Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Erdoğan Özgenç DOST MECLİSİ

http://blog.milliyet.com.tr/erdoganozgenc

13 Aralık '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
97
 

Hayat ve...

Hayat ve...
 

Kaç gündür hatta kimse kusuruma bakmasın ama yıllardır kin ve nefretle yatıyoruz kin ve nefretle uyanıyoruz. Okuduğumuz gazetelerde seyrettiğimiz televizyon kanallarında izlemeye gittiğimiz sinema filmlerinde bolca var.

Onun için dedim ki hayatımızın içinde bize bolca aşılanmaya çalışılan bu duygulardan bir an evvel uzaklaşmamız lazım, bir an evvel pan zehiri sevgiyi aşılamamız yaşatmamız ısrarla da yaşamamız lazım. O yüzden hayata ve sevgiye dair bir yazı hazırlayayım. Yazmayı da insanları hatta dostlarımı o kadar çok seviyorum ki ödüm kopuyor yanlış bir yazacağım kıracağım üzeceğim diye…

Tarihin içinden gelen insanların çok önemli deyişleri var bize miras bıraktıkları. Türk olmuş olmamış önemli değil önemli olan gerçekten “insan” olmaları söylediklerinin ise sadece “insanlık” ve “insanlığa yol göstermek” için olduğudur.

Bunlardan çok iyi bilinen bir bilim adamı diyor ki; İnsanoğlu kendisine önem vermiyor, zamansızlıktan ilgisizlikten ve ihanetten bahsediyor ama kendi kıymetini zamanının önemini, aşkın sevginin büyüklüğünü ve güzelliğini bilmiyor ki?

Bir başka âlime insanların en belirgin özelliği nedir diye sorulduğunda bakın ne diyor;

“İnsanoğlu, önceleri para kazanmak için sıhhatini verir, sonra sıhhatini tekrar kazanmak için parasını verir, hep istikbalini düşünürken, yaşadığı günü unutur, neticede ne bugünü yaşar, ne de istikbalini, ölüm yokmuşçasına yaşarken, hiç yaşanmamış gibi ölürler…”

Şöyle bir düşünüyorum da, benim gençlerden bir farkım var, çocukluğu ergenlik çağını ve gençliği yaşadım en acısından en tatlısına kadar ne varsa hepsini bire bir yaşadım ve gördüm. Onlardan daha deneyimliyim çünkü onların henüz görmediği “yaşlanmayı” da yaşıyorum. Onun için bunları yazma hakkım var.

Hayat aslında bir yolculuk seyahat gibidir ama kısa bir yolculuk olduğu da artık kesindir. Daha dünler de neydik, yıllar göz açıp kapatıncaya kadar geçmiş gitmiş. Yolculuğumuza renk katan değer yargılarımız ve yaşadıklarımız asla bizler için yük olmamalıdır. Önemli olan bunların değerini anlamak ve yaşama böylece değer katabilmektir.

Başımızdaki büyüklerimiz sanki milyonlarca yıl öncesini yaşamış gibi geçmişte yapılan savaşları zulümler zorlukları sanki yaşamış gibi anlatıyorlar bakmayın bunlara, bunlar hikâyedir, yapmacık bir roldür kandırmaca aldatmaca hatta sömürüdür. Şuna kesinlikle inanın geçmişte yaşananları olan bitenleri hiç kimsenin bilmediği gibi gelecekte olacakları da kimse bilmiyor. Yahu bırakın geçmişi vedalaşın şu geçmişle, usandık sizin tarihi tarihin tozlu sayfalarında hatta altın sayfalarında yer alanları yargılamanızdan, bırakın insanlar özgürce geleceğe baksın sizler de gelecek için neler yaparız insanımız daha mutlu daha refah daha huzurlu nasıl oluru arayın. Farkında değilsiniz ama dün olduğu gibi bugün de “İnsanoğlunun elinde kala kal şu an kalmıştır” o da bugündür.

Ha şunu yaparsanız en doğrusunu yaparsınız buna inanıyorum; Geçmişten ders çıkarın geçmişten bize miras kalan değerli anlayın, yaşam ve insanlık için verilen öğütleri değerlendirin, bunun için hepimiz yanınızdayız. Yoksa bu tarih tıpkı sizin geçmişe yaptığınız gibi sizleri de yargılamaya ve hatalarınızın günahlarınızın içine gömmeye devam edecektir.

Nedir bu sevgisizlik nedir bu kin ve nefretin sebebi, sizlere ne kazandırıyorsa vazgeçin, insanlar diken üzerinde yaşamaya başladılar, her geçen gün kendi gölgesinden korkar oldu, çocuklarının geleceğine umutla bakamıyorlar. Gözyaşı ve acı içimize işledi.

Ne acı değil mi insanlar doğum günlerini bile medeni ülkelerde olduğu ya da geçmişte ana babalarının kutladığı gibi kutlayamıyor artık. Armağan edilen bayramları bayram havasında kutlayamıyor. Bir baskı bir korku egemen olmuş insanların hayatına, yaptıklarından kazandıklarından hayallerinden bile zevk alamıyor artık…

Bunlar elbette ülkenin siyasi tablosu ve siyasi alışkanlıklarının eseridir ama bunların bir de insanların yaşam biçimiyle de alakası var. Sevmekten ve sevilmekten hayatı doya doya kimselere hesap vermeden yaşamaktan korkuyoruz.

Her seferinde yazmaya çalışıyorum ama hayatı ve sevgiyi yaşamak için bir an her şeyden tüm alışkanlıklarınızdan bir an vazgeçin, affetmeniz gerekenleri hemen affedin, gidin sarılın öpün, bir kenara hatta çöpe atın sorunlarınızı yaşamaya devam edin sevebildiğiniz kadar çok sevin…

Bakın doğaya kuşlar köpekler kediler ağaçlar çiçekler böcekler ne kadar uyum içerisinde yaşıyorlar birbirlerine ne kadar saygılı davranıyor birbirlerinin yaşam yollarını açık tutuyor yardımcı oluyorlar farkında değil misiniz? Oysa biz kendimizi onlardan daha akıllı sayarız her zaman, e o halde hem akıllı hem güçlüyüz ama hayatı yaşamasını sevgiyi paylaşmasını bilmiyoruz, bir şiddet bir kin ve nefret almış başını gidiyor, sizce de biraz garip değil mi?

Niyeyse biz erkekler atalarımızın bize miras bıraktığı maalesef romantizmi de unuttuk. Buna değmez miyiz yoksa?

Aşkı yaşayın sevgiyi tadın, bunları yaşarken bir şeyin farkına varacaksınız buna eminim, nefret şiddet azalmış mutluluk ise kat be kat artmıştır. Hayatın içinde ne varsa sevin kuşları kedileri köpekleri ama önce kendinizi…

Sevginin gücü hiçbir şeyin başaramadığını başarmaktadır. İnsanları hayata bağlıyor, karanlık yollardan kaçmamızı daha aydınlık daha refah daha huzurlu sokaklara çıkmamız sağlıyor. Sevgi ve hayat paylaştıkça güzelleşir ve çoğalır artık bunu anlayın.

Kalkın yerinizden birer mum yakın yemek masasının iki köşesine, alın elinize bir kadeh meyve suyu veya içki fark etmez, âşık olduğunuzu ya da sevdiğinizi gösterin.

Hayatı ve size verilen şansı lütfen kaçırmayın, kırgınlıkların kavgaların kin ve nefretin hiç kimseye hatta insanlığa zerre kadar faydası olmamıştır olmayacaktır da…

Hayatı sevin baktığınız her şey değişecektir denizlerin rengi dalgaların sesi yaprakların hışırtısı kuşların kanat sesi çiçeklerin kokusu bir başka gelecektir size emin olun.

Dostlarım ne yaparsanız yapın aşka sevgiye ve hayata mutlaka zaman ayırın ve asla ertelemeyin. Hayat dediğimiz kısacık bir yoldur biz de o yolun küçücük bir yolcusuyuz, mutlu huzurlu v sağlıklı seyahat yolculuk hepimizin hakkıdır, öyle değil mi?

Gözyaşlarınızı mutlu anlar için nefesinizi de sadece mutluluk mumlarını üflemek için kullanın yeter.

Bir kısacık şiire ne dersiniz;

Dokunmadan uzaktan, ellerinde

Gözlerinde ıslak kirpiklerinde sevmek

Karşılıksız, riyasız, nedensiz ve hesapsız sevmek

Çıkarsız yalansız, safça ve umutsuzca sevmek

İncitmemek, güvenmek, huzuru hissetmek

İşte ölesiye, sonsuz sevmek gerçekten, yürekten sevmek

Sevmek sevilmek dediğimiz bu olsa gerek...

Her zaman olduğu gibi yüzünüzden gülümseler yüreğinizden ise  insanlara bahşedilen en güzel duygu  yani “sevgi” asla eksik olmasın efendim…

Erdoğan Özgenç

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 846
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 404
Kayıt tarihi
: 26.06.12
 
 

Emekli banka müdürüyüm ama kart vizitimde "insan" yazıyor. Adana'da ikamet ediyorum. Herk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster