Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Kasım '18

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
302
 

Hayat Felsefemiz

Hayat Felsefemiz
 

Müslim Gürses’i hayatımda iki defa gördüm.

İlki 1980’li yılların başında idi. Biga’da kapalı spor salonunda konseri vardı, öğrenci merakı ile gittim. Kendini jiletleyenleri, şarkıları dinlerken yerden yere savrulanları, kendinden geçenleri şehir efsanesi sanıyordum, doğruymuş.

O insanların ruh hallerini anlayabilmek için kasetlerini aldım Müslüm Gürses’in, defalarca dinledim, hala da dinlerim.

Usta’yı çok severim mesela, Unutamadım da çok gözlerim doldu mesela…

İkincisinde bir meşrubat firmasının reklam yüzü olmuştu, bizi büyük bir toplantı salonuna doldurmuşlar, rahmetli Müslüm Gürses’i getirmişlerdi, oturduğu beyaz koltuktan ayağa kalkıp sallanarak bırrrlamıştı sanatçı, şaşırıp kalmıştık.

Bugün sinemalarda Müslüm Gürses’in hayatını anlatan bir film oynuyor, söylenenlere bakılırsa gişe rekorları kırıyormuş.

Müslüm Gürses’in hayatı film olacak tabi de, neden bir Orhan Veli’nin, Sabahattin Ali’nin, Neyzen Tevfik’in, Can Yücel’in hayatı film olmaz?

Gişede iş mi yapmaz bu karakterlerin hayatı?

İzleyici Orhan Veli’nin nasıl yaşadığını, şiirlerini nasıl yazdığını, iç dünyasını, çektiği sıkıntıları, aşklarını merak etmez mi?

Neyzen Tevfik’e benzeyen oyuncumuz yok mu?

Can Yücel ağzı pis diye beyaz perdeye yakışmaz mı?

Sabahattin Ali’nin ölümü salonda bulunanları ağlatmasa bile bir iç geçirtmez mi?

Ahmet Altan, Kırar Göğsüne Bastırırken adlı denemelerini topladığı kitapta “ Hiçbir filozofumuz yoktur ama ne olduğunu kimsenin bilmediği bir hayat felsefemiz vardır” der.

Kimsenin ne olduğunu bilmediği hayat felsefemiz mi belirler tercihlerimizi?

Kimsenin ne olduğunu bilmediği hayat felsefemizi birileri bilir de ona göre mi çeker filmleri?

Arz talep meselesinden ibaret midir, hayat?

Toplum Recep İvedik’i izlemek istiyorsa sanatçı ne yapsın mıdır?

Bir bilim adamının, naif bir keman virtüözünün, çılgın bir ressamın kahramanı olduğu filmler günün birinde çekilecek midir?

Çocuklar çılgın ressamlara benzemek istediğinde, geçim derdine düşmüş, ay sonunu zor getiren, kitap kapağı açmamış, yaşama evlerinin en nadide köşelerine koydukları televizyon ekranlarından bakan ebeveynler, çöpe mi atacaktır boyaları?

“Ya türkücü ya futbolcu ol, yırt da nasıl yırtarsan yırt mı” diyeceklerdir?

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yaşam felsefemiz orta yerde duruyor. En tuzlusundan baba iki cips, en asitlisinden bir içecek, geç TV karşısına uykun gelinceye kadar ye ve çitle. Dahası yok! Bu ortam, ne Orhan Veli, ne Sabahattin Ali ne de Neyzen tanır. Bırak tanımayı onların mısralarını bile mırıldananı duymadım. Bir keresinde Neyzen'den bir nakaratı teneffüste kulağıma mırıldanan öğretmen arkadaşıma; kulağıma neden söylüyorsun ki, diye sorduğumda gülerek; yerin de kulağı var hocammm, demişti..Olay bu. Zaman ve zemine göre sanat, felsefe ya da diğerleri. Şimdilik bu kadar. Slm

Yalnıztürk 
 15.11.2018 12:16
Cevap :
Okumuyoruz Fahrettin Hocam, merak etmiyoruz, araştırmıyoruz, gündelik yaşıyoruz, kendimizi en akıllı diğerlerini saf sanıyoruz. Yazan, bilimle uğraşanlara hem hayran oluyor hem bizim gibi yaşasınlar istiyoruz...Zamanın geçtiğinden haberimiz yok, akşam koltukta uyuklarken senaryosunu toplumun zaaflarını bilen hasta ruhlu birinin yazdığı diziyi 3 saat boyunca izlemenin bize kaybettirdiklerinin farkında değiliz. Neden yaşadığımızı bir kere bile düşünmedik, hayata geliş amacımız üzerine bir kere kafa patlatmadık. Geldik gidiyoruz işte Fahrettin Hocam...Kimimizin izi kalacak kimimizden iz de kalmayacak. Saygıyla   15.11.2018 17:11
 

Kesinlikle katılıyorum size...Beyazperdeye daha çok biyografi türünde filmler taşınmalı. Ancak dediğiniz gibi bu bir arz talep meselesi ve ciddi bir arşiv taraması ve araştırma gerektiriyor yapımcı ve senarist için. Ne yazık ki, pek çok film kolaycılığa kaçarak çekiliyor. Ya ağlatma odaklı -ki en kolayıdır- ya da belden aşağı sözde esprilerle güldürme odaklı. Bir hikaye örüntüsü yaratma, kurgu, maalesef çok zayıf ama iş yapıyor. Nuri Bilge Ceylan'ın bütün filmlerini çok beğenirim son filmi olan "Ahlat Ağacı" nı İzmir de bile sadece tek bir sinemada, festival fillerini ağırlıklı oynatan butik bir sinemada izleyebildim. Hayat felsefesi konusuna gelince, hayatı kendi üzerinden, kendisini de hayat üzerinden okuyabilen herkes kendi hayatının filozofudur kanımca:) Güzel bir gün dileğiyle...

Çiğdem Timur 
 15.11.2018 10:42
Cevap :
Dediğiniz gibi Türkiye'de daha çok biyografi filmi çekilmesi gerekiyor. Sanıyorum gişe korkusu bunun önüne geçiyor bir de işin arşiv taraması ve araştırma kısmı var. Yabancı dizilerin ve filmlerin senaryolarının sadece adını değiştirip "uyarladık" demek varken!   16.11.2018 10:58
 

Sonuna kadar katılıyorum yazdıklarına Ali GÜLCÜ.. Kısacık ama müthiş bir durum değerlendirmesi yapmışsın.. Saygılar tutarlı,bilnçli duruşuna herkesten.. selamlar

yucel evren 
 15.11.2018 7:37
Cevap :
Çok teşekkür ederim Sayın Evren Selamlar...  15.11.2018 16:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 7729
Toplam mesaj
: 187
Ort. okunma sayısı
: 1084
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Deniz tutkunu.Amatör kıyı balıkçısı. Aynı Şarkı ve Ilık Havada Hoşça Kal adlı kitapların yazarı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster