Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Aralık '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1605
 

Hayal ve Kuantum

Hayal  ve Kuantum
 

Garip Martı: Bilgisayar Resmi Çizen Mine KAVALALI


Hayal kurmayı bilmek lazım. Ama ne istediğinin hayalini de bilmelisin.
Hayal kurmayan insan hayatını boş bulduğu hayaller üzerine değil kesin gerçekler üzerine inşa etmek isteyebilir ama sadece gerçek sandığı realitelere göre yaşarsa hiç de mutlu olmaz. Çünkü gerçek zannettiğimiz realite aslında mutlak bir gerçek olmayıp yine kendi zihnimizin bir oyunu yani kendi kendimize yarattığımız bir illüzyondur.

Bu konuyu biraz açalım isterseniz….

Kuantum felsefeye göre tek bir gerçek yoktur. Ve kuantum felsefe temelini deney ve gözleme dayanan bilimsel yeni fizik kuramı “kuantum fizikten “ alır.

Bizler dünyaya geldiğimiz, doğduğumuz andan itibaren etrafımızda gördüğümüz, duyduğumuz her şeyi gerçek sanırız. Bunun dışında önceleri ilk birlikte olduğumuz kişiler olan, birlikte uzun yıllar yaşayacağımız anne ve babamızın bildiği doğruları doğru, bildiği yanlışları da yanlış varsayarız. Daha sonra bu paradigmaya okul hayatımız boyunca öğretmenlerimiz de katılır. Ve öğrendiğimizi sandığımız şeyleri de iyi bildiğimizi sanarak onları doğru veya gerçek diye adlandırırız. Aklın bu yanılsaması kendini hayal edilebilen olasılıklar dünyasına kapatan bir sınırlandırmadır. Öte yandan sınamadığımız, deney ve gözlemlerle tecrübe etmediğimiz bir bilgi olduğu için de bir ön yargıdır ve tüm önyargılar gibi çoğu zaman yanlıştır. Büyüdükçe, yaşımız arttıkça ön yargılarımız da artmaktadır. Yanlış gelişen bu sisteme yakın çevremizin fikirleri de dahil olur. Bizler sorgulamadan kabul ettiğimiz başkalarına ait fikirleri gerçekmiş gibi görmeye, kabul etmeye devam ederiz. Ve böyle tekrarlandıkça her konu gibi alışkanlık halini alır. Bu işlem biz insanların mutluluğu bulabilmesi için yanlış bir işlemdir. Beyin fizyolojik olarak artık bu alışkanlıktan kopamaz duruma gelecektir. Çünkü nöronlar arası bağlar çok güçlenmiş, yerine yeni programlar koymadan önce bilinçaltına kadar işlemiş bu yanılsamayı ortadan kaldırmak ise gittikçe güçleşmiştir.

Bugün de geçmişte de yaptığımız herhalde en büyük yanlış da en başından beri budur. Tüm acı,üzüntü, öfke ve korktuğumuz her şey bu ilk yanlıştan ortaya çıkar.

Bu paradigma neden yanlıştır ?

Çünkü bunlar araştırılıp incelenmeden üstelik kendi başımıza gözlemleyip deneyerek elde etmediğimiz başkalarına ait bilgilerdir. Hatta bilgi bile değil fikirlerdir.

Bu konularda özellikle kuantum felsefesi üzerine yazmayı sürdüreceğim. En büyük arzum yazdıklarımla sizlere daha çok ulaşmak. Özellikle gençlere ve üniversitelilere ulaşmak. Çünkü bu yeni fizikle ne kadar çabuk tanışır ve onu kavrarsak hayatımız 2012 de başlayacak olan yeni evrensel sisteme daha çabuk uyum sağlayacak ve bizler de daha sağlıklı ve mutlu yaşama fırsatını elde edebileceğiz.
Aralık 2008

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kuantum düşünceye inanmak ve ilgi duymakla beraber bugüne kadar kapsamlı bir kitap okuyamadım bir türlü,ama sizin yazınız ve bundan sonrakilerle bilgineceğime ve çok yararlanacağıma inanıyorum.. Ayrıca üniveristelerde yürüttüğümüz bir prje nedeniyle sizin adınıza onlara da bu bilgileri aktarabilir ve paradigmalarını değiştirmelerine katkı sağlayabilirim...

Neslihan ERDOĞDU Serbest 
 11.12.2008 12:18
Cevap :
Sevgili Neslihan,kuantum konusunda kuantum düşünce tekniğini geliştiren meslekdaşım ve dostum R. Şanal'ın çok güzel kitapları var. Daha bilimsel ve akadamik bir çalışma istiyorsanız her ikimizin de bilgilerinden çok faydalandığı Arıtan Yayınevi kurucusu Aydın Arıtan'ın hem kendi hem de çeviri kitaplarını okuyabilirsiniz. Bu konuda Fritz Capra'nın " Fiziğin Taosu " adlı kitabı bir klasiktir.Yine geçen yıl çok popüler olan ABD kaynaklı " Ne biliyoruz ki ? " adındaki DVD kuantum fizik ve olasılık teorisini çok iyi açıklıyor. Eğer piyasada bulamazsanız sitemden veya mail adresimden ulaşabilirsiniz. Size bir kopya verebilirim. Sevgiler. www.minekavalali.com  12.12.2008 19:03
 

Bu sözle neyi kastediyorsunuz? saygılar

SEMA KILIÇ 
 10.12.2008 20:40
Cevap :
Sevgili Sema görüyorum ki yazılarımı sürekli okuyan bir grup olduğu gibi senin gibi bir yıllık bir araya Kızılderili astrolojisi yazılarım girdiğinden ilk yazılarımla bağlantısı kopan bir çok yeni dostum d var. Blogumun ilk sayfalarında sanırım (4. ve 5.) yer alan bazı yazılarımda bu konuya değiniyorum. " Kıyamete uyanış,Homo-Sapiens'in sonu, Yoksa siz hala H.S. misiniz ? ve Hayatın en büyük sırrı 1. ve 2. başlıklı yazılarımı okursan ne demek istediğimi daha rahat anlayacaksın. Sevgiler.  12.12.2008 19:56
 

O zaman, mutluluğu bulmak için, yapacak birşey yok.Herşey bir taklitse, davranışlar ve düşünceler(ki bencede öyle)başkalarının doğrularıysa,bunun sonucunda,beyin, fizyolojik olarak,bundan kopamayacak duruma geliyorsa,nöronlar arası bağlar çok güçleniyorsa, yapacak birşey yok gibi. Peki, bunun aksi birşey düşünülebilir mi. Doğduğumuz andan itibaren, kendi düşüncelerimizi, özgürce kullanamayacımıza göre, ne yapmak gerekiyor.Sizi yanlışmı anladım bilmiyorum. Biraz araştırıp geleyim en iyisi. Sevgiyle kalın.

SINIR 
 07.12.2008 0:21
Cevap :
Sevgili Melda sanırım konuyu yanlış anlamışsın. Kendi düşüncelerimizi özgürce kullanabilmemiz ve istediğimiz hayatı gerçekleştirebilmemiz için önce kendimizi apaçık anlamamız gerekiyor. Bu yüzden önce illüzyon ile özün yani "Aynadaki Biz ve Sır olan Biz" arasındaki farkın ne olduğunu öğrenmemiz gerek. Biz dünyada gelişmek ,çelişkileri aşmak, neyin boş neyin anlamlı olduğunu anlamak için varız. Varolan sistemde takıldığımız için gerçekte beyin matrixi olduğu gibi tam göremiyor. Ancak 2012 den sonra hepimiz yeni ve evrensel bir sisteme geçeceğiz. Yeni bir çağa. O zaman algılarımız da gelişecek farklı bir boyuta geçecek. O zaman bir rüyadan uyanarak meselenin özünü daha iyi kavrayacağız.  12.12.2008 19:25
 

Kişiler kendilerine küçük pembe dünyalar kuramazlar diyorsunuz yani?

Ali Gülcü 
 06.12.2008 17:04
Cevap :
Hayır Sevgili Ali, aslında şunu söylüyorum. İnsan neyin gerçek neyin olmadığını ayırdettiği gün - ki bu farklı bir boyuta geçmeyi gerektirmektedir ve o gün yakındır- İsterse yalnız kendine küçük pembe bir dünya değil tüm insanlığa cennetten bir yaşam sunabilir.  12.12.2008 19:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 103
Toplam yorum
: 183
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 2186
Kayıt tarihi
: 26.07.06
 
 

 Hacettepe Üniversitesi'nde Psikoloji okudu. İ.Ü. Gazetecilik mezunudur. Öğrencilik yıllarında İn..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster