Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Nisan '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
704
 

Hayat: senaryoya bağlı kalmadan doğaçlama yaşanan bir deneme...

Hayat: senaryoya bağlı kalmadan doğaçlama yaşanan bir deneme...
 

bir demli çay, hayatı saran ince belli gibi...


''Bazen hayatın içine bir senaryoyu, bir senaryonun içine de hayatı koyamıyorsunuz…''

Şehir çıldırmış gibi, sonbahara hasret bir tavırla yüzümde bir esinti, gözlerimde yağmurun sağanak senfonisi… Bu senfoninin en belirgin yüksek sesli bölümlerinden biri gecekondusunun çatısına kendilerini yağmur sızıntısından korumak için örtülen muşambanın üstündeki ritimli bölüm… İçerideki yürek çatlaklarındaki düş sızıntılarını örtecek sabırlı ve maskeli oyunlar üreten mutluluklar cama yansıyan 100 mumluk ampulün gölgelerinden el sallıyorlar şehre… Islanmak için bu yağmurda can atan bohemler içlerinde çürümeye yüz tutmuş sızı(ntı)sı günden güne artan gönül muşambalarıyla nasıl da sahte romantikler yaratıyorlar… Doğum günlerimizi, evlenme yıldönümlerimizi, ilk tanışların tarihlerini işaretlediğimiz saklanmış sarı sayfalı takvimler, hafızalarımızın depremlerinde bizi ayakta tutan hatıralı tarihler… Soluk almak için oturduğum bir mahalle kahvesinin iki mars bir oyun diye bağıran masasında bir samsun kaç zamandır zehir zemberek canımı çektiren bir işveyle duruyor, sahibi belli olmayan dumanın içine rica ediyorum bir tane alabilir miyim diye, eli titrek ama yabancıya hala misafirperver bir el uzatıyor paketi, üstünde bir tarih yazılmış bu düzenin çarpık harfleriyle… Karbonatı fazla kaçmış acı çayla buluşturduğum nikotini sararmış fotoğraflar gibi ağır sigarayı yudumlarken sigara paketinin üstündeki tarihin hatıra meraklısı benim

“-Birisinin doğum günümü” patavatsızlığıyla ağzımdan kaçan tutsak cümle…

“-Pardon kardeş anlayamadım…”yabancıya verilen kabadayı bir cevap tonuyla karşılama…

“-Affedersiniz sigaranın üzerindeki tarih dikkatimi çekti de…”nazikliğiyle olası bir tartışmayı engelleme girişimi…

Rahatsız edici neşesiz ama uzun zamandır duyduğum en efkârlı kahkaha fırtınası arkası…

“-Ne doğum günü usta, hatırlanacak özel gün mü kalmış hayatımızda…”

Gece vardiyasının yanıp sönen flora sanı gibi yorgun ve kesintili ses hayat borsasında tavan yapmış sitemkâr bir hissiyatta…

“- Evde çay paketinin üstünde de tarih var daha bilmem kaç tanesin de var tarih ne zaman alıp ne zaman bittiğini anlatan bütçe hatıralarımız onlar bizim…”

“-Nasıl anlamadım..”ezikliğinde endişeyle tekrarlanan bir cümle yapısı daha sonra…

“-Üstüne tarih attım eğer iki günde bitirirsem ne ala ama bir günde biterse paket hesaplarıma göre ay sonu zor gelecek…”

Adamın sesi bir maestronun senfonisini tamamlama sıkıntısı gibi ve hayatın notalarını neresine koyarsam yaşam dinlenilebilir bir eser olur çabası gibiydi…

Şimdi sen okuyucu hayatının içine koyacak bir senaryo, senaryonun içine koyacak bir hayat arama boşuna…Bence hayat baştan sona doğaçlama…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Senaryoları biz yazabilsek içinde yokluk olmazdı. Ama başka eller yazıyor bizim yerimize, bize sadece figüran olarak oynamak kalıyor. İşte bu çok acı...

hemera 
 29.04.2008 20:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 71
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 447
Kayıt tarihi
: 12.11.07
 
 

"Her umut bir olasılıktır" Her sabah evin eşiğinin kenarında duran çiçeğin her sabah orda olma ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster