Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '16

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
89
 

Hayalleri Öldür, Köle Et, Bin Sırtına Gitsin!

Hayalleri Öldür, Köle Et, Bin Sırtına Gitsin!
 

Türkiye Cumhuriyeti yeni kurulmuştur, üretim namına bir şey yoktur. Ülkeleri ayakta tutan şaha kaldıran nitelikli işgücüne sahip olmalarıdır. Ancak o güçtür ki, ülkeleri kalkındırır ve kendi ayaklarının üzerinde durmasını sağlar. Allah’tan yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti, tüm olumsuzluklara rağmen halkına coşku vermekte çok mahir dünya çapında bir lidere Mustafa Kemal’e sahiptir.

İnanmak başarmanın önemli bir adımı, hatta başarmanın tamamıdır. Mustafa Kemal ile birlikte birtakım sanayi hamlelerine girişilir ve bu girişilen her harekette dikkati çeken husus Batı’nın tüm olumsuz önerilerine rağmen, milli sermaye ile yapılabilenler milli sermaye ile, yapılamayanların çoğunda da Rus kredilerini görmek insanı şaşırtmıyor adeta afallatıyor. Hani Ruslar ülkede milliyetçiler, vatanseverlere göre komünist bir düşmandı ve hatta tek düşmandı. Türkiye Cumhuriyet’inin tüm ağır sanayi hamlelerinde Rusların kredilerini ve teknik yardımlarını görmek, buna karşın Batı’nın özenle Türkiye’yi montajcı olmaya doğru ittiğini ve bunu başardığını görmek oldukça şaşırtıcı. Rusların kredi verdiği işletmelerin başında Sümerbank geliyor. Sümerbank ki, ordunun ayakkabılarından kıyafetlerine, eskimeyen ayakkabılardan, basma kumaşına, takım elbise kumaşına, halıdan perdeye kadar ne varsa hemen hepsini ürettiği gibi adeta şehirlerin bir anda sosyal ve kültürel siluetini değiştiriyor, Türk köylüsünün üretimini kumaşa, deriyi ayakkabıya dönüştürüyor. Pamuk giren fabrikadan takım elbise olarak çıkıyor. Sadece kumaş ve ayakkabı üreten bir fabrika değil Sümerbank aynı zamanda bir banka. İşletmecilere kredi veriyor, işletmecileri şaha kaldırıyor. Çalışanlarına kooperatif kurduruyor ev sahibi yapıyor. Her şeyin millisi güzeldir bize aittir, bizim yapabileceğimize dair en büyük kanıttır. “Sümerbank, çocukları ile bu ülkede ilelebet yaşamayı düşleyenlere ait bir masal tadında başarı öyküsüdür.”

Sadece Sümerbank’ı Cumhuriyet dönemimin kuruluşlarından kabul etmek, diğerlerine haksızlık olur, en başta da Nuri DEMİRAĞ’a. Nuri Demirağ o zamana kadar ülkede Almanlar tarafından demiryollarına göre çok daha az bir maliyetle, ulaşım ağı kurmaya kalkışır. Tabi ki Atatürk’ün emriyle. Cumhuriyet tarihi boyunca yapılan tüm tren yollarının büyük bir kısmı Nuri Demirağ’a aittir. Zaten Atatürk tarafından kendisine Demirağ soyadı verilmesi de bu nedenledir. Sadece demiryolu ile yetinmeyen Nuri DEMİRAĞ aynı zamanda bir teyyare fabrikası kurar, uçaklar üretir, iç ve dış piyasaya satar.

Bu konuda kaynak eser olarak Mehmet Emin Değer'in Oltadaki Balık Türkiye, Mahmut Kiper'e ait "Artık Paydos" Nuri Demirbağ, Vecihi Hürkuş gibi kişi ve eserlere bakılabilir.

 

 

Rusların teknik destekleriyle kurulan fabrikalara, Kardemir, Erdemir, İsdemir, Petkim gibi bir devletin devlet olmasını temin edecek ana mamulleri üreten fabrikaların kurulması izler. Birçoğu üzerinde uzun süre algı operasyon yapılan, olmadı, kötü yönettirilen siyasetçilerin çiftliği gibi kullanılan, ardından da gerçekten zarar eden ve halkın sırtında bir kambura dönüştürüldüğü için satılan birçok ağır sanayi hamlesinin altından Rus teknik desteğinin, Rus kredisinin çıkması, Batı orjinli yerli yöneticiler eliyle çiftliğe dönüştürülen ve verimsizleşen elden çıkarılan fabrikalar. Batı aklı bize sürekli kendi markalarını ürettirmeyi, montajcı olmamızı sağlarken Ruslar bizim sanayici olmamıza katkı sağladılar. Gerçek Türk Milliyetçileri de o yüzden olsa gerek Ruslardan nefret edip, Amerika’ya hayranlık duydular. İlginç bir çelişkiydi ama olsun. Şu an montajcıyız ve mutluyuz Devrim adlı bir otomobilimiz hatta uzun süre fikrimiz bile yoktu. En güzel tarım arazilerimizi yabancı otomobil devlerinin üretimleri pahasına yok ettik. Olsun işçilerimiz ekmek sahibi olabildi. Karı alıp giden gitti, gün oldu fabrikamız var sandık ama baktık adamlar fabrikayı söküp götürdü. (Opel’in İzmir’den taşınmasını hatırlayın.) Boş binalar kaldı, biz yine baka kaldık. Alman uzmana soruyoruz: “Fabrikalarınızı niye özellikle Doğu Avrupa’ya kuruyorsunuz?” Alman; “birincisi fabrika; aslında doğaya inanılmaz zararlar veriyor. Fabrikanın tüm üretimin bedelini doğadaki hasarları karşılamak için harcasanız dahi doğayı kurtaramazsınız. Biz de bu yüzden yönetim bizde ve bize ait olanları daha fakir ülkelerin insanlarına ürettiriyoruz, hem onların kendi üretimleriymiş gibi düşünmelerini sağlıyoruz, hem onlara satıyoruz, yıllarca aslında kendi ürettiklerini almaları için onları oyalıyoruz, doğamız temiz kalıyor. Onların ülkemize göç edip sosyal dokumuza zarar vermelerini önlüyoruz, daha ucuza mal edip daha fazla kar ediyoruz. Bizim karlılığımız artarken üretim yaptığımız hiçbir ülkede bize küçük işletmeler rakip olmak gibi bir cesaret gösteremiyorlar. Onlar çalışır biz kazanırız” diyor. “İlginç ve akıllıca bir yaklaşımmış doğrusu.”

Ülker ile ilgili bir hikâye anlatılır. Ne derece doğrudur bilmiyorum. Sabri Ülker üniversiteden yeni mezun olmuş bir genç. Hayalleri var ve bisküvi üretmek istiyor, araştırırken ikinci el bir bisküvi üretim makinesi veya fırını buluyor. Bulduğu işletme de bir bisküvi üretimi yapan gayrı-Müslim.Adam biraz nazlanıyor sonra satmaya razı oluyor. Sabri Ülker makineyi alıp gittikten sonra satıcının yanındaki arkadaşı; “sen ne yaptın? Şimdi o genç şimdi bu işi başarırsa sana rakip olacak belki de seni piyasadan silecek. Yaptığın iş hiç akıllıca değildi” diyor. Satıcı ise; “arkadaşına; mesele senin bildiğin gibi değil. Çocuk genç bir girişimci. Hayalleri var. Gerçekleştirmek istiyor, bundan doğal ne olabilir. Ancak ben tedbirimi aldım. Bazı parçaları eksik olarak sattım. Makine nasıl olsa ikinci el. Makineyi çalıştıramayacak. Makine çalışmayınca gelip benden hesap da soramaz. Ben çalışan makinemi neden satayım. Hem benim yeni makinelerimle o külüstür yarışamaz. Ben bunu yapmakla hem o genç girişimcinin parasını hem de hayallerini elinden almış oldum. Nasılsa uğraşacak, yapamayacak yapamayınca bana gelecek. Bu defa hem başarma hayalleri yıkılmış, kendisine olan güvenini yitirmiş olacak. Zaten bu satışın amacı da buydu, parasını al, hayallerini al ancak umudunu da elinden al ki bir daha teşebbüste dahi bulunmasın.” Demiş

 

 

Üretim için inanmış nesiller gerekir. Çoğu baştan hatalı ortaklıklar, kooperatifler belki de sırf birlikte bir şeyler yapabileceğimize inancımızı yok etmek için batar veya batırılır. Umudunu öldür, köle et, yönet gitsin! Su akar Türk bakar!

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2249
Toplam yorum
: 321
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 158
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster