Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mart '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
450
 

Hayallerle yaşayan ben...

Hayallerle yaşayan ben...
 

Neden kalabalık bir şehirde yaşamak zorundayım ki ?
Başka başka alternatiflerim olsun isterdim, yaşadığım bu şehirden ötesiyle ilgili.. Örneğin, küçük bir kasaba da olsaydım şu an ve cemrelerin düştüğü bu anları doyasıya yaşayabilseydim. Yürümeye başlarken yol boyunca sıralanmış boy boy kavak ağaçları eşliğinde meyve ağaçlarına doğru yol alsaydım küçük ve şirin bir bahçede. Toprağa dokunurken göge doğru yükselen buharıyla birlikte etrafa yayılan o kokuyu içime çekebilseydim... Kuş seslerinin eksik olmayacağı bu şirin ve nezih yerde dizlerimin üstüne çömelip dakikalarca etrafı seyre dalabilseydim...

Öylesine güzel birgün ki bugün kimilerine göre ve bana göre de yine kayıp giden anlamsız belirsiz karmaşalar içerisinde adını bile koyamadığım bir kördüğüm... Hayat işte !!! yaşanılası ve yaşamayı bilinesi bir gerçek... Ve ben o gerçekle hergün ama hergün yaşamak zorunda oluşumun derin ezikliği ile başbaşayım sanki... Aynada yansıyan görüntümün verdiği mağrur alacalı gururum beni bir hayli acımasızca garip bırakıyor sanki... Dışarıya bile bakamıyorum...

Böylesine bir şehirde yaşamaktansa yemyeşil ovalarda yada bozkırlarda kalmayı isterdim. Varsın olsun betondan bir evim olmasın, her yanı tahta olsa ne olur sanki... Merdivenleri sıralı yada üç dört basamaklı, ahşap kapısı, ahşap duvarları, ahşap çatısı, ahşaptan penceresi ve kurdeleli perdeleri....)) Yolu bile varsın topraktan olsun, ayaklarım yağmur yağdığında çamura bulansın ve hatta bedenim. Güneş balçıkla sıvanmazmış....:)) bende hemen yıkanır temizlenirdim ama kokusunun çıkmasına asla izin vermezdim. Toprağın,

Varsın işimde olmasın, yapıcak bir iş bulurdum hemen kendime... Sütü mayalar yoğurt yapardım sonrada tereyağ elde ederdim. yumurtalardan civciv, bahçemden marul, soğan, patates, domates.. kışın elmalar armutlar yazın erikler, şeftaliler, kirazlar, çilekler... Ocağımın üstünde kaynayan sıcacık mis gibi sütümden bir bardak daha içerdim her doğan yeni güzel günle birlikte... Neden olmuyor ? çokmu zor böylesine bir tercihle yaşamayı bilebilmek, yada yaşatabilmek. Neden bırakıp gidemiyoruz bu şehri? Gidenler geri geliyor mu? Yaşatmıyorlar değil mi? Benim gücüm olurmu bilinmez böylesine güzel yerlere .. Olurda birgün yolunuz düşerde yaşarsanız yada yaşıyorsanız böylesine güzel yerlerde bir selam gönderin bu hint fakirinden göcebe viraneye...:))

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben bu cemre olayını bilimsel olarak da dinledim ama ne zamandır kendime soruyordum niye bunu göremiyorum diye:)) Demek ki keramet kasaba da yaşamakmış acaba kaçırdım mı? hepsi düştümü bu cemrelerin. Ne muamma bi konuymuş bu valla gözüm açık gidicem şu cemreler yüzünden:))

Levent AKKAYA 
 12.04.2008 12:08
Cevap :
havaya düştüğünde ılık bir meltem esintisi olur kokusundan anlamanız gerekli,kışın soğuğun kokusunu içinize çektiğinizde hissettiğiniz gibi.Toprağa düştüğünde ki ben gördüm çıkan buharı ona havanın ısınmasıda diyebilir buhar yükseliyor göge doğru ama denize düştüğünü görmedim...:)Sevgilerimle..  13.04.2008 0:50
 

Teşekküre ne hacet içimden geldi sadece:)

cemil... 
 11.03.2008 11:54
 

Bence her ne kadar hayal kursakta ardaki makas yani hayal kurma eylemi olduğu sürece kendi iç sanalımızda mutlu oluruz. Güzel olan hala hayalde olsa bunalrı düşünebilme, lodozta savrulmuş küllere bile bakmadan tekrar tekrar taşamak isterdim. Hayatın tadını en güzel anlamak için sağlığın değerini anlaamk lazım. Mutlu kal ...

cemil... 
 11.03.2008 10:32
Cevap :
Anlamlı yorumun için tşk..  11.03.2008 10:48
 

Bu hayalleri bende zaman zaman kurarım, özellikle sessiz bir köyde balık tutma olayına okadar rakıntılıyım ki. Ama şuna inandım hep İstanbul' un suyunu içern biri bu kadar da o tempodan, trafikten, koca binalardan v.b. vazgeçmesi yada kolay kolay terketmesi çabuk olmuyor. Özlüyoruz içimize sevgili ateşi gibi düşmüş bir kere. Ümidim bende şlerde sessiz bir yerde yaşamımı sürdürmek isterim.. Sevgiler...

cemil... 
 10.03.2008 8:58
Cevap :
Elde etmeyi,tutabilmeyi,hissetmeyi,görebilmeyi en önemlisi yaşayabilmeyi istediğimiz özlemlerimiz umutlarımızdır içimizi kavuran ve yanarkende sonrasında bizi kor bir ateşe çeviren...sonrasında hayat'ın acı yanı bu olsa gerek türünde sadece külleri kalır ve her lodosta yüzümüze çarparken bize geçmişi hatırlatır...Sevgiyle ve hoşça kalın..yorum için tşk.  11.03.2008 1:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 67
Toplam yorum
: 249
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 604
Kayıt tarihi
: 11.09.07
 
 

1972 İstanbul doğumluyum. 13 yaşında bir kız çocuğum var. Hayatı inişli çıkışlı, her halinde seviyor..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster