Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Şubat '07

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
474
 

Hayaleeeeet!

Hayaleeeeet!
 

"Bana söylediği herşey yalanmış" dedi genç kız ağlayarak.

"Doktorum demişti meğerse hastanenin danışma memuruymuş. Oxford'u bitirdim. ABD'de master yaptım demişti meğer lise terkmiş. Hiç evlenmedim demişti. Tam iki evlilik yapmış. İkinci karısından da hala boşanmamış. Adım Murat demişti. Meğer Şahabettin'miş. Ailesinde herkesin gür saçlı olduğunu söyleyip saçlarıyla övünürdü meğer peruk takıyormuş. Dişleri bile takmaymış."

Palavracı ev arkadaşımın sadece dişleri değil kendisi de takmaydı. Hayata sonradan monte edilmiş gibiydi. Bu adamın sadece anlattıkları değil kendisi de gerçek dışıydı. Bazen elimle yokluyordum. "Ulan bu herif gerçek mi? " diye.

Zavallı kızın bilmediği şeyler vardı. Bir defa onun adı Şahabettin değil Abuzittin'di. Lise değil ortaokuldan terkti. İki değil dört evlilik yapmıştı.

Genç kız "Allah onun belasını versin" diyerek gitti.

İsabet etti.

Arkadaşımızın lakabı zaten, "Allah belanı versin Abuzittin'di."

Gelelim benim Abuzittin'i tanıma nedenime. Öyle ya benim gibi değerli, istikrarlı, asil bir yazarın böyle bir adamla ne işi olabilirdi ki... Efendim benim ablam Abuzittin'in ikinci karısı oluyordu. Ablam iki yıl evli kaldıktan sonra Abuzittin'in hayatının yalan olduğunu anlamış ve Abuzittin'i 4 Nisan 2001 tarihinde boşamıştı. Şimdi ablam Ankara'da her yılın 4 Nisan gününü Abuzittin'den Kurtulma Günü olarak çeşitli etkinliklerle kutluyordu. Abuzittin'le oradan tanışıklığımız vardı.

Abuzittin ailemize kendini avukat olarak tanıtmıştı. O zamanlar bizimki avukat yanında çalışıyormuş. Ablam ibret olsun diye Abuzittin'i yanında çalıştığı avukat aracılığıyla boşamıştı.

Abuzittin'le aynı hastanede çalışıyorduk. O danışmada görevliydi ben de hasta kayıtlarını tutuyordum. Yazar olarak keşfedilene kadar burada çalışmaya karar vermiştim. İki aydır düzenli çalışıyordum ve hayatımda bir kez olsun bir iş yerinden kovulmadan çıkmak istiyordum.

Abuzittin sürekli olarak işi asıyordu. İşe gelmediği günler de yalanlarını bana söylettiriyordu.

"Efendim dün gece Abuzittin'in annesi öldü. Bugün gelemeyecek."

...

"Efendim rahmetli eşinin toprağı çekmiş olacak bugün de Abuzittin'in babası sizlere ömür oldu."

...

"Efendim Abuzittin'in dayısı vefat etti."

...

"Efendim Abuzittin'in amcası öldü."

...

"Efendim dün gece de bizzat Abuzittin'in kendisi öldü" demem an meselesiydi.

...

'Allah belanı versin Abuzittin'i o akşam evde, "Allah belanı versin Abuzittin" diye karşıladım.

Abuzittin yatırdım dediği faturaları yatırmamış ve hem elektrik hem de su kesilmişti.

Abuzittin sırıttı.

"Vallahi yatırdım abi faturaları. Ben yatırdım ama demek ki onlar yatmamışlar. Ben yatırdıktan sonra kalkmış faturalar" dedi.

O sırada telefon çaldı. Açtım.

Yapımcım arıyordu. TRT benim senaryomu kabul etmişti.

"Yehhuuu" diyerek Abuzittin'e sarıldım.

Abuzittin'in hem peruğu hem de takma dişleri düştü.

Bir gün bu sahte adam kol, bacak gövde ayrılıverecek diye korkuyordum.

"Abi hayır olsun" dedi Abuzittin.

"Yarın erkenden hastaneye gidip istifamı vereceğim. TRT senaryomu onaylamış" dedim.

Abuzittin, "Aman istifa etme. Senin çıkışını ben konuşurum" dedi.

"İyi" dedim.

...

Ertesi gün sabahtan yapım şirketine gittim.

Sözleşme yapacaktım.

En az iki yıllık işti.

Herkesin suratı asıktı. Yas vardı.

Yapımcıya, "Hayırdır abi" dedim.

"Sorma" dedi.

"Bu sabah TRT Genel Müdürü'nü görevden aldılar. Bizim iş yattı."

"Eyvaaaaah" dedim.

"Bari hastanedeki iş gitmesin."

Abuzittin'i aradım. Cebi meşgul.

Hastane danışmasını aradım. Sekreter hanım açtı.

"Buyurun efendim."

"Naciye hanım ben Kemal."

"Ahhhhhhhhhhhh! Hayaleeeeeet!" diye bağırdı kapattı telefonu Naciye hanım.

Şaşırdım.

O anda Abuzittin aradı.

"Aman abi" dedi.

"Telefonunu kapat. Hastanedekilere senin öldüğünü söyleyip izin aldım."

"Allah belanı versin Abuzittin. Benim iş yattı. Benden başka öldürecek adam bulamadın mı. Ben şimdi nasıl döneceğim hastaneye. Üstünüze afiyet dün ölmüştüm gelemedim bugün fena değilim mi diyeceğim? " dedim.

"Ben bir çaresini bulurum" dedi Abuzittin.

Buldu.

İki hafta sonra ölen Kemal'in ikiz kardeşi Cemal olarak takma bıyıkla hastanedeki işime döndüm.

Orada Abuzittin, Cemal'i de öldürene kadar iki ay daha çalıştım.

Hayatımda ilk kez bir işten kovulma değil vefat nedeniyle ayrıldım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bunlar gercek degil de mi aklini ve mizahini kullanarak yazdin heralde tesekkurler

sdfgfgfd 
 07.02.2007 15:42
Cevap :
hem hayal hem gerçek. hayat gibi.  07.02.2007 20:05
 

sende öldürüver şu abuzittini bir yazında kurtarıver akvam ı beşeri....:)) Allah korusun karşıma falan çıkar...ESEN KAL

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 07.02.2007 11:02
 

başı sona götüren gülümseten bir yazı... saygı ile..

SIBEL 
 05.02.2007 16:17
Cevap :
Hep gülümseyin tamam mı.  06.02.2007 1:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 179
Toplam yorum
: 1563
Toplam mesaj
: 289
Ort. okunma sayısı
: 2561
Kayıt tarihi
: 21.01.07
 
 

Barışa ve kardeşliğe inanıyorum. Türkiye'nin yaşadığı tüm sorunların kardeşlikle çözümlenebileceğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster