Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Haziran '10

 
Kategori
Sağlık
Okunma Sayısı
505
 

Hayat Çetin Bir Mücadele

"Bir daha asla dünyaya gelmek istemem, zira hayat bir sırat köprüsüdür..."

(Dr. Mazhar Osman Uzman)

*

Çetin bir mücadeledir hayat. Daha doğarken başlar: Rahat, emniyetli, sıcak ana rahminden dünyaya geldiğinde dış koşullar seni ürkütür; ortam genelde soğuktur, seni ısıtmaya yetmez! Yaklaşık 3.5 kilo ağırlığında geldiğin bu dünyada yapabileceğin tek şey vardır: Ağlamak! Sen de onu yaparsın... Bol bol ağlarsın, karnın ağrır ağlarsın, acıkır ağlarsın! Şansın varsa sıcak bir yuvada doğmuşsan, istenen bir bebeksen el üstünde tutulur, bir dediğin iki edilmez, kısa sürede ağlamayı unutursun... Yok eğer yoksul ve fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldiysen, kazara annen "depresyonda", baban "hapiste" ya da "yoksa" bu ağlamaların da pek sonuç vermediğini görür, susarsın! Derdini, acını, sıkıntını içine atarsın, kimseyle paylaşamazsın... İşte orada başlamıştır o uzun-upuzun hayat mücadelen... 

Çok geçmeden ağlayanlara yeni ağlayanlar eklenir! Aile planlaması, doğum kontrolü size uğramamıştır! Kardeşlerin olur, kardeşlerin ölür! Kalan sağlarla birlikte yola devem edilir. Birlikte ağlar, birlikte gülersin; bu arada zatürreden ya da yazın zehirli ishalden ölmezsen büyürsün... Kah çoban olup köyde hayvanları güdersin, kah evin erkeği olup kazaya alışverişe gidersin... Ya da trafik ışıklarında mendil-simit satarsın... Hayat işte böyle sırtında kocaman bir yük olur çıkar karşına... 

Eğer biraz şansın varsa maddi durumu daha iyi bir ailede dünyaya gelirsen, çobanlıktan ya da mendil satmaktan kurtulursun ama bu sefer de şöyle kardeşinle ya da arkadaşlarınla dışarda oynayacak, çocukluğunu yaşayacak bir zaman pek bulamazsın! Çünkü okula başladın mı bir dizi sınav da seni bekler, taa üniversiteye girene kadar, "yarış atından" farkın kalmaz! Ne aldığın notu beğendirebilirsin babana, ne de yediğin yemeği anana! Hep bir eksiklik bulurlar sende... Ağzınla kuş tutsan yaranamzsın... Dedik ya hayat çetin bir mücadeleye dönmüştür artık... 

Bu arada yıllar da çabuk geçmiş, adölesan (ergenlik) çağa gelmişsin, bir çok problemle beraber aşk da kapıyı çalıvermiştir! Ne yapacağını bilemezsin, öyle kolay değildir aşk denizinde kulaç atmak: İlk aşklar yaşanır, ilk göz yaşları dökülür... Bazen terk edersin, bazen terk edilirsin... Burada da mücadele-savaş şarttır. İmkanı olanlar profesyonel yardım alır, sen yaya kalırsın! :) 

Üniversiteye girmek ayrı bir dert, okumak ayrı bir dert benim ülkemde! İmkanı olan zaten özel okullarda, yurt dışında öğrenim görüyor... Hem üniversiteyi bitirmek de yetmiyor işe girebilmek için... Devlet kadrolarında iş alabilmek için ayrıca bir sınava daha girmek gerekiyor... İşe girmekle de iş bitmiyor: Başarılı olmak gerekiyor... Patronun gözüne girmek, onunla iyi geçinmek gerekiyor... 

Evet, hayatın çetin bir mücadele (zorluklarla savaş) olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Bu mücadeleyi kazanabilmek için: 

1) Daha doğarken sağlam bir vücuda 

2) Bizi her yönden destekleyen bir aileye 

3) Bitip tükenmeyen bir çalışma azmine sahip olmamız gerekiyor... 

Üniversiteyi bitirdikten sonra askerlik hizmeti, evlilik ve yuva kurma gibi mücadele gerektiren daha bir çok şey var önünde... Çocukları yetiştirmek vs... Bütün bunlar için karşımıza çıkan sorunlarla mücadele azmimizin yüksek olması gerekiyor... Evet gerçekten bazılarımız için hayat çetin bir mücadele... 

Herkese hayatta başarılar dilerim! Hayat mücadeleniz hiç bitmesin... 

*

Dr. Atanur Yıldız 

2010

Kocaeli.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hocam, kitap gibi bir insansınız...Sizi okumak lazım kesinlikle, engin tecrübelerinizi dikkate almak lazım...Çok dolusunuz gördüğüm kadarıyla...Hayat sizi her yaşınızda sınava tabii tutmuş...Umarım sonunda hepsinden geçer not alırsınız...O tarafta çok önemli... Çanakkale'den selamlar...

isa kocaman 
 11.03.2012 0:58
 

Sayın Yıldız, 1-) Yazınızın sonundaki 3 önkoşula sahip o kadar az insan var ki dünyada... Daha önemlisi tarihe başarılarıyla damga vurmuş insanların yaşamına baktığımızda çoğunda bu üç ölçütün bulunmadığını görüyoruz. Sanıyorum Klasik Türkiye Pedagojisi'dir bunları size dikte ettiren. Oysa evrensel ölçekte düşünürsek; ortaya bambaşka kriterler çıkmaz mı? 2-) Son paragrafınızdaki "hayatla mücadele" olumsuz bir kavram değil mi? Bu yazıyı okuyan genç okurların biliçaltlarına olumlu bir telkin yapar mı?(aramızda 10 yaşında yazarlar da var) Onlara daha işin başından yılgınlık yüklemez mi? Örneğin; "sorunların üstesinden gelmek" deyişi ve "yaşamı severek, doyumsayarak yaşamak "telkini daha olumlu değil mi?.. 3-) adölesan dediğiniz şey "ergenlik çağı" mı? Teşekkürle, saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 29.06.2010 17:00
Cevap :
Evet haklısınız. Yalnız ben bu yazdıklarımı kendi yaşam deneyimlerim ve gözlemlerimden oluşturdum. "Hayatla mücadele"; evet dediğiniz gibi olumsuz bir kavram. "Hayatta karşımıza çıkan sorunlarla mücadele" olarak anlaşılmalı;anlatmak istediğim buydu. O sözünü ettiğiniz on yaşındaki çocuklar eminim bunu böyle anlayacaklardır,siz müsterih olun! Adölesan çağı,sizin de belirttiğiniz gibi ergenlik çağıdır. Sorunuz için teşekkür ederim. Şen ve esen kalın.  30.06.2010 9:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 469
Toplam yorum
: 3063
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 281
Kayıt tarihi
: 24.01.09
 
 

Tıp doktoru.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster