Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ekim '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
797
 

Hayat sahnesi.

Hayat sahnesi.
 

http://bizimayvalik.com.tr


Yokuş yukarı çıkıyorum, sokaklar kalabalık, insanlar telaşlı...

Küfürlü konuşan, heyecanlı gençler geçiyor yanımdan...

Kâh salınarak yürüyen genç kızlara laf atıyorlar, kâh aynı anda bildik bir şarkıyı söylemeye başlıyorlar...

Kızlar oralı bile olmuyor, söylenenleri duymazdan geliyor...

Müzik sesleri yükseliyor arabaların içinden, camlar açık, bitirim şoförlerin sigaralı elleri dışarı sarkıyor, küller yollara savruluyor...

Kırmızı ışığı, beklemeyi sevmiyor hiçbiri...

İşleri acele, zamanları dar!

Küçük arabaların içinde, görünmez olduğunu zannediyor, arabalardan daha küçük, büyük olduğunu sanan insanlar!

&&&

Çöp toplayanlara, karıştıranlara daha sık rastlar oldum.

Az önce ben yaşlarda biri ilişti gözüme...

Şimdi de bu yaşlı karı- koca!

Ne bildim karı- koca olduklarını belki abla- kardeştirler?

Adamın çıplak ayaklarından biri bileğine kadar tentürdiyotlu, kirli gömleğinin açık yakasından içine giydiği, bir zamanlar beyaz olan fanilası gözüküyor... Dişsiz ağzı konuşurken garip şekiller alıyor.

Yarı beline kadar çöpe giriyor... Kadın adam düşmesin diye bacaklarını tutuyor...

Yoksulluğun, çaresizliğin koreografisi!

Birazdan sahne ışıkları yanacak, seyirciler yaşlı kadın ve adamı çılgın gibi ayakta alkışlayacak...

Nefesimi tutuyor, ışıkları ve alkış seslerini boşa bekliyorum...

İki bira şişesi ve eski bir pantolon çıkıyor çöpten...

Adam dişsiz ağzıyla gülüyor, pantolonu iki eliyle tutup, sanki pahalı bir mağazadan yeni alırmış gibi inceliyor...

“ Olur, mu bu bana?”

Kadının cevap vermesini beklemeden kemerini çözüyor, atanın eski, kendisinin yeni pantolonunu yoldan gelip geçen meraklı gözlere aldırmadan deniyor...

Pantolon usta bir terzinin elinden çıkmışçasına adamın üzerine “cuk” oturuyor...

&&&

Yaz aylarında, kavun, karpuz, domatesçiler...

Şimdi mahalle aralarında eski arabalarıyla balık satan goygoycular...

Kış ayları balık sevdasına limanda sabahladığım çok olmuştur...

Yine bir gün oltam elimde balık bekliyorum... Yağmur yağıyor, gün doğmak üzere.

Bir gırgır yanaştı, benim gibi ne kadar balık tutan adam varsa oltaları bıraktı gırgıra koştu...

Bana da seslendiler. Yardıma ihtiyaçları var herhalde diye düşündüm!

Bir kasa balığı kaptım, gelen kamyona götürdüm... Sonra bir daha sonra bir daha...

En sonunda bir kasa balık da bana verdiler... Taşırken yere düşen balıkları da topladılar, pay ettiler...

Sonradan öğrendim geçimini bu şekilde kazanan, taşıma karşılığı aldıkları balıkları satan insanlar varmış... Gırgırdan kasa ile balık taşıma işine; Goygoy, taşıyana; Goygoycu...

“Durduk yere amma salladın be kardeş” diye aklınızdan geçirip, sözlüklere bakacak olanlar zahmet etmesin diye yazıyorum...

“ Muharrem ayında kapı kapı dolanarak ilahiler okuyup dilenenlere de, boşa konuşan, bilgisiz insanlara da, şak şakçılara da Goygoycu deniyor... Neden bilmem balık taşıyan adama Goygoycu dendiği hiçbir yerde yazmıyor... Aman canım kardeşim çok sıkıştırırsanız “ben de anlatanın yalancısıyım” der çıkarım işin içinden!”

İşte bu Goygoyculardan biri çinakop satmaya çalışıyor ama balıkların ah-ı gitmiş, vah-ı kalmış...

Tam satıcının kulağına eğilip, “zor satarsın” bunları diyeceğim... Bir abla geliyor “iki kilo tart bakalım” diyor...

Eskiler işi biliyor,boşuna “ kör satıcının kör alıcısı olur” demiyor!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Biz senden derbi yazısı bekliyoruz sen kendini balığa vurmuşsun be üstad...

Ahmet ÇELİKSÜNGÜ 
 27.10.2009 23:12
Cevap :
Derbinin nesini yazacağım Sevgili Ahmet... Yazılanları okuyorum : )  28.10.2009 11:49
 

Goygoycular da olmasa halimiz harap :)

Mesut Selek 
 27.10.2009 23:10
Cevap :
Öyle Hocam Öyle : ))  28.10.2009 12:11
 

başlığı okudugumda içime düşen hüzün, yazının bitiminde kendini iyice ele verdi. Hüzünlenesim vardı belki bahanesi oldu. Evde küçük geliyor dedigim, eskimiş artık bunlar dedigim şeyleri ne yapsam diye tuttugum geldi aklıma. Çöpten çıkardığı pantalonu yeniymiş gibi deneyen adamı yazınca sen... içim acıdı...

Nilay Yıldırım 
 27.10.2009 11:52
Cevap :
Neyin kimi, ne zaman sevindireceği belli olmaz... Poşetin içine koyup çöp kutusunun yanına bırakın eski, kıyafetlerinizi... Ne alan sizi bilsin, ne siz alanı... Günün birinde sigara ile yaktığınız yeşil kazağınızı başka birinin üzerinde görürseniz, gülümser geçersiniz...  27.10.2009 15:43
 

Ve hayat hikayeleri böyle türlü çeşit sürüp gider farkında olmak, gözlemek gerek. sevgi ve saygıyla

Meral Yağcıoğlu 
 27.10.2009 9:57
Cevap :
Keşke her baktığımızı görebilsek...  27.10.2009 15:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1280
Toplam yorum
: 7730
Toplam mesaj
: 187
Ort. okunma sayısı
: 1108
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Deniz tutkunu.Amatör kıyı balıkçısı. Aynı Şarkı ve Ilık Havada Hoşça Kal adlı kitapların yazarı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster