Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mart '07

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
794
 

Havada cinayet "koku" su var!

Havada cinayet "koku" su var!
 

Çocukluğumda okuduğum klasikleri saymazsam, 14 yaşında okuduğum ilk “çok satan” roman olma özelliği taşır tarihimde.

Roman baştan sona bir masal olmasına rağmen, zamanın Fransa’sını çizişi, kokuları tarif edişi, karakterinin ilginç özellikleriyle sizi de içine alıyordu.

Bu nedenle, son 20 yılın en iyi değilse bile en ilginç romanlarından biridir ‘Koku’.

Patrick Süskind'in "Das Parfüm" özgün adlı yapıtı genç Alman yönetmen Tom Tykwer'in elinde, 50 milyon avroluk bir bütçenin de yardımıyla çarpıcı, görkemli, etkili bir filme dönüşmüş.

Senaryo, Andrew Birkin (Gülün Adı) ve Bernd Eichinger (Çöküş) tarafından yazılmış.

Roman, ilk kez 1985’te ortaya çıktı ve o andan itibaren bütün dünyada şu ana kadar 12 milyondan çok satarak sansasyonel bir başarı yakaladı.

Koku: Bir Katilin Hikâyesi dokuz yıldan fazla bir süre “Spiegel”in çoksatanlar listesinde kaldı ve ABD, Japonya, Fransa, İngiltere, İspanya, İtalya gibi ülkelerin çoksatanlar listesinde başı çekti. Almanca’dan 41 dile çevrildi ve böylece Erich Maria Remarque’nin Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok adlı eserinden beri en başarılı Almanca roman oldu.

Koku, Tom Tykwer (Prenses ve Savaşçı, Koş Lola Koş) tarafından yönetiliyor. Henüz 24 yaşında Shakespeare’in Hamlet’ini canlandırarak Londra’daki bütün tiyatro dünyasını kendine bağlayan Ben Whishaw (Dayanılmaz Aşk, 77 Beds) başrolde Grenouille’u oynuyor.

Zor Ölüm ile isim yapan ve büyük başarı yakalayan Harry Potter’da Profesör Severus Snape ayrıcalığını tadan Alan Rickman ise Grenouille’un rakibi Antoine Richis’i canlandırıyor.

Olay, 18. yüzyıl Fransası’nda geçer... Jean-Baptiste Grenouille tüm insani duyumlardan ve duygulardan yoksun, salt kokulara karşı görülmedik ölçüde duyarlı bir insandır.

Filmin başında, 1766 yılında, Güney Fransa Grasse’ye gideriz. Kalabalık şehir meydanında bir parfüm yapımcısı olan Jean-Baptiste Grenouille’in hüküm giymesini izlemek için toplanmıştır. Halk zincirlerinden tutulup sürüklenen adamı kalenin balkonunda gördüğünde gürültüyle öldürülmesi için tezahürata başlar.

Sonrasında her şeyin başladığı yere gideriz...

Grenouille’in yılın en sıcak gününde şehrin balık pazarının bulunduğu mahallede doğum yapmaktadır. Bu istenmeyen çocuğu çevresinden saklamaya çalışsa da, bebek, ağlamasıyla çevreden yetişenler tarafından annesinin gazabından kurtulur. Çocuk yaşar, annesi ise çocuğunu öldürmeye çalıştığı için asılarak idam edilir.

Frenouille yaşamının ilk yıllarını Madame Gaillard’ın yetimhanesinde geçirir. Diğer çocuklar onda bir gariplik olduğunun farkındadır. Altı yaşına geldiğinde küçük çocuk hala konuşamamakta ancak koku yeteneği iyice belirginleşmiştir.

13 yaşına geldiğinde Madame Gaillard 10 franka Grenouille’I Grimal’a satar. Grimal bir deri işleme atölyesi işletmektedir. Yaşam şartları cehennemden beter, pis kokulu nitratlar, kokuşmuş postlar içinde geçmektedir fakat bu ortamda hayatta kalmayı başarıp genç bir adam olmuştur.

Paris’e ilk gittiğinde havada hiç tanımadığı yabancı kokuları keşfeder. Bu yeni kokular onu hiç sahip olmadığı olamayacağı hayallerine sürükler. İstemeden de olsa bir genç kadının ölümüne sebep olur.

Herkesin ve her şeyin kokusunu almakta, tüm kokuları üretmekte gerçek bir dâhi olan Grenouille, kendi kokusunun bulunmadığını, onun bulunduğu yerlerde insanların insan kokusunu alamadıklarını anladığı gün, dünyasını da yitirir.

...Ve istediği kokuları üretebilmek için cinayet işlemekten kesinlikle çekinmeyen bir katile dönmeye başlar.

Kendisi için tek çıkar yol, başkalarına onun için sanki insanmış izlenimini verebilecek kokular sürünmektir.

Tom Tykwer romana sinematografinin elverdiği kadar sadık kalmış. Paris’te pazarda balık satan bir kadının gayrimeşru çocuğu olarak doğan, terk edilen, yetimhanede büyüyen, köle olarak satılan, ömründe hiç sevgi görmemiş Jean Baptiste Grenouille’in hayatını iyi yansıtıyor.

Tom Tykwer kendisiyle yapılan söyleşide, “20’li yaşlarımın başındaydım. O zamanlar herkes kitap okurdu. Fakat ben yine de biraz geç başlayanlardandım. Çünkü tarihi edebiyat pek ilgimi çeken bir tür değildi. Fakat sonunda kitabı okuduğumda çok etkilenmiştim.

Romanın zamanı ve mekanı anlatım tarzı muhteşemdi. 18inci yüzyılda günlük hayat çöplükte yaşayanlar ve karanlıktan ibaretti. Kitap inanılmaz dramatik bir görsel çiziyor ve bu tarihte sizi yaşatmayı başarıyordu: balık pazarındaki doğum, Paris’in keşfedilmesi birbirini izleyen cinayetler ve tabii ki muhteşem ve beklenmeyen bir sonuç.

18 inci yüzyıl hayatına yaklaşışı, normal bir hayat yaşamayan ilginç kahramanı ve dönemin bütün katmanlarına ulaşan anlatım tarzı ile kitap çok değerli bir edebi eser bence“ diyor.

Grenouille’i canlandıran Ben Whishaw güçlü bir performans gösteriyor. Parfüm ustası “Baldino” rolünde döktüren Dustin Hoffman ve Alan Rickman gibi iki büyük usta yardımcı rollerde göz doldururken, anlatıcı olarak John Hurt’ün sesi kulaklarımızı okşuyor.

Başroldeki Ben Whishaw, Süskind’in kahramanının yanında yakışıklı ve fazla düzgün kalıyor. Zira romandaki Grenouille, ilk sayfalardan itibaren “hilkat garibesi” olarak çiziliyor. Yine de Whishaw vücut diliyle bu sorunu aşıyor.

Romanın en etkileyici bölümlerinde olan meydanda asılma sahnesi ve hemen ardından herkesin herkesle seviştiği bölüm, film de çok iyi anlatılmış.

En güçlü sahnelerden biri de Baldino’nun, Grenouille’nin yaptığı kokuyu kokladığı anda bir çiçek bahçesine döndüğü sekans... Ne yazık ki bu bölüm tek. İzleyicinin kokuyu koklayamadığı için görmesi gereken bu tür sahnelere, yeniliklere çok daha fazla ihtiyacı varmış filmin.

Romanı okuduğumda en merak ettiğimiz, Tykwer’ın finali nasıl çekeceği olmuştu.

Yönetmen bu finalin etkileyiciliğinden sonra bir süre “hazmetmemizi” sağlamış, ardından da bence son derece dramatik bir “son damla” finali daha koymuş.

Toplum içinde bireyselliğini hiçbir zaman edinememiş dâhiyi sergileyen bu görkemli alegorinin olağanüstü bir akıcılıkla erişilen son bölümü, benzeri herhalde ancak bir Kafka’da görülebilecek bir insanlık trajedisinin simgesi aynı zamanda...

Son bir öneri: Filmi izlemeden evvel kitabı mutlaka okuyun...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 353
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 3531
Kayıt tarihi
: 28.02.07
 
 

"29 Temmuz 1980’de İstanbul’da doğdu. Celal Bayar Üniversitesi, İşletme mezunu. Şiir, deneme, öykü, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster