Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ocak '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
451
 

Hayal kurmakta parayla değil ya!

Hayal kurmakta parayla değil ya!
 

Hayal kurmakta parayla değil ya! 

2011 neden bir milat olmasın ki; oturup bizde bir hayal kuralım… 

Hep felaket senaryoları yazılıp çizilir, insanlar bir korku çemberinin içinde tutulur. Bende oturdum düşündüm kendimce… 

Ve… 

Acaba dedim… Hani küresel ısınma var ya! Bir taraftan kutuplar yer değiştirecek deniyor. Bir yanda güneş tutulmasının dünya üzerinde felaketler getirecek iddiaları ortada… 

Bir gece yarısı uyandırılıp sokaklara dökülmüşüz, insanlar şaşkınlıktan küçük dillerini yutmuşlar, korku içinde gözlerle bir birlerine bakmaktalar… 

Yükselen ışık kümesinden bir ses geceyi yırtarcasına haykırmakta… 

- Sizleri defalarca uyarmıştık anlamadınız… Yanlışlıklarınıza devam ettiniz, insanları kendi çıkarlarınız doğrultusunda sömürdünüz… İşte buna dur demeye geldik… 

Çığlıklar yükselmekte bağıranlar kim? Nereye gitmekteler? Bu gelenler kim? Ne olacak diye? Düşünmekteyiz… 

Birden gökyüzü adeta dev bir sinema perdesi olanlar orada saniye saniye yayınlanmakta… 

Bir bakmışız bütün dolandırıcılar toplanmış…Bir ses soruyor… 

- Kim bunlar? Ne yapmışlar? 

Başka bir ses cevap veriyor… 

- Bunlar bu dünya üzerinde insanların haklarını gasp etmişler, insanlardan çaldıkları ile krallık sürmüşler. Kendilerine verilen yetkileri kendi çıkarlarına kullanmışlar… 

Bakıyoruz… Şaşkınız hepimiz başımızda yönetici dediklerimiz, ülkeyi idare etsin diye seçtiklerimiz, büyük bildiklerimiz… 

Hepsi bu gurubun içinde… 

Kısa bir sessizlikten sonra… Bir parlama ve gök gürültüsü gibi bir ses; 

- Bu sahtekarların ışığını söndürün… Bu olanlar sizlere ibret olsun… 

Diyor… 

Bir an tamam bitti galiba diyoruz… 

Ve… Bir parlama daha… Çığlıklar kopuyor…Sinema ekranında yine bir sürü insan… 

- Kim bunlar? Ne yapmışlar? 

- Efendim bunlar ülkelerinde bürokrat ve devlet koltuklarında oturanlar… Halkı zora soktular… Vatandaşı sömürdüler… İnsanlığı kendi menfaatleri uğurlarında kullandılar… 

İçlerinden bazıları yalvarıyor… Efendim biz emir kuluyduk diyor… Bir kahkaha yükseliyor… 

- Siz kimlerin emrinde kuldunuz? Hele söyleyin onları da çağırsınlar… 

Perde daha kalabalıklaşıyor. Bir sürü insanlar toplanıyor. Bakıyoruz içlerinde hepimizin tanıdığı isimler mevcut… ufak bir çocuk bağırıyor… Ah bak baba bak…Başbakan da orada… Bak yanında kabine üyeleri mevcut… Meclis başkanı değil mi? Şu köşede duran… 

- Evet evet onlar… Her halde kabine orada toplantı yapacak… 

Ses soruyor? 

- Ne yaptı bunlar? 

- Ne yapmadılar ki; Vatandaşı köle yapmak bunlarda, insanları açlıktan ölmeye terk etmek bunlarda, terör bunlarda, vatandaşın topraklarını ellerinden almak bunlarda; tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemek bunlarda, devleti soyup ülkeyi satmak bunlarda…Bunların listesi bir hayli kabarık efendim… 

Kısa bir sessizlik oluyor… Vatandaş bakıyor korku dolu gözlerle… Bunlar ne olacak diye… 

Ve ses yükseliyor… 

- bunların ışığı o kadar kolay sönmemeli… Bunlar altlarında ateş yansın ve bir yudum suya muhtaç bırakılsın… Ta ki; bu insanlar onları af edip bağışlayana kadar bu işkenceye devam edilsin… Af edildikten sonra ışıkları söndürülsün… 

Çığlıklar yankılanıyor… İnsanlar bu acı dolu çığlıkları duymamak için adeta kulaklarını kapatıyorlar… Sinema perdesine bir gurup daha toplanıyor… 

Ve… ses yine soruyor? 

- kim bunlar? 

- Efendim bunlar sizin adınızı kullanarak insanları kandıranlar. Sizin emirleriniz diyerek insanlara zulüm ve eziyet yapanlar. Az önce cezalandırdıklarınızla birlik olup sizin adınızla menfaat sağlayanlar… 

- Niye getirdin bunları karşıma o zaman… At bunları da diğerlerinin yanına… Ben affedene kadar işkence görsünler orada… 

Korku dolu gözlerle insanlar yalvarmaya başlıyor… Ağlayanlar sızlayanlar… 

Birden ses yükseliyor… 

- Susun… ben sizlere burada kardeşçe yaşayın insanlara ve canlılara saygılı olun demedim mi? Neyi paylaşamadınız? Bu olanlar sizlere ders olsun… İnsan gibi yaşamayı öğrenin… 

Ve… Işık kümesi geldiği gibi gidiyor… Etrafımıza bakınıyoruz, eşimizi dostumuzu arıyoruz. Hava aydınlanıyor, sanki doğan güneş bir başka güzel ve dünyanın kokusu bile değişmiş. Her yerde bir bahar havası… Küresel ısınma bitmiş, insanlar mutlu, canlılar mutlu, insanların içinde bir sevgi pınarı kaynıyor. Savaşlardan terörden iz kalmamış, açlık derdi yok. 

İnsanların ve canlıların gözleri bir başka parlıyor ve ağaçlar bir başka yeşil sanki çiçekler kokuları ile insanlara sevgi sunuyorlar. Denizlerin mavisi bir başka güzel, suyun tadı bile sanki değişmiş, rüzgar bile sevgi şarkıları mırıldanmakta ve insanlar mutlu ve insanlar kardeş… 

Dünya nüfusu 6 milyardan çok aşağılara inmiş, çocukların kahkahaları çınlatıyor ortalığı… 

Evet… kötülük öldü, ama insanlık yaşıyor diyoruz… 

Hep birlikte olanları anlamaya çalışıyoruz… 

Her şey yok olsa bile insanlık, sevgi, mutluluk, dürüstlük ve umut asla yok olmaz diyoruz. 

İşte umutların her zaman parladığı mutlulukların paylaşıldığı insanlığın yaşatıldığı bir başlangıç olması… Bu da naçizane benim hayalim… 

Nede olsa her şeyin para olduğu dünyamızda… 

Hayal kurmakta parayla değil ya! 

Saygılarımla 

Burçak YAZICI 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ama geriye dönüşü olan mahşer. Hayal ve yazı gücün yüksek, sadece biraz daha kısa yazabilsen, süper. ok başarılı olacaksın...

Kadri KANPAK 
 10.01.2011 8:39
Cevap :
Teşekkür ederim. Aslında kısa yazacağım diyerek başlıyorum ama yazmaya daldığımda kendimi kaptırıp gidiyorum... sevgi ve saygılarımla  10.01.2011 12:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 168
Toplam yorum
: 357
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 1094
Kayıt tarihi
: 02.07.10
 
 

4 kasım 1996 yılında İstanbul'da dünyaya geldim. Bu sene ilköğretimden mezun oldum. Okul hayatımd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster