Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Şubat '07

     
    Kategori
    Eğitim
    Okunma Sayısı
    479
     

    Hayallerimizdeki öğretmen

    Öğretmen, doğumdan ölüme kadar, bütün bir hayatı şekillendiren üstün bir varlıktır. Milletin geleceği adına ona rehberlik yapıp, ahlak ve karakterini yücelten bu üstün varlığa denk bir başka varlık gösterilemez.

    Öğretmenin kişiler üzerindeki etkisi; anne, baba ve toplumun etkisinden kat kat üstündür. Aslında anneyi de, babayı da hatta toplumu da yoğuran odur. Onun elinin içine girmediği her hamur tatsız ve tuzsuz sayılır. O, Allah’ın insanları yükseltip alçaltmasında kullandığı bir el ve dildir. Evet öğretmenini bulmuş en medeniyetsiz topluluklar bile kısa zamanda gelişir. İyi bir öğretmen sayesinde Makedonya, dünyanın büyük kahramanlarından birine sahip olur. Anadolu iyi öğretmenleri sayesinde büyük medeniyetlere beşik olur. Çağlarla oynayan Fatih, büyük disiplin ve düzen insanı Yavuz ve daha yüzlercesi, böyle az bulunur birer öğretmen elinden çıkmışlardır.

    Öğretmenin elinde madenler saflaşır, som altına ve pırıl pırıl gümüşe dönüşür. O esrarlı elde en ham ve değersiz şeyler, emsali olmayan elmaslar
    haline gelir. Hiçbir fabrika onun kadar seri ve onun kadar sistematik iş göremez. Karşısına aldığı yüzlerce insana, bir anda bütün duygularını aktarmak ve onların varlıkları içinde ikinci varlık şekline gelmek öğretmenden başka kimseye nasip olmamıştır.

    Öğretmen değişik devirlerde değişik görüntülerle ortaya çıkmıştır. Bir gün bir filozof olan öğretmen, bir başka gün önder olarak vurmuştur yaşadığı çağa damgasını. Ne var ki herkesin 'gerçek'ten istifadesi oranında, her öğretmenin görünümü de başka başka olmuştur.

    Rönesanstan sonra, herşeyle beraber öğretmen de değişti. Artık o, eşya ve hadiselere körü körüne dalan, elindeki küçücük tezgahından, çarşıdaki atölyesine kadar, herşeyiyle gerçeği bulma peşinde koşan, keşif ve buluş tutkunu toy bir aşıktı. Bu dönemde kitleler üzerinde hükmedenler, hiçbir zaman
    öğretmen olamadılar.

    Evet bu devirde kitleler aşırı telkinlerle aldatılarak, belli yerlere yönlendirildiler fakat hiçbir zaman öğretmen göremediler. İnsanlığa karşı büyük suçlar işlemiş bu bir avuç ve öğretmen diyemeyeceğimiz insandan sonra, yakın geçmişini kuşkuyla karşılayan ve yeniden sebep ve sonuçları kurcalama gereğini duyan bu dönemin irfan topluluğu, saygı duyduğumuz öğretmenlik mesleğini bize yeniden gösterecek gibidirler. Toplumun yüreğini hoplatacak, onların isteklerini anlayacak, zihinlere aydınlık ve ruhlara doygunluk kazandıracak öğretmenliği işte bu insanlar geri getirecektir.

    Brahman, yüce duygularıyla öğrencilerinin gönlünde sonsuzlaşan bir öğretmendir. Buda, nirvanaya giden çetin yolda temiz duygularıyla örnek bir
    öğretmendi. Konfüçyüs, ahlakın, hürmüz, sonsuzluk sırrının işaretçisi birer öğretmendirler.

    Kendi öğretmenlerimizi bulup, yeniden yapılanma sürecine geçecek olan bizim insanımızın derlenip toparlanması oldukça şaşırtıcı olacağa benzer. Elverir ki günümüz öğretmeni öğrencilerinin iç dünyalarını keşfedici bir ruha sahip olsun. Dün ile bugünü kendinde toplayabilsin. Nizamülmülk ile Alparslan’ı yanyana görsün, Fatih ile Akşemseddin’i, Zenbilli ile Yavuz’u birbirinden ayırmasın. Gazali’nin aydın şemasında Pascal’ı unutmasın. Mevlana’nın büyüklüğünü kavrasın, ama laboratuara uğrayıp Pastör’ü selamlamayı da ihmal etmesin. Sözün özü, kafa ve ruh bütünlüğünü kendisine önder edinsin.

    Neslini yüceltme sancısı çeken öğretmene binler selam…

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
     
     

    Öğretmeni anlatan güzel bir yazı. 1988-1990 yılları arasında ben de Diyarbakır'da Öğretim Görevlisi ve İlköğretim Müfettişi olarak görev yaptım. Orada geçen anılarımın birazını Milliyet blok sayfalarında yazdım. Okumanızda yarar görüyorum. Selam ve saygılarımı sunarım. 27.2.2007.Şemseddin Koçak.

    Şemseddin Koçak 
     27.02.2007 14:44
     

    Bir cocuk ogretmene degil, ailesine aittir. Eger aileler gerekli sorumlulugu almazlarsa, ogretmenin bu cocuklar icin yapabilecegi seyler cok azdir. Bizde eskiden beri soylenegelen 'Eti senin, kemigi benim' ailelerin cocuklarinin sorumlulugunu uzerlerinden atmak icin ve kendilerini bu isten siyirmalari icin bir bahane olarak kullanilmaktadir. Ogretmen de bir insandir. Kutsalligina katilmiyorum. Anne ve babalar, ogretmenlerle birlikte cocuklarini yonlendirmelidirler. Yoksa oyle yalnizca ogretmeni suclayip, kendilerini geriye cekme devri bitmistir. Saygilarimla

    Tuba 
     26.02.2007 19:27
     
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 2
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 479
    Kayıt tarihi
    : 26.02.07
     
     

    Ailem, okulum, evlatlarım, kitaplarım... İşte benim servetim. 1972 İstanbul Üsküdar doğumluyum.Gazi ..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster