Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Eylül '18

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
204
 

Hayaletlerimle

Hayaletlerimle
 

ARA GÜLER


Terk edilmiş evlerin asmalarında çürüyen, kuşların bile tenezzül edip yemediği, kararmış üzüm gibi bir akşamüzeri.

Kurşuni gökyüzünün, zindan bulutların böğründe şimşekler çakıyor, yağmur evlerin çatılarını, Arnavut kaldırımı sokakları, yoksulluğun nemli duvarlarını dövüyor. Oluşan su birikintilerinin üzerinden şaşkın insanlar atlıyor. Bu mevsimde bu yağmur neyin nesi böyle?

Tüm sokakları denize çıkan küf ve arapsabunu kokan mahallenin kıyısına iliştirilmiş balık lokantasının sundurmasında deniz kabuklarının oluşturduğu geçici, yalancı rehavetle oturuyorum.

Yan tarafta, elimi uzattığımda dokunabilecekmişim hissi uyandıran yeşil, bakımsız, kendi halinde, caanım çatı katını arsız martıların sahiplendiği dört katlı bir yalı var.

Cumbasında en son kim oturdu kim bilir?

Ne hüzünler, ne ihanetler, ne küskünlükler, ne mutluluklar yaşandı kim bilir?

Düğün alayları, cenazeler, bahçeye toplanmış kalabalıklar geliyor gözümün önüne, beline kırmızı kurdele bağlanmış bir gelin cümle kapısından çıkıyor gözleri yaşlı.

İki atın çektiği bir fayton yanaşıyor sonra, yine böyle yağmurlu bir gün, çarşaflanmış bir kadın iniyor, kara haber getirdi besbelli, yüzü öyle buz, gözleri öyle derin.

Geçmiş, yaşanmış, unutulmuş bir bayram günü çatı katının penceresinden, elinde tespihi ve beyaz başörtüsü ile yaşlı bir kadın, tüllerin arasından sokağı gözlüyor, çocukları, torunları gelecek az sonra, yine aynı cümleyi kuracak gülerek, “ nerede kaldınız yahu, sofra hazır.”

Gece yarısı bir sarhoş narası yankılanıyor sokaklarda, perdeler çekiliyor, gaz lambalarına üfleniyor, çocuklar yatmaya gönderiliyor.

Bir bıçak parlaması, bir ah, palabıyıklı bir delikanlının fesi düşüyor çamurların içine, beyaz mintanı kırmızıya kesiyor, bir hayat sönüyor.

Kader mi, kadim bir sır mı bilmem, gidenin yerine ille bir çocuk geliyor dünyaya…

Sırasını savan kadınsa bir kız, bir adamsa erkek.

Yüzleri, isimleri ve hayatları farklı olsa da o boşluk doluyor.

Bu mevsimde neyin nesi olduğu belli olmayan yağmur yağıyor şehre

Tüm sokakları denize çıkan mahallenin kıyısına iliştirilmiş bir balık lokantasının sundurmasında hayaletlerimle oturuyorum.

Üzerime sinen yalancı rehavet, kovadaki balığın çaresizliği, muşamba kalitesizliği…

 

 

nazan çinko bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

30 Temmuzdan 13 Eylüle tam 43 gün. Çok değil mi be Ali Abi. Yazacağın toplam 25-30 satır için çok değil mi? Daha dün geçirdim aklımdan nerede bu Ali Abi diye... Bloguna gelince yorum yapmak değil, önünde saygıyla eğilmek gerekir. Saygıyla...

Özkan Sarı 
 13.09.2018 17:09
Cevap :
Ben de senin yazdıklarını beğenerek okuyorum Sevgili Özkan. Çalıştığım sektör gereği yaz aylarında edebiyata pek vakit kalmıyor fakat sen altını çizmeseydin iki yazı arasından o kadar zaman geçtiğinin farkına varmayacaktım. Güzel cümlelerine çok teşekkür ederim,Saygıyla...  14.09.2018 10:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1280
Toplam yorum
: 7730
Toplam mesaj
: 187
Ort. okunma sayısı
: 1090
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Deniz tutkunu.Amatör kıyı balıkçısı. Aynı Şarkı ve Ilık Havada Hoşça Kal adlı kitapların yazarı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster