Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Şubat '17

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
131
 

Hayat boyu yürümek..

Tarih boyunca göçebe olarak yaşamış, savaşmış ve hayatını idame etmiş olan milletler, düşünce pratiği gelişmiş ve bu yaşam tarzı onlara asilik ve boyun eğmemeyi öğretmiştir.  
Çingene kelimesini biz milletlerini belirtmek için kullanırız. Yoksa Roman 
Vatandaşlarımızda diyebiliriz. Ama “Çingene” kelimesini aşağılamak için kullanmayız kullanmamalıyız.
 
Çok sevdiğim bir Çingene atasözü vardır. ”Evde oturan ölür.” 
 
Evet evde oturan ölür çünkü meskene yerleşmek, iskân edilmek, sakin olmak, sakinleşmektir. Hani kurulu düzene geçmek dediğimiz şey. Modernite ve modern hayatın insana dayattığı yaşam tarzı. Şair ne kadar güzel ifade etmiş durumu; “Atımı bir yerde durmamanın güzelliğine” bağladım. 
 
“Akan su kokmaz “diye bir deyişimiz vardır. Bu sözün manası ile şöyle çevremizde olup bitene bir bakalım. Dünyaya buzlu camlar arkasından bakmayın diyor bu söz. Hayat kapalı binalardan, AVM’lerden dışarı çıktığımda başlıyor benim için.
 
Bir köşe yazarı demişti: “Benim için hayat Uygarlığın, Medeniyetin ve Modernitenin katlettiği Tabiat ve doğada başlıyor”.. 
 
Fikir dünyamızın önemli düşünürlerinden merhum Nurettin Topçu İsyan Ahlakı kitabında ne kadar güzel anlatıyor ; “Var olmak, düşünmek ve hareket etmek demektir. Oturmak yalanı, hareket etmek düşünceyi, düşünce de isyanı besler.”
 
Evde oturmak mefkûrenden, düşüncenden, idealden ve davandan vazgeçmektir.
 
Evde oturmak hayattan uzaklaşmak, onunla mücadele etmemek ve ona karşı kaybetmektir. Bütün dünyanın, işgaline göz yummak anlamına gelir mesken. 
 
Hazırlanmış bütün tanımlara, sistemlere dayatmalara ve ideolojilere rıza göstermek, dünyaya yerleşmek, her şeyden vaz geçmektir evde oturmak.
Susmak ve oturmak dünyayı olduğu gibi kabul etmek; yenilgiyi kabul etmek demektir.
 
İktidar ve ikbal hırsıyla bu kapital medeniyetin ve yerleşik hayatın bize dayattığı nefesimizi kestiği bu alanlarda yaşamaya mecburiyettir hareket etmemek.
 
Adeta bu yaşam tarzı tarafından terbiye edildik. Duygularımız standart, heyecanlar ve sevinçler, mutluluk ve acılar elden düşme pespaye ve yalancı. Modern çağ ve onun öğretisine uygun.
Sabah iş akşam ev. Hafta sonu AVM kabul edilmiş yada dayatılmış yaşam şartları.
 
Geriye iki şey kalır: Emekli maaşı ve ölüm.
 
Notre Dame’ın Kamburu romanındaki Çingene kızı Esmeralda’nın şu güzel sözü hep aklımda kalmıştır: “Mutluluk bir çingene mesleğidir.”
 
Evet Çingeneler gerçekten mutluluğun kitabını yazıyor da biz okuyamıyoruz. Hep gıpta ile bakmış ve kıskanmışımdır çingene milletini.
“Atını hep aynı yere bağlayan ölür.”  Atasözü de aynı vurguyu yapıyor.
Bu uygarlık ve medeniyet denen bela ilk önce bize kendini dayattı ve kabullenmiş hale getirdi. Bizi hapis ettikten sonra bu tek dişi kalmış uygarlık Tabiatı ve Doğayı öldürdü.
 
Zaman hareket zamanı, zaman yürüme zamanı, zaman Tabiat ile bütünleşip bir olma zamanı. Bunlar olunca gerisi gelir. Çiçek açınca bahar geldiği gibi, bu dayatmalardan da kurtulmak için bir adım yani yürümek lazım..
 
Dadaloğlu olayı güzel özetlemiş; İkamet, bütün iddialarından ve hayatiyetinden vazgeçen adamın işidir.
 
O zaman hep beraber HAYDE…
 
Selam ve sevgiler
 
 
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 345
Kayıt tarihi
: 05.04.16
 
 

Yönetici, yeni yerler görmek, kitap okumak... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster