şam’ın merkezinde indim ve otel aramaya başladım ama malesef yabancı olduğumdan dolayı fiyatı dolar üstünden olan bir oda bulabildim. Otele çantamı attıktan sonra Şam sokaklarını dolaşmaya başladım. İnsanları güler yüzlü gözüküyordu hele Türk olduğumu öğrenince daha samimi davranıyorlardı. Bizdeki döner dükkanı gibi işleyen bir yerde yine lavaşa sarılan hamur gibi şeyden yiyip sıkılan soğuk muz suyunu içtikten sonra Şam sokaklarında dolaşmaya başladım. Arap kıyafeti giymiş olan bir kahveye kendimi attım. Çayı su ile getiriyorlar. Bizde nasıl Türk kahvesini su ile ikram ediyorlarsa onların kültüründe de çayı su ile ikram ediyorlar. Ortamın güzel olması ve Televizyondaki Arapça parçaların güzelliği bir saat orda kalıp bir çok bardak çayı içtikten sonra otelime döndüm. Yine televizyondaki güzel Arapça şarkıların etkisiyle 3 veya 4 kadar öylesine televizyon izledim. Otelim Şam’ın tam merkezindeydi. Sabahın ilk ışıkları ile kalkıp gündüz gözüyle akşama kadar Şam’ı gezdim. İkinci günün sonunda otelden ayrıldım yine Türkçedeki Arapça kelimelerle örneğin garaj diyerek Beyrut diyerek Ürdün ve Lübnan’a giden otobüslerin ya da taksilerin olduğu terminale giden bir otobüse bindim ve terminale vardığımda taksiciler yolumu kesti. Beyrut’a gidecek bir taksici ile fiyat konusunda anlaşarak ve de pazarlık yaparak 15 dolar karşılığı Şam’dan Beyrut’a gidecek bir taksiye bindim. Takside benden başka 2 bayan yolcu daha vardı. Yaklaşık 4 saat süren yolculuk çok güzeldi. Taksi şöförünün ve diğer yolcuların Türk olduğumu öğrenince bana sundukları yiyecek ikramları çok güzeldi. Lübnan sınırında biraz problem yaşadık. Lübnan’a girişteki doldurulacak olan formda mutlaka bir kalınacak adres verilmesi lazımmış yoksa giriş izni verilmiyormuş. Ben adres veremeyeceği belirttim an ülkeye alamayacaklarını söylediler. Bende telefon açayım öğreneyim dedim Lübnan’daki arkadaştan. Yalandan telefon açıp Türkçe konuşarak olayı geçiştirmeye çalıştım. Formada Bodrum ya da Antalya’dan hatırladım bir otelin ismini yazdım. Bu numaramı yiyen gümrük polisi pasaportuma giriş damgasını basıp beni ülkeye aldı. Ülkeye girdikten sonra sürekli olarak arabamızın ve üstümüzün aranması beni tedirgin ve rahatsız etti. Suriye gibi güvenilir bir ülkeye benzemiyordu Lübnan. Akşama doğru Beyrut’a girdik. Tepeden inen bir yolla Beyrut’a inerken burası hiç Şam’a benzemiyordu. Şam’ın aksine burası yemyeşil deniz kenarında sürekli Porche veya Ferrarilerin cirit attığı İstanbul kadar güzel bir kentti. Taksici beni merkezde bıraktı. Şehri turlamaya başladım. Merkezi ve kenar mahalleri gezdim. Kenar mahallelerde daha çok Filistinli ya da İranlılar kalıyordu. Beyrut gerçekten çok güzel bir kentti. Geceleri ışıl ışıldı. Malesef bu kentte kalamayacaktım. Akşam on gibi bir taksi ile terminale gittim. Köprü altında bir garaj olan terminalden Türkiye’ye Ürdün’e ve Suriye’ye otobüsler kalkmaktaydı. Ben Halep için yaklaşık 20 liraya bilet aldım ve saat on gibi Beyrut’tan ayrıldım.

Suriye Lübnan sınırına vardığımızda saat yaklaşık gece 12 gibiydi. Benden ülkeye giriş yaparken doldurduğum kagıdın bir kopyasını istediler ama bana kimse böyle bir şey vermemişti. Şöföründe yardımıyla tekrar bir kagıt daha doldurdum ve ne zaman Suriye’ye giriş yaptıysak derin bir nefes aldım ve kendimi Türkiye’deki gibi rahat hissettim. Güzel bir ülke olmasına kaşın Lübnan beni askerlerin sürekli ortalıkta dolaşması ve gümrük işlerinin daha katı olmasından dolayı beni gerdi. Bu arada Lübnan ve Suriye Türk vatandaşlarından vize istemiyor. Sadece pasaportunuzun olması yeterli. Halep’e geldiğimizde saat gece dört civarı filandı. Otobüsten inince otel araya başladım ve güzel bir otel buldum ve resepsiyonun güzel İngilizcesi bana şehirde gezilecek yerlerin bilgisi için faydası oldu. Ertesi gün kahvaltıdan sonra Halep’i gezmeye başladım. Bizim doğu kentlerini geziyormuşum gibi bir ortam içerisinde kenti gezdim. Halep kalesi gördüğüm en güzel kaleydi. Masallardaki gibi etrafında su hendeğinin olduğu ihtişamlı bir kaleydi. Kalede gezerken tesadüfen Doktora eğitimimi yaparken danışmanlığı yapan hocamla kaşılaştım. Bu kadarı da olamaz dedik. Halen tez hocamken ve daha birkaç gün önce görüşmüşken ve ikimizin de birbirimizden habersiz Suriye’de olmuşken Halep’te karşılaşmak gerçekten çok ilginçti. Hocamın bana çay ısmarlamasın ardından artık Türkiye’ye dönme vakti gelmişti. Halep’ten Hatay’a son otobüs öğlen ikideydi ve ben bunu öğrendiğimde saat bir buçuktu. Bir taksiye atlayıp terminale vardım da otobüsün gitmesine daha on dakika vardı. Evet sonunda Suriye’de gerçek ve temiz bir terminal görmüştüm oda Halep’teydi. İki saat sonra Hatay’a varmadan önce dikkatimi ilk çeken şey Türkiye sınırına yaklaşırken Türkiye’nin sizi yeşillikle karşılaması oldu. Suriye’deki evler çatısız olunca Türk evlerin çatılı oluşu daha düzenli kentlerin oluşu ve kentlerdeki en azından çatıların kırmızı oluşu hemen dikkatimi çekmişti.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1955
Kayıt tarihi
: 16.12.06
 
 

1973 Sivas doğumlum. 1998 yılında ODTÜ Fizik bölümü, 2005 yılında Anadolu Üniversitesi işletme bö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster