Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ekim '08

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1792
 

Hayat ve isteklerimiz ve gerçekler...

Hayat ve isteklerimiz ve gerçekler...
 

Bazen hayat denen kargaşada istediklerimiz vardır. Umduklarımız ve tabağımıza konan ve hatta kaşığımıza gelenler...

Hiç hesaplamadığımız bir ailede ve bir ortamda doğuvermişizdir...

Hiç hayat nedir? Ne ister? Nasıl yaşanır? Neden yaşanır? Diye sorgulama fırsatımız bile olmadan çeker gider çoğumuz bu diyarlardan...

Sorgulayanlar ise cevap bulamadan veya buldukları cevaplardan memnun olmadan çeker giderler çok zaman...

Hayat...

İnsanlar birbirlerini neden şundansın bundansın diye ayırırlar ki? Neden şu ailede ve şu coğrafik bölgede doğmuş olmak diğer ailelerde ve diğer coğrafik bölgelerde doğmuş olmaktan farklıdır?

Kim kendi doğum yerini ve zamanını belirleyebilir ki?

Buna kadercilik demek yanlış... Ama söylediklerimde gerçeklik de var. Gerçekten hangi bebe dünyaya gelme şartlarını belirleyebilir? Hiç bir bebe!...

Aslında işin özü herkes hayattan, kendince veya ufkunca bir barınak, yemek, iş ve eş bekler... Bu sadece insanların değil tüm canlıların bir gerçeğidir.

Ancak, insanoğlu aklını kullanarak, doğa ile doğaya karşı dahi olsa mücadele ederek yaşamını kolaylaştırmak adına teknoloji denen madde yığınlarını geliştirmiş ve geliştirmeye de devam etmektedir.

Kim bunlarla ne kadar çok karşılaşırsa/farkında olursa, hep daha kolaylaştırıcısı ve gösterişlisini elde etmeye uğraşmaktadır.

Günümüzde belgesellerden ve dergilerden izlediğimiz kadarıyla hala medeniyet veya teknoloji ile hiç ama hiç karşılaşmamış kabileler var.

Bunun yanında dünyanın biryerlerinde, bir köşesinde teknolojiyi en son ve belkide henüz benim hayal bile edemeyeceğim düzeyde kullananlar vardır. Kimbilir görsem belki bende sahip olmak hayaline/isteğine kapılabilirim.:)

.........

Mutluluk...

Nedir mutluluk?

En en en sahip olunabilecek maddi gereç midir?

En en en sahip olunabilecek malikane midir?

En en en sahip olunabilecek kabarık banka hesapları mıdır?

En en en sahip olunabilecek yakışıklı bir sevgili veya koca mıdır?

En en en sahip olunabilecek güzel hatta hani derler ya afet türünden bir sevgili veya eş/kadın mıdır?

Haytımızın belli dönemlerinde "en en en" lerimiz ve olmazsa olmazlarımız farklılaşıyor.

Gençken en iyi okulu bitirip en güzel/popüler meslek sahibi olmak, başlıca enlerimizdi çoğumuzun. Pek çoğumuz da beğensek veya beğenmezsek, yanlış meslek olduğunu geç olsa da anlasak ama geçen onca yıl hatrına emekliliği bekleyerek de olsa edindiğimiz "en" bir meslek sahibi olduk.

Belki bu mesleğimiz sayesinde "en" bir eş de kendi çapımızda bulduk...

Bize öğretilen veya o "en" lerimizin telaşında farkına varamadığımız "sevgi" ve "kaliteli paylaşımı" yaklayamadık...

İçimizi yakan belki de hayatımızın "en güzel yönü" olacağını hiç düşünemediğimiz insanı, diğer "en"lerimiz uğruna harcadık.

Şimdilerde, elimizdekilere bakıp, "değer miydiniz" demek de pek çoğumuzun yaptığı ne yazık ki...

Kendi kendime düşünürüm bazen. Hayatımın şekillenmesi daha farklı olsaydı nasıl bir yaşamım olurdu diye. Hatta hayat bana hiçbirşey vermemişken bir rastlantısal hayat tünelinde ışığı görebilmek umuduyla, gerek tökezleyerek gerek sürünerek gerek dimdik bir başla hala hayatla mücadelem bitmedi. Bitiremedim!

Bu mücadele hiçbir zaman en en en leri elde etmek adına olmadı, olamadı ne yazık ki...:) Sadece istemeyerek de olsa geldiğim bu dünyada gerçekten ve sadece kendi canlılığımın asgari ihtiyaçlarını karşılayarak yaşayabilmek oldu...

Geçen günlerde sevgili arkadaşım Ersin KABAOĞLU'nun kaleme/klavyeye aldığı "magazin etkisi ve düşündürdükleri" adlı bloğunda, magazinin nasıl bir yaşam şekli haline geldiği ve hatta farkında olmadan kölesi haline getirdiği ile ilgili araştırmalarla dolu yazısında da belirttiği gibi, insanın insanı olma yolunda hiçbir adımım olmadığını düşünüyorum.

Bu bağlamda, bazen depresif hatta agrasif hatta hırslı hatta geçimsiz insan olarak adledildim ki bana bunları söyleyenler benim tünelimin başında bile olmayanlar hatta belki de hiç ama hiç böyle bir tünel görmeyecek olanlar...Azıcık başları sıkıştığında küçücük sıkıntıları koca karanlıkmış gibi görenler!:)

Sonuç olarak, hayat hep bir mücadele ve eğer yaşam için mücadele, var olmak için mücadele ise mutlu olmak gibi bir lüksünüz de olmuyor zaten. Ya da sizin mutlu olma anlarınızı diğerleri anlamıyor bile! Komik hem de çok komik oluyor...

Sabah kalktığınızda, hiç bu günler için de, bu güneş için de, bu deniz için de, bu nefes çin de, atlattığım tüm kötülükler/sıkıntılar için olan sabrım için de hayata teşekkür ettiğiniz oldu mu?

Düşünsenize, sokakta çalışmak zorunda olan küçücük kızlı-erkekli ve annelerinin babalarının nerede olduklarından heberleri bile olmayan çocukları...

Ne mutlu eder bu çocukları sizce?..

Akşama eve epey yüklü bir para (kimine göre cep harçlığı bile değil) kazanmış olarak dönmek mi?

Güzel bir lokantada bir öğün bile olsa yemek yiyebilmek mi?

Güzel bir evde yaşayabilmek mi

Güzel bir okulda okuyabilmek mi?

Soğukta üşümüş, donmuş olan parmaklarını ellerinin içine alıp, nefesinin sıcağıyla ısıtmaya çalışan bir anne sıcaklığını, anne kucağını hissetmek mi?

.........

Hayat, kimine çengel bulmaca, kimine amorti ikramiye, kimine de ... vermekte:)

Her anını haz alarak yaşayabileceğimiz, sevgi dolan yüreklerle karşılaşabileceğimiz her nerde ve ne tür ilişkide olursa olsun mutlu olabileceğimiz yaşamlar dileğiyle herkese...

"En en en" lerin sonu yok...:)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sahip olduklarınızın farkına varın demişsiniz. Herkesin mutluluk derecesi farklı demişssiniz. Küçük mutlulukları mutluluk dan saymayanlar var demişsiniz. En en bile hep eksiktir, en en in bile en i vardır demişsiniz. Ne kadar çok şeye sahip olmak gerektiğini düşünmektense, yaşarken ne kadar az şeye ihtiyacın olduğunu düşün demişsiniz. Ne kadar çok şeye sahip olursanız, o kadar çok şeye bağlı, o kadar az özgür olursunuz demişsiniz. Siz aşmışsınız... Bitirmişsiniz... Çalışmışmıyım hocam:)

Ahmet KARAKAYAN 
 24.12.2008 11:47
Cevap :
:) Evet çok ama çok iyi çalışmışsın:) Aynen öyle demek istedim. İnsan eğer doğan güneşin farkını ve tadını alabiliyorsa, bu gibi soğukta iken bile soğuk hoş gelebiliyorsa, mutluluk kırıntıları bunlar...Hayatın ta içindeki gerçekler...Henüz bitirmedim. Çözemediğim birşey kaldı:))))  24.12.2008 21:27
 

TEbrik ettim. İmzamı attım. Ama asisin sen. Yoksa agresif mi desem:)

Ahmet KARAKAYAN 
 10.11.2008 17:28
Cevap :
daha çok asiyim bence:)  10.11.2008 21:01
 

kafam karısmadı ..belki siz biliyosunuz diye ümitlenmiştim.mutluluklar dilerim:)

chelischki 
 31.10.2008 19:42
Cevap :
:) demek ki bilmiyormuşum değil mi?:))) Aslında mululuk, sevgiyi hissetmekten geçiyor. Bunu bugün anladım arkadaşım:) Kendine iyi bak. Sen de GÖNLÜNCE mutlu ol...:) Sevgilerle...  31.10.2008 22:04
 

yazın için seni gerçekten kutlamak isterim sevgili ' Yprkck'. Sıfır bilgi ve deneyimle dünyaya gelir ve düşe kalka hayattan bir çok şey öğreniriz. Fiziksel (Biyolojik) bir karanlıktan gelir, ışığı görünce önce korkar ağlarız. Zamanla ışıkta yaşamayı öğrenir bu kez de karanlığı görünce korkarız. Gün gelir sevdiklerimizi karanlığa (sonsuz) uğurlarız ve yine ağlarız...Bunun gibi çelişkili, gel-git'ler içinde bir çok şey öğrenir ve yaşarız yaşam boyunca. Gün gelir büyük 'gerçeği' de öğreniriz, kendi 'gerçeklerimiz' gibi...ve gerçeğin aslında acı olduğunu, ardından da dozunda bir acının, tıpkı yemeklerde olduğu gibi hayata da lezzet kattığını öğreniriz. Sen de kendi pencerenden ve deneyimlerinden hareketle, içtenlikle kendi gerçeğini bizlerle paylaşmışsın. Bu 'lezzet'i içeren yazını geç de olsa, bir solukta okudum. Okurken kendime de rastladım. Hem anlam olarak hem de ismen. Övgünle beni onore etmişsin. Sonsuz teşekkür ve sevgilerimle...

Ersin Kabaoglu 
 31.10.2008 12:00
Cevap :
Sevgili Ersin Bey, siz övgünün ötesinde değerli bir insansınız bence. Yazımı daha da anlamlandıran yorumunuz iiçin ben de gönül dolusu teşekkürler sunuyorum... Kendinize iyi bakın. Sevgilerle...  31.10.2008 19:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 118
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 751
Kayıt tarihi
: 23.08.07
 
 

Üniversiteyi bitirdiğimden ve işe başladığımdan bu zamanabir hayli yıl geçmiş:). Bir de baktım ki em..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster