Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ağustos '17

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
208
 

Hayal Değil Gerçek Aşklara...

HAYALLERİN ÖTESİNDEKİ AŞKA...

 

Rüyada mıyım? Bilmiyorum! Şu an bile tarifi imkansız! Gecenin karanlığında evimin en küçük odasında uykuya daldığımı biliyorum ama uyandığımda ise; O bizi taşımakta zorlanan yaşlı ve bir o kadar acımasız dünyanın dışında bir yerde olduğumu görüyorum, ona dair o kötülüklerine ait hiçbir iz olmayan bir yerdeyim. Kalbimdeki ve düşüncemdeki şeytanın bana ulaşamadığı bir yer. Dünyada sanki bir cennet köşesindeydim. Şeytanın olmadığı bir yerin ne kadar güzel olduğunu tahmin edelim. Yeşil ve güzel ağaçların olduğu eşsiz güzel manzara içerisindeydim. Buraya nasıl geldiğimi bile hatırlamıyorum. Biliyorum ki ! Bu bir gerçek değil ve rüyaydı birazdan bu uykudan uyanıp tekrar dünyanın umutsuzluklarında boğulan bir ben olarak kalkacaktım. Gökyüzüne doğru başımı kaldırıp bakıyorum ağaçların arasından masmavi bir gökyüzü, o kadar koyu bir maviliği var ki ! insana derinden bir huzur veren bir renk, güneş yeni doğmuş, ağaçların arasından yüzüme hafiften vuran ve çok sıcak olmayan bir hava sanki baharın ilk günleri gibi , etrafta kuş sesleri, bu rüyamı bilemiyorum. Her şey sanki bir ressamın eli ile çizilmiş kadar harikalar diyarı bir yer burası. Eğer bu yer bir ressamın çizdiği eşsiz bir yer ise fırçasını o kadar güzel kullanmış ki! en küçük fırçasında sapma olmamış. Her yeri o kadar güzel çizmiş ki! Kalemine hayran kalmamak imkansız değil. Bir çok kartpostal gördüm ama burası kadar harika bir yer olamazdı. Ama bunun ressam elinden çıktığını bile düşünemiyorum çünkü bunu kusursuz yapan tek bir düşünce aklıma geliyordu. Bu bize yaratıcının kitaplarında bize bahsettiği cennet olabilirdi. Gerçekten cennetten başka hiçbir yer bu kadar güzel olamazdı. Havada esen rüzgar bile insana eşsiz bir rahatlık veriyordu. Bu kadar birbirine uyumlu ağaçlar bile özenle dizilmiş gibiydi. Mükemmel ve eşsiz manzaranın içinde olmak beni çok mutlu ediyordu.

 

Eğer bu yaşadığım rüya ise eğer sonsuza dek bu güzel rüyadan Uyanmak istemiyorum, hangimiz böyle bir rüyadan uyanmak isteyebilir ki! demeden edemiyorum. Gözlerimin önünde küçük beyaz şeyler (sanki beyaz kelebekler gibi) uçuşuyor gözlerimin önünde ve bana küçük fısıltılar halinde "Artık sana hüzün yok, artık mutluluk var, kendini kötü hissetmeyeceksin, ağlamayacaksın" diye sözler söylediklerini duyuyorum yada o an için hissediyorum. Bu sesler o kadar güzel ki! bu seslerin sahibinin kesinlikle melekler olduğunu söyleyebilirdim inanabileceğinizi bilsem. Gözlerimin önünde İse küçük beyaz periler şeklinde uçuşuyorlar, gözlerimin içi ilk defa bu şekilde gülmeye yüzümde tebessüm ettiren ifadeler oluşmaya başladı. Hafiften meltem şeklinde esen rüzgarla beraber kar taneleri şeklini alıyorlar. Bu kadar güzel ve ılık bir havada kar tanesimi ! Kendime soruyorum kesinlikle ben artık dünyda değilim. Buna emin olabildiğimi herkes hissetmiştir. Resimlerde kar tanelerinin en yakın halini bilirsiniz ya öyle bir şey her biri vücuduma değdiği anda yok oluyor. içimde bir şeylerin değiştiğini hissediyordum. Değdiği bütün noktalarda tam bir beyazlık hissi yaşıyordum. Özellikle kalbimin üzerine değdiklerinde kalbimdeki kötülüklerin yok olduğunu ve rahatladığımı hissediyordum. En son ne zaman böyle bir olay yaşadığımı hatırlamıyorum çünkü hayatımda hayallerimin ötesinde bir yerde olduğumu biliyordum. Anlaşıldığı kadar böyle bir olay yaşamam dünya üzerinde kesinlikle mümkün değildir. Yaşadığım harikuladeliklerin içerisinde kendimi bir o kadar mutlu hissetmeme rağmen hâlâ anlam veremediğim küçük tedirginlikler var içimde. Allah' ım yoksa ben hayalimin içinde miyim?.... Hayalim gerçek mi? Olmuştu!

 

Yerini bile bilmediğim, hayal mi ! gerçek mi! olduğunu anlayamadığım o güzelliklere bakarak cennet bahçesinde bulunduğum küçük beyaz bir yatağın içerisinde ağaçlardan üzerime hafiften ağır ağır süzülerek üzerime dökülmüş olan eşsiz güzellikte olan yeşil yaprakların arasında kalkıyordum. Karşıma baktığımda ise o beyaz kelebeklerin uçuştuğunu hatta bir tanesinin parmak ucuma konduğunu bile görebiliyordum. O kadar net görebiliyordum ki ! Parmağımın ucunda eriyip kayboluyor ve bulunduğu yerde hafif bir beyazlık bırakıyordu. Bu duygular içerisindeyken uzaklarda kulağımdaki bütün ağırlıkları alan çok güzel bir şarkı sesi geliyor... Bu benim sevdiğim parçanın en güzel melodileriydi... Melodinin o esrarengiz şekilde kulağıma fısıldayan sesine doğru yürümeye devam ediyordum... Her adım attığımda melodi sesinin çok daha yakınlarda olduğunu hissediyordum.

 

Adımlarımı yemyeşil yol üzerinde karşıma çıkan Ormanın derinliklerinde diğer ağaçlardan kolayca ayırt edilebilecek şekilde büyük bir ağacın yapraklarından geliyordu... Bir anda durdum kocaman ağacın yanında küçücük kalmıştı bedenim o büyük ve eşsiz ağacın yanında , dallarından yaprak elime aldığımda ise ellerim titriyordu... Almış aldığım küçük yapraktan bile çok zor duyulabilecek kadar melodi sesleri yükseliyordu. O kadar yılın kulaklarımda duyduğum kötü sözlerin yaşadığım bu kısacık anda bütün hepsi sanki hafızalarımdan silinmişti. İnsana inanılmaz huzur veren bir melodi sesiydi... Ağaç dalının elimle hemen uzanabileceğim bir uzaklıkta bulunan , gövdesindeki diğer yapraklardan koyu bir yeşil tonunda ve diğerlerine oranla daha büyük ağacın dalından düşmek üzere olan bir yaprak dalı dikkatimi çekmişti. Yakından bakmak istedim üzerinde ise büyük harflerle yazılmış olan BEN SENİN YILLARDIR BEKLEDİĞİN, HAYALLERİNDE KURDUĞUN VE HER GECE BENİ HAYAL EDEREK UYUDUĞUN... SEVGİLİNİMMMMM.. yaprağın üzerinde beyaz kar taneleri ile bu dünya diline ait olmayan bir yazı ile yazılmıştı... Her şey bir yana da bir yaprak tanesinin üzerinde neden böyle bir şey yazılıydı. Kullanılan dil ise Türkçe diline ait değildi. Bunun tam tersi sevgi dili ile yazılmıştı. Orada sevgi dili kullanılıyordu. Ama ben bu dili nereden biliyorum Ne Türkçe, Ne İngilizce, Ne Fransızca, çok değişik ve insana mutluluk veren harflerin birleşmesinden oluşuyordu. Harfleri merak ediyorsanız kalbinizin derinliklerinde size huzur veren kelimelere yani aşkın yazım diline içinizden danışabilirsiniz. Gerçekten aşkı yaşayan her insanın kullandığı sözcük ve kelimelere bakması yeterlidir.

Göz pınarlarımın hüzünlü şekilde dolduğunu hissediyordum mutluluk göz yaşları artık benimi bekliyordu bilemem ama gözlerimden küçük küçük yaşlar damlamaya başlamıştı. Oda ne gözlerimdeki yaşlar kalpler şeklinde ve içinde adını bile bilmediğim sevgilinin baş harfleri yazılı bir şekilde toprağın üzerine düşüyordu. Nasıl olabilir ben daha ismini bile bilmediğim hayalimdeki aşkın baş harfini nereden biliyordum. Bilemezdim eşsiz doğa üstü olayları yaşarken daha ne harikalar yaşayacağımı her dakika her saniye ruhumda...... Anlatamayacağım şeyler yaşanıyordu. Burada yıllar, haftalar, saatler daha da açıkçası zaman diye bir kavram yoktu. Burada sadece aşkın saati vardı. Dünyaya ait insanı üzen gözyaşı, savaş, hüzün yoktu. adece bütün insanlığın dilediği sadece bir şey vardı. Mutluluk...

 

Gözyaşlarımın bile bu kadar harikalar yaratması beni çok mutlu , o kadar da tedirgin etmişti. Sevinçle beraber içimde korkuda oluşmaya başlamıştı. Artık nedenini bilmediğim bir şekilde huzurun içinde korku hissediyordum. Benim içimde anlam veremediğim duygular oluşmaya başlamıştı. Neden bu şekilde olaylar yaşıyordum. Hiç anlamamıştım , neden ben seçilmiştim bunu da bilmiyorum. İçimden bir dürtü ile ağaç dalındaki yaprağı koparmak gelmişti içimden evet ben bunu yapmalıyım diye düşünüyordum.... Ağaç dalındaki yaprağı son derece içten , nazik şekilde dalından kopardığım da bir mucize daha yaşanıyordu gözlerimin önünde yaprağı avuçlarımın içinde sıkı şekilde tutmaya başladım ama imkansız yaprak avuçlarımın içinden havaya doğru süzülmeye başladığında öylece hareketsiz bir şekilde duruyordu. Buradaki olaylar size biraz fantastik gelebilir bunların gerçek olmadığına da inanabilir siniz?... Biliyorum ki dünyanın bir yerlerinde bu harika olayları yaşayan gerçekten aşka inanmış insanlar olabilir diye düşünüyorum.

 

Yaprak dalının havada öylece durması beni şaşırtmıştı. Hareketsiz bir şekilde yukarıya bakıyor ve ne yapmam gerektiğini düşünüyordum. Sonra istemsiz şekilde adım attım. Yaprak tanesinin de benimle beraber ilerlediğini görüyordum. Ama bir anda durdum ve ne yapmam gerektiğini düşünmeye başladığım sırada gaipten bir ses “ Beni takip etmeye devam et” ruhumun derinliklerine işleyen yüreğimden gelen sesin dediği gibi yapmaya başladım. Beni nereye doğru sürükleyecekti çok merak ediyordum!...

 

Etrafımdaki güzelliğe gözlerim dalıp gidiyordu. Çok uzaklarda masmavi küçük bir göl gözüküyordu. Bir süre sonra hareket etmediğini görüyordum , durduğunda ise bana artık buradan sonrası senin ve tek başına gitmen gerekiyor gibi tavırla hareketsiz bir şekilde havada asılı duruyordu. O yaprak tanesini elime almak istediğimde esrarengiz bir şekilde harikulade olaylardan bir tanesini daha yaşıyordum. O büyük ağacın dalından kopmuş ve benim sürekli izlediğim yaprak gökyüzüne doğru yavaş yavaş süzülmeye başladı. Yaprak dalının ardı sıra baktığımda maviliklerin arasında kaybolduğunu gördüğümde ise benim için ne demek istediğini ve hayatımda belki sadece bir kez yaşadığım bu olayın ömür boyu hafızalarımdan gitmeyeceğini biliyordum.

 

Artık gitmem gereken yerin neresi olduğunu biliyordum kendi kendime soruyordum acaba beni buraya sürüklemesindeki amacın ne olduğunu düşüncemden geçiriyordum. Buraya geldiğime göre ve bunun bir rüya yada hayal olup olmadığını bilmiyorum!!! Bu sorunun cevabını bugün bile çok merak ediyorum. Bir türlü bu sorunun cevabını veremiyorum. Gerçek olduğunu söylesem ne değişecek ki! İnanmayan insanların bulunduğu ve klişeleşmiş duygularımızın olduğu bu devirde!!! Hızlı adımlarla yürüşüme devam ettim. Çimenlerin ve üzerinde güzel çiçeklerin olduğu, sayısız ağaçların bulunduğu ormanlık yolun içinden geçerken kafamda sürekli sorular vardı! İçimde ise tedirginlik hakimdi! Kalbimi yerinden çıkartacak kadar güzel bir görüntü karşıma özel bir ressamın sanki elleriyle çizdiği mükemmel bir mavilikte göl karşımda duruyordu.... Bugün için bu göl olayını sanırım ikinci kez yaşıyordum. Ne olursa olsun manzaranın bana mutluluk ve huzur kattığı kesindi. Yemyeşil ağaçların süslediği bu küçük gölde küçük şirin yaprakların döküldüğü yeşil ile mavi renk tonlarının en güzel şekilde buluştuğu esrarengiz bir görüntü oluşuyordu. Gölün kıyısında etrafında bembeyaz ahşaptan yapılma banklar vardı , içimden acaba bunları buraya kim getirmiş olabilir! Ne kadar harika ve olağan üstü bir yerdi. Hiç bir yerde küçücük dahi çöp bile yoktu. Dünyanın insana huzursuzluk veren kötü havasından bu kadar temiz bir yere gelmenin mutluluğu ise ayrı bir şekilde içimde yaşıyordum. Bulunduğum yere herhangi yada tesadüfi bir şekilde gelmediğime o kadar eminim ki! Bunu sözcüklerle anlatmanın imkansızlığını bugün bile içimde yaşıyorum. Beni hayallerime kavuşturan yaratıcıya borçlu olduğumu biliyorum. Beni karanlıktan aydınlığa çıkartacak bir günün başlangıcı olabilir mi! diye söylemeden edemedim kendi kendime.

 

Gölün kenarında muhteşem bir düzende dizilmiş olan oturma alanlarının bulunduğu bölümde ise bir anda yoktan var olmuş gibi benim yüzünü göremediğim için vücudunun arka kısma bana dönük şekilde bembeyaz elbise giymiş, ellerinin içinde beyaz bir gül ile duran, yüzü ise görünmeyecek şeklide aşağıya eğmiş, mükemmel şekilde sarı saçları beyaz tenine dokunacak şekilde omuzlarına kadar uzanan bayan vardı. Bu kadının kim olduğunu merak ediyordum. Onu yakından görmek istiyordum ona doğru adım attıkça yüzünü göstermek istemiyordu. İçimden geçenler o an için tarifi imkansız duygulardı.

 

Bu hayalimde bile tahmin edemeyeceğim güzellikte bir kadın olabilirdi. Teninin beyazlığı ise o kadar güzeldi ki ! Beyaz kar tanelerinin renginde bir ten yapısına sahipti sanki. O kadar kusursuz yaratılmıştı. İnsanı ister istemez kendisine bağlayan bir havası vardı. Hayalimde canlandırdığım ve bir gün bulacağım dediğim aşkım orada mıydı? Heyecanla kendisine küçük adımlarla heyecanla yanına doğru hareket ettiğimde ise o aynı şeklide kıpırdamadan duruyordu. Yüzünü görmeyi o kadar çok istiyordum ki!!!!... Ama bir yandan çok acele etmemem gerektiğini düşünüyordum. Orada oturan bayanın kim olduğunu, nereden geldiğini ve niçin orada bulunduğunu bilmiyordum. Belki de birisi bana oyun oynuyordu. Hayata dair burada hiçbir şey bilmiyordum. Kendisine yaklaşmaya başladığımda ise içimde daha büyük heyecanlar ve beynimde adeta aşk fırtınaları yaşıyordum. Oturduğu bankın yanına geldim yine yüzü öne eğik bir biçimde kıpırdamadan durmaya devam ediyordu.

 

Kendisini rahatsız etmeyecek durumda sessiz şekilde yanına oturduğumda ise bana karşı hiçbir tepki vermemişti. Bende kendisine çok ilgi göstermemişçesine yanında hareketsiz bir durumda durarak etrafıma bakınmaya ve karşımdaki gölü seyretmeye başlamıştım. Acaba bu ıssız yerde belki de cennetin ortasındaki bu kadın kimdi? , burada ne işi vardı, diye içimdeki seste beni rahat bırakmıyordu!!!....

Kendisi ile ilgilenmiyormuş gibi yaptığım bir sırada avuçlarını yavaş bir şekilde açarak elindeki çiçeğin yere düşmesine neden olmuştu. Bende sakin bir şekilde ayaklarının üzerine düşmüş olan çiçeği yerden alıp ona doğru uzattığımda ise ellerimi tutmaya başladı. O kadar güzel ve kusursuz bir el yapısı vardı ki! Pamuktan daha yumuşak pürüzsüz bir cilde sahipti. Ellerime dokunduğu anda ellerim istem dışı bir şekilde titremeye başladı. Çok heyecanlı olduğum her halimden belli oluyordu. O esnada ise dikkatimi dağıtacak bir olay yaşanmaya başladı.

 

Gölün içerisinde bir takım varlıkların çıktığını ve beni korkutmaya çalıştıklarını hissediyordum. Ellerimin titremesi bir anda geçmiş yerini tarifsiz bir korkuya bırakmıştım kendimi. Zaten dünyadaki her şey beni korkutmaya ve hissiz bir şekilde yapmaya çalışmıyor muydu? Bu varlıkların burada ne işi olabilirdi! Aklımda tarifsiz ve anlatılması güç sorular oluşmaya başladı. Dünyada yeterince bana husuzsuzluk yaratmamışlar mıydı? Şimdi bunların burada ne işi olabilir di! Gerçekten hayatın en anlamlı bir gününde bu olayı yaşamam beni tekrar bunalıma doğru atıyordu. Bu sorular kafamda şimşek gibi çakıyor ama benim en çok merak ettiğim ise karşımdaki kadının kim olduğu idi. Ne oluyordu acaba ben bu rüyadan uyanıyor muydum?! Yoksa bunların hepsi beni kıskandıkları için mi! Dünyada takip ederek peşime gelmişlerdi. Buna kesinlikle imkan olamazdı. Çünkü burada dünyaya ait hiç bir şey yoktu. Ben bile buraya nasıl geldiğimi bilmezken onlar nasıl gelebilirdi.

 

Yeniden o dünyaya dönüp tekrar kötü şeyler yaşamaya mı? başlayacaktım. bunu kesinlikle bilmiyordum. Bu kötü düşünceler içerisinde boğuşurken yanımda duran kadın bembeyaz elleri ile benim heyecandan titreyen ellerimi tutmaya başladı ve yüzüne baktığımda o bu dünyada hiçbir sevgiliye benzemeyecek kadar güzellikte bir kadın karşımda duruyordu. Yoksa ben öldüm de cennetemi geldim diye insan kendi kendine sorar ya benim kisi de tam oydu. O kadar güzel gözleri vardır ki! Gözlerinin içine dalıp gidiyordum, hele o kusursuz dudakları ve yüzünün güzelliği beni çok etkilemişti. Hele omuzlarına düşen saçları ise ne kadar açık bir rengi vardı! Ben tekrardan gölün içinde yaşanan olayları unutmuş , bu karşımda duran eşsiz kadına odaklanmaya başlamıştım. Ellerimi sıkı bir şekilde sıkmaya ve gözlerimin içine güçlü şekilde bakarak ;

 

- "Gözlerime yüreğinle bak... Korkma ben hep seninleyim... Sadece tek yapman gereken şey beni en günahsız ve temiz bir şekilde öpmek... Aklındaki bütün düşüncelerden sıyrılarak sadece ve sadece bana bak ve yüreğindeki kötü duyguları geçmişinde bırak"

 

ne dediğini anlayamadım , o an için zaten bir şeyde anlamak istemiyordum. Onun söylediklerini yapmak için sabırsızlanıyordum. Ben söylediklerinden ne demek istemediğini anlamamış bir şekilde bu güzel bayana bakarak;

 

" Anlamadım tarzında başımı salladım "

 

Tekrardan ellerimi sıkı bir şekilde tutarak bu sefer kalbinin oraya getirdi. Bana az önce söylediklerini daha ince bir tonda küçük cümleler kurarak

 

- " sadece beni öpmeni istiyorum "

 

o kadar güzel sessiz bir ses tonu ve konuşma tarzı vardı ki! Dünyada olduğunu düşünsem kesinlikle sadece ses tonu ve konuşmasına bile aşık olabilirdim. Hayatımda gördüğüm diğer kadınlardan çok farklıydı.

 

Ne yapacağımı şaşırmıştım ama bir türlü içimdeki sese de engel olamıyordum gözlerinin içine bakarak adeta büyülenmiş gibi hissediyordum! Dudaklarına heyecanla ve utangaç bir tavırla yaklaşmaya başladığında bütün vücudumu anlamsız ve sevgi dolu titreme aldı. Hayalimdeki sevgilimin dudakları ile birleştiğinde artık inanılmaz güzel duyguların içindeydim. Onunla öpüşmeye başladığımda ise bütün vücudumu saran bir mutluluk duymaya başladım içimde. Artık dünyadaki hiçbir kötülük bana zarar veremeyeceğini kendimi hiç olmadığı kadar güçlü ve mutlu hissetmeye başladım. En çok onun dudakları ile benim dudaklarımın birleşmesinde onun bir an geri çekilip beni tekrar tekrar öpmesi o kadar çok hoşuma gidiyordu ki! Tenlerimizin birleşmesinde ise nasıl bir mutluluk yaşayabileceğimizi düşünün. Bugün bile satırlarımı yazarken o mutluluğun tadını hissediyorum dudaklarımda. İnsan kaç kere böyle bir şey yaşamış olabilir ki!

 

Yaşadığım belkide saniyeler süren öpüşmenin bile benim için bir ömür sürdüğünü ve hiç uyanmayacakmışım gibi geldiğini itiraf etmek zorundaydım. Benim günahkar dudaklarım ile günahsız kadının dudakları birleşmiş ve üzerimdeki bütün günahları temizlemiş gibi hissediyordum. Kalbime doğru baktığımda ise simsiyah bir kanın vücudumdan çıktığını görüyordum. Böyle bir şey imkansızdı hiçbir acı çekmiyordum. Yere dökülen kanlar ise bir an da kayboluyordu. Beni bu hayatta bir daha yaşayamayacağım o kadar güzel duyguların içine itmişti ki! bu esrarengiz dünyanın içinde olmaya bir kere daha şükür ettim. Böyle güzel duyguları ve hisleri yaratan Tanrı' ya neden şükretmeyeyim ki! Bana bu kadar güzellikleri sunan bir Tanrı varsa eğer bu gerçekten mükemmel ve kusursuz bir Tanrı olmalı diye düşündüm kendi içimden.

 

Dudaklarımız birbirinden ayrıldığında ise az önce gölün içinde olduğunu ve öpüşmenin bitmesi sonrası tekrar orada olduğunu düşündüğüm varlıklar bir anda gökyüzünden inen bir beyazlık ile birer birer yok olmaya başlamış temizlenmişti. Artık burada da hiçbir kötülük kalmamıştı. Demek ki! benim hayatımda ihtiyacım olan bu kadar güzel bir duyguyu yaşamakmış. Artık karşımdaki benim hayallerimin ötesindeki sevgiliydi.

 

Gölün içinden kaybolan kötülüklerden sonra o beyaz ışığın saçtığı ve bütün kötülükleri alan görüntünün ardından küçük beyaz kayık gölün kenarında belirmişti. Hayalimdeki sevgilinin gözlerine baktım. Ona her baktığımda çok güzel duygular kaplıyordu bütün bedenimi ve içimi. Sonra ellerinden tuttum son derece nazik şekilde oturduğu yerden kalktığında kayığa bindiğimizde elindeki küçük çiçeği gölün içerisine atıp o mutluluk içerisinde kayboluyorduk ; Yavaş yavaş kayık kendi kendine ilerlemeye başlamıştı. Küçük küçük ormanların arasından geçip durduğumuz bir esnada...

 

Ancak masallarda yada rüyalar da olur sanmıştım. Ama bu gerçekti ve adeta karşımda duruyordu. Onu ben kendi hayalimde yaratmıştım ama gerçek olarak bana gelmişti. Tertemiz ve bütün saflığıyla dünyayı bilmeyen ve dünya kirine hiç bulaşmamış şekilde... O kadar güzel ve masum bir yüzü vardı ki! İnsanın içinden kötülük bile gelmiyordu... Aslına bakarsak bunun rüyamı yada gerçek mi? olduğunu bir türlü anlayamıyordum. Bu duygular içerisinde gidip gelirken;;; bu hikaye burada bitti mi? Derken....

 

Anlattıklarım hayal değil gerçekti!!!!!!!!!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 152
Kayıt tarihi
: 07.08.17
 
 

Üniversite mezunuyum, ilgi alanlarım aşk, komedi, korku türünde yazılar yazmak, hayal gücüm olduk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster