Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mart '08

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
370
 

Hayat'n kadını 1...

Hayat'n kadını 1...
 

kadın


Günün geceye gebe kaldığı vakitlerde uyanırdı kader. Ve başlardı yaşamaya kendi hayatından ziyade başkalarının hayatlarında. Bir hayatın randevusu daha telefona müptela ediyordu kendisini. Telefonun ısrarı kaderi yatağından kaldıramadı. Zaten uyanıktı ama yatağından çıkmak istemiyordu.

Gözlerini tavana dikmiş, çalan telefona aldırmadan bir ölü gibi duruyordu yatağının içinde. Yatağından fırlayıp telefondakine küfredesi geldi içinden. Gözleri büyüdü, bakışları keskinleşti ama yatağındaki istifini hiç bozmadı. Birkaç dakika sonra durgunlaştı bakışları. Telefon yine çağırıyordu kendisini. Bu defa bakmalıydı. Usulca kalktı yatağından. Yılların yorgunluğu yine eşlik etti adımlarına. Sürükleyerek ayaklarını telefona yaklaştı. Cılız bir hareketle ahizeyi eline aldı. Uyanmanın mahmurluğunun yansıdığı sesiyle ‘efendim’ dedi. Dinledi, dinledi… ‘Tamam’ ve ‘hıhı’ kelimelerinin ardından telefonu kapattı. Üç kelimeyle sonlandırılan bir telefon görüşmesine ne demeliydi ki? Yine içinden ‘kahrolası kader’ demek geldi.

Ama vazgeçti söylemekten. Kahretmek başkaldırıyı gerektiriyordu onun için. Kahrederse eğer sonunu da getirmeliydi. Düşüncelerinin gölgesinde dünyaya açılan penceresine doğru yürüdü. Batan güneşin kızıllığında kaybolmak istercesine araladı perdesini ve penceresini açtı. Beslediği kuşlar karşı evlerin çatı ve balkonlarında, direklerde ve ağaç dallarında onu bekliyordu. Minicik kuşlar akşam yemeklerini yemeliydiler. Mutfağa gitti hemen ve elinde buğday taneleriyle döndü. Taneleri balkonuna serpti. Serçeler hemen sevinçle uçuşup kaderin balkonuna kondular ve karınlarını doyurmaya başladılar. Serçeler alışmışlardı Kader’e. Kader’in serçeleri her gün beslemesine rağmen serçeler yine de temkinli adımlarla ve ürkek bakışlarla yemlenirdiler. ‘Minicik ve güzel serçeler ne kadar ürkeksiniz’ dedi ve güneşin kızıllığına döndü bakışları.

Güneş insanı günaha iten kızıllığıyla seyahatini, yarın yeniden doğmak üzere sonlandırıyordu. Uzun uzun seyretti Kader, aydınlığın ve sıcaklığın sembolü güneşi. ‘Keşke şu güneş beni de ısıtabilse ve aydınlatabilse. Ben de güneş gibi her gün yeniden doğabilsem hayata. Aydınlatabilsem çevremi ve ısıtabilsem yürekleri… Şimdi ise geceyim. Kendimin gecesi… Başkalarının geçici aydınlığı ve sıcaklığı… Kendime aydınlık ve sıcaklık olamadıktan sonra bütün dünyayı aydınlatsam, sıcaklığımla ısıtsam neye yarar ki? Hem kendime sıcaklık, aydınlık olamadıktan sonra başkalarına güneş olamam ki’ diye sonlandırdı hem düşüncesini, hem seyrini. ‘Yazmalıyım’ dedi ve masasına yöneldi. Kalemini yine kâğıdına müptela etti ve hayatını işlemeye başladı bembeyaz kâğıtlara. Her kirlenen, karalanan ve yazılan kâğıtta kendisini hatırlıyor. Yazdıkça hatırlıyor, hatırladıkça yazıyor… ‘Bugün günlerden umut’ cümlesiyle noktaladı hikâyesini. Seslendi yalnız odasına ‘bugün günlerden umut’… Randevusuna gitme vakti gelmişti. Penceresini kapattı ve hazırlanmak için yatak odasına geçti.

Gece günahları gizlemek istercesine yavaş yavaş sirayet ediyordu sokaklara. Sokak lambaları çaresiz kalıyordu günahları ifşa etmeye. Ve yıldızlar dökülüyordu yeryüzüne bir bir. Solan hayatlar ve biten umutlar gibi… Ve gece ilerliyordu yüksek adımlarla. Gecenin adımlarına dolandı kaderin adımları. Yine yabancılaşmaya başlıyordu kendisine. Nazlı’ya olan seyahati Kader’e dönüyordu hızlı bir ritimle. Sokaklardan kendisine ait bütün suretleri süpürürcesine hızlı adımlarla ilerliyordu Kader’e. ‘Ah kader’ dedi usulca ve sokakları sonlandırdı, Kader’i peydahlayarak. Samimiyet ve sıcaklıktan yoksun bir merhabayla adım attı Kader’in dünyasına. Aynı merhabayla karşılık buldu. Ve kapılar kapandı ardın sıra. Zamanın ilerisinde söndü ışıklar ve günah yine depreşti gecenin koynunda ve Kader’in teninde. Her dokunuşta Nazlı’yı intihar ediyordu teni. Yok oluşuna böyle her gece şahit oluyordu. Şahit olduğu her gece tükeniyordu tenlerin soğukluğunda.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 143
Toplam yorum
: 336
Toplam mesaj
: 35
Ort. okunma sayısı
: 365
Kayıt tarihi
: 14.02.08
 
 

1983 Aksaray doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Aksaray'da tamamladım. Lisan eğitimimi Fırat Ünivers..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster