Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ocak '17

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
380
 

Hayat mücadelesi dediğimiz yaşam savaşı

Hayat mücadelesi dediğimiz yaşam savaşı
 

resim net.ten alıntıdır.-----------


Hayat mücadelesi, geri kalmış ülkelerin yoksul halkının kaderidir. 

Mücadele yani savaşmak için mi gelir insan dünyaya? Kime karşıdır  bu savaş? Düşman kim?

Yoksul bir ailenin çocuğu ise yeni doğan, cevap belli...Yaşamak ve  var olmak için  ileride diğerlerinin ayakları altında ezilmemek için başlayacağı bir mücadeledir onunki...

Bir başka ifade ile ayakta kalma savaşı...

Suskun, puskun durduğu zamanlarda çocuk ruhunun derinliklerinde anlayamadığı ve anlatamayacağı gizli bir hırsla  mücadele ruhu yerleştirir beynine...

İmkanları zorlar hayal kırıklıkları içinde...

Yaralıdır yüreği...

Okumak ister ailenin maddiyatı yetersiz,

Erişkin çağında bir iş kurayım der sermaye yok.

Gönül bu ya,  bir kızı sever, "işi yok, parası  yok, çıplağın teki" derler...

İmkansızlıklar içinde anne-baba erken veda edince bu dünyaya,

Tutunacak bir dalı bile yoktur artık. Tek amacı hayatta ve ayakta  kalabilmektir şimdi...

Ne iş olsa yaparak ancak karnını doyurabilmektedir.

İşte gerçek hayat mücadelesi denilen yaşam savaşı budur.

Ceylan koltuklarda oturan bir tanıdığı veya bir müdür dayısı, daha da kötüsü güvenebileceği bir yakını hiç olmamıştır.

Çaresizlik belini büker.

Dış ülkelerde çalışan çocukluk arkadaşları,  yazın geldiklerinde  güzel yaşam öyküleri anlatırlardı. Devletin halkını yerli-yabancı gözetmeksizin nasıl sahiplendiği, iş bulma konusundaki önderliği yaşamda, insan haklarında eşitlik  uyguladığını masal dinler gibi dinlerdi. Sağlığa çok önem veren o ülkelerde insan, "en değerli" olarak kabul edilmekteymiş...

Nasıl bir güven içinde oluyordu arkadaşları bu yüzden çifte vatandaş olmuşlardı ilerde belki de tamamen yerleşip orada kalırız demeyi de sözlerine eklemekteydiler...

Güven.....

İnsanı yaşama motive eden kavram...

Onlar devletlerine güveniyorlar devletleri de halkına.  Karşılıklı güven içinde sorunsuz ve mutlu yaşam...

Derin derin içini çekti bizim yazı konuğumuz...

Yaşarken ilgilenmediği, sahip çıkmadığı vatandaşına elbet bir gün sahip çıkacaktır yönetimi,  haksızlık etmeyelim, o gün,  kimsesizler mezarlığına cenazesinin defin günüdür.

Ne acı değil mi?

Yazımın özü:

Halkının refahını ve mutluluğunu sağlayan bir yönetim ile,

güven dolu yarınların beklentisi ve ümidiyle......

Selam ve saygılar,

Yurdagül Alkan.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Cenaze işlerinin iyi yapıldığına bizzat şahit oldum ama esas iyi yönetim yaşarken vatandaşını mutlu eden yarın korkusunu gideren yönetimdir. Teşekkürleri, enseyi karartmadan ümidimizi saklamaktan başka çare görünmüyor, selam ve saygı ile.

Nizamettin BİBER 
 26.01.2017 18:07
Cevap :
Yarınların korkusunu gideren yönetimde, vatandaşların özgüvenleri yüksek oluyor Nizamettin bey, onlar yarınlarından eminler bu yüzden rahatlar. Bizde öyle mi ya! Bir yerlerdeki öksürük ne yazık ki ülkemizde depremlere sebep oluyor, sağlıklar diliyorum selamlar...   27.01.2017 17:12
 

Ümitler ümitlerrr.....aynı ümitlerimle diyebildim sadece...sevgimle gülümm benimm...

Tülay EKER 
 23.01.2017 13:52
Cevap :
Ümitlerimiz, kuru ekmeğimize katık ettiğimiz ümitlerimiz...Onlar olmasa hayat ne kadar yavan olurdu sevgiler Gülüm...  24.01.2017 11:21
 

Koyduğunuz fotoğraf çocukluğumu anımsattı kardeşim... Anam geldi aklıma onunla dağlara çalı toplamaya gidişimiz geldi... Aynı fotoğrafta olduğu gibi... Konunun içeriği babamı getirdi aklıma babası 1. Dünya savaşında şehit düşüyor o 2 yaşında geriye kalıyor sonra annesi de ölüyor... Babam kalıyor sokakta halası ilgileniyor biraz o da yetersiz... Kedi köpek yavrusu gibi onun verdiği bir lokma ekmekle büyüyor babam... Şimdilerde şehit diye yere göğe bırakmayanlar o zamanlar bizleri hiç akıllarına getirmediler... Bu bakımdan özellikle devlete olan hakkımı helal etmiyorum ben asla da etmeyeceğim... Yazınız üzdü beni sevgili kardeşim... Kaleminize yüreğinize düşüncelerinize ve merhametinize sağlık...

Halil Güven (Sökeli) 
 17.01.2017 20:51
Cevap :
Sayın hocam, yorumunuzu okurken babanızın yaşantısına bizzat şahit olmuşum gibi derin üzüntüler içinde kaldım. O savaş yılları genelde her evden bir şehit aldı ve çaresiz insanları geride bıraktı. Bizde de var nurlar içinde yatsınlar, Balkan şehidi dedemiz, "Ethem Çavuş" 25 nisan 2009 tarihinde yazmışım http://blog.milliyet.com.tr/balkan-sehidimiz-ethem-cavus-un-mirasi/Blog/?BlogNo=176265 Ne sıkıntılı günlermiş o günler, bu günlerimizin kıymetini bilelim demek istiyorum ama ülke halkının değer bilmezliği ve ırkının sahip olduğu temel değerlerden uzaklaşması kabul edilir gibi değil, selam ve saygılarımla...   21.01.2017 10:37
 

Dünyaya sanki çile çekmeye ve çaresizlikleri yüklenmeye gelmiş yoksul insanlar, ne kadar acı. İnsan üzülüyor. Yönetimlerin ilk hedefi olmalı insan, kendini özel hissetmeli yaşadığı toplumda. Ülkemize de duyduğumuz bu güzellikler bir an önce gelsin ve güvenle ve de olması gerektiği gibi yaşayabilelim inşallah. Anlamlıydı yazınız Yurdagül Hanım, duygularınıza sağlık. Sevgi ve selamlarımla.

Nermin Ayduran 
 11.01.2017 16:58
Cevap :
Yoksulluk ve yoksulluk içindeki çaresiz insanlar içimi acıtıyor ama birey olarak bir şey yapmanın da mümkün olmadığını anlamış bulunuyoruz Nermin hanım, ancak kitlesel olarak bu mümkün. Esas itibariyle halkın refahı yönetimin görevi. Halk refah içinde olursa güvende olduğunu hissedecek bu da mutluluğu getirecektir, selam ve sevgi ile...  15.01.2017 16:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 336
Toplam yorum
: 5782
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1665
Kayıt tarihi
: 09.04.09
 
 

Özel bir finans kuruluşundan emekliyim. Hayatın her aşamasını acısıyla tatlısıyla yaşamış biri olar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster