Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mayıs '09

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
207
 

Havadan sudan

Havadan sudan
 

anlatılması zor, nasıl baktığına bağlı


Bugün tarifi zor bir sıkıntı var içimde.. Anneler gününü kutlamalıyım annemin.
Engelliler haftasına girdik bir de. Kurum olarak neler yapabiliriz? Onu da tartışmalıyız. Haftanın anlam ve önemine binaen.

Gazetelere bir göz attım. İki bacağı olmayan bir annenin, -üç ayda bir aldığı 750 lira ile- okutmaya çalıştığı oğluyla birlikte çekilmiş resmini gördüm Posta'da. İçim acıdı.. Hayatın neresindeyim ben? diye düşündüm.

Blog ortamındaki yorumları tartişmaları okudum biraz. Değişik konularda yazılmış epeyce yazı okudum. En çok ilgi çeken konulara baktım. Çocuklarımı düşündüm. Hiçbir çıkarı olmadan, birazcık ilgi gösterdiğim için, -belki de onları tam olarak anlayamadığımı bildikleri halde- beni seven, türlü şirinlikler yapan, benden bir 'aferin-çaak-aslanım benim -ya da- harikasın sen!- sözü duymak için nasıl çaba sarfeden özel çocuklarımı..

Engelli tanımına takmıştım bir zamanlar. Çoğunluğun normlarında farklı olan biri neden engelli diye tanımlanır? Çelişkili geliyordu bu bana. Ya onlar daha fazla sayıda olsaydı? Hoş sayıları hiç de az sayılmaz ya.. Nüfusun yüzde 12- 13 lük kısmını teşkil ederken yine de 'azınlık' bile değiller.

Bir sıkıntı var içimde. Sabah kahvaltı da edemedim. Magazin programları vardı televizyonda. Bir de klasik pazar tartışmaları. İşsiz kalan bir kaç arkadaşla sıkıntılı konuşmalarımız geldi aklıma. Onlar n'apıyorlar acaba bu pazar günü? Mesela, Günay'ın açıklamaları ne kadar ilgilendirdi onları? Ya Ersoy'un tepkisini nasıl yorumladılar?

Gazetelerdeki köşe yazarlarıyla benim gündemim neden bu kadar farklı? Böyle düşünen bir insan, niye köşe yazıları okur ki?

'Tarifsiz kederler içindeyim' Urumeli Hisarı'nda otursam, bir türkü tuttursam geçer mi bu sıkıntı? Süleyman efendiler yine nasırlarından çekiyor mudur acep? Kardeşlikler kevgir gibi mi yoksa kevgir de tarif edemez mi artık durumu?
Bir orman içinde özgür müyüm yoksa yapayalnız mıyım bunca kalabalıkta?
Haziran değil ki aylardan ölmek zor da olsa ölüme gitsem..

Bir sıkıntı var içimde. Okul yıllarında 'Bunu neden öğreniyorum ben şimdi?' sorusunu kaç kere sorduğumu hatırlıyorum. Aruz kalıplarını, trigonometriyi, logaritmayı meşhur kurbağa geyiğini.. Gerçekten de niye öğrettiler bunları? Mühendis değilim. Biyolog hiç değilim. Araştırmacı, edebiyatçı falan da değilim.. 'Dest bu'su arzusuyla ölürsem dostlar/Kuze eylen toprağım sunun anınla yare su.' Su gibi akıyor işte. Aruzu bilmek mi lazım fuzuli yere? Oku, anlamaya çalış yetmez mi? Ya da keyif al kardeşim ya..

Bir sıkıntı var içimde.. Geçmişimin hanlarında geziyor düşüncelerim.. Bütün o duvarlarda yazanları okuyorum yeniden.. Kış ayazında dışarda gecelediğim onlarca gecenin karanlığında, mum ışıkları aradığımı hatırlıyorum. Eşeğimi çaldırdım kabahatliyim. Çalanın suçu var mı bilemiyorum.. İçimden bir şarkı mırıldandığımın farkına vardım:

Yağın karlar siz de yağın
Benim gibi darmadağın
Bir gün siz de erirsiniz
N'olur karlar şimdi yağın
Benim gibi darmadağın

Bugün tarifsiz bir sıkıntı var içimde..

İki kadeh bişey atsam.. Yok be onu da istemiyor canım. Öğrenci muhabbetlerini, hadi siz deyin ''öğrenci geyiklerini' özledim.
Kendimi kurtaramadım ama vatanı kurtarmayı da özledim.
Ekmeği tuza banıp yemeyi, güneşte çay demlemeyi, ceviz ağaçlarını, ( umurlu umursuz) galiba ben yaşamadığım ama yaşamak istediğim bir hayatı özledim.

Gelir dersen
Dar gelir
Anam anam
Dayanamam
Bu iş bana zor gelir

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 410
Kayıt tarihi
: 29.04.09
 
 

Sıradan bir özel eğitimciyim, özel bir rehabilitasyon merkezinde çalışıyorum.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster