Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ağustos '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
5347
 

Hayat yaşanıldığı kadar vardır!!!

Hayat yaşanıldığı kadar vardır!!!
 

Hayat aldığımız nefeslerin değil nefesimizi kesen anların toplamıdır


Hayat yaşanıldığı kadar vardır, gerisi ya hafızalardaki hüsran, ya da hayallerdeki düş kırıklığıdır. Yaşamak cesaret ister, yaşamak paylaşmak ister, yaşamak umut, mutluluk, sevgi, özgüven, gülümseyiş, haykırış, .... ister..

Çok beğendiğim bir söz vardır; 'Hayat aldığınız nefeslerin değil nefesinizi kesen anların toplamıdır'. Evet hayat nefes alıp vermek, yemek, içmek ve hatta sevişmekten ibaret değil... İstediğiniz anda istediğiniz gibi yaşadığımız anda yaşadığımızı anlıyoruz... O anlarda artık yaşamak bir mecburiyet olmaktan çıkıp mutlu bir serüvene dönüşüyor.. Hayat zirvelerde nefesimizin kesilmesidir, bu bir dağın zirveside olabilir, bir aşkın bir zevkin zirveside de.. Hayat karın doyurmak için yemek yemek değildir, hayat istediğiniz yemeği keyfini çıkara çıkara yemektir, güzel bir sofrada, güzel insanların sohbeti ile süsleyerek yenilen yemektir.. Hayat keyfince içilen birkaç kadeh içkidir(ister alkollü ister alkolsüz).. Hayat her sevişmede aynı heycanı duymaktır, aynı arzuyu, aynı ihtirası...

Tanrının bize sunduğu en yüce armagandır yaşamak... Ve tanrı bir şeyi affetmeyecektir ki oda yaşamak mümkünken yaşayamamış olmak... Yaşamak ahlaksızlık, yaşamak erdemsizlikte değil... Asıl yaşamak mümkünken yaşayamamak hırsızlıktır, tanrıdan hayat çalmaktır... Tanrı dünyada somurtan, şikayet eden, sıkıntıların çemberinde suç işleyen, intihar eden insanlarımı görmek ister sizce, yoksa gülen, oynayan, neşe içinde hayatın zevklerinin tadını çıkaran mutlu insanlarımı... Unutmayın dünya değil ceza çekme yeri, cehennem...Öyleyse nedir bu manastırlara kapanmış rahipler havasında dolaşmak, nedir bu kendini zamanın akışına tamamen bırakmış teslimiyetcilik... Anarşişt olacaksınız mutluluk adına, kendi içinizdeki düzene başkaldırın, yıkacaksanız eğer önce kendi karakterinizdeki önyargı duvarlarını yıkın...

Herbirinizden duyar gibiyim isyanları... "Hayat mücadelesi içerisinde kolay mı yaşamak" diye yapılan isyanları, "para nerde, iş nerde, aşk nerde, ..." diye sitem yapanları... Peki şu anda kendinize sorun şunu geçmişinizde yaşamak mümkünken yaşayamadığınız nice aşk var değil mi belki tüm hayatınızın akışını değiştirecek, ne kadar değerlendiremediğiniz fırsat var değil mi, ne kadar bağladı değil mi sorumluluklar elinizi - ayağınızı, hayatınızı, .... Ve şunu unutmayın çok lüks bir restorantta lüks bir şarap içenler çogu zaman mutsuzken, evinin balkonunda birasını arkadaşıyla, yareniyle yudumlayan insanlar mutlu olabiliyor... Beş yıdızlı otellerin barlarında havuzlarında somurtan insanlar varken, memletin yaylarında şen gür kahkahalar yankılanıyor... Büyük kokteyller mutsuzluğa gebe iken sıcak aile sohbetlerinin anı paylaşımları yüzlerle birlikte yürekleri gülümsetir... Ve sıcak bir öpücüktür sevdiğinizden aldığınızda yüzünüzü üçgün aynı gülümsemeye mahkum eden ve bir hoşgeldin, özledim, günaydın, ....v.b. dir günlerimize asıl güneşleri doguran...

Sakın unutmayın, hayat küçük ayrıntılarla şekilleniyor... Bizim kimi zaman esgeçtiğimiz, kimi zaman önemsemediğimiz bazı ufak tefek ayrıntılarda saklı tüm hayatımızın şekilleneceği kapıların anahtarları... Kimi zaman bir kitap okuyoruz tüm hayatımız değişiyor, kimi zaman bir film, kimi zaman birini tanıyoruz, kimi zaman aşık oluyoruz değişiyor tüm hayatımızın akışı... Kimi zaman bir otobüsü kaçırmak, kimi zaman bir şans oyununa para yatırmak, kimi zaman bir merhaba sıcak ve kimi zamanda tüm cesaret ve sıcaklığıyla seni seviyorum diyebilmek...

Biliyorum kolay değil dediklerimi yapabilmek, ki itiraf edeyim bende yapamıyorum ama uğraşıyorum yapabilmek için... Sizde benim gibi deneyin en azından...

Kısa bir anektod; topal karınca hacca gitmeye karar verince etrafından demişlerki sen hem karıncasın hemde topalsın ne haddine senin hac, imkansız gidemezsin daha yolun başında ölürsün... Karıncanın cevabı şu olmuş; 'gidemesem de yolunda ölürüm' Uğrunda ölünecek bir ülküdür hayat...

Tekrarlıyorum; Hayat yaşanıldığı kadar vardır, gerisi ya hafızalardaki hüsran, yada hayallerdeki düş kırıklığıdır... Birtek şeyi affedemiyor insan kendinde yaşamak mümkünken yaşamamış olmak...


'HAYAT ALDIĞIMIZ NEFESLERİN DEĞİL NEFESİMİZİ KESEN ANLARIN TOPLAMIDIR'

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hayat bazen o kadar dolu,yaşama içgüdüsü hissettiriyor ki insana bazen sadece mutlu anlar için yaratıldık diye düşünüyorum,İnsanı bu denli mutlu eden şeylerin,aynı oranda ters tepmesi,yani hayata seni bağlayan şeyin birden seni savurması...Mutlu olduğu şeyin kişiyi aynı oranda üzüceğini bilse acaba cesaret edermiydi...Mutlu olmaya....sevgiler

ahmeat 
 10.08.2007 11:51
 

öylesine güzel bir yazıki bu.Coşturdu tüm isyanımı,duygularımı,yalnızlığımı.Şimdi bu yazıdan aldığım enerjiyle kalksam yerimden.Gitsem yaşamak istediğim herşeyi yaşayıp gelsem.Ertelediğim düşlerimi gerçeğe çevirsem.Ama tüm sorumluluk size ait.Sevgiler...

emel dedeoglu 
 08.08.2007 12:52
Cevap :
siz yeterki yaşayın ben yaşanmış tüm hayatların sorumluluğunu taşımaya hazırım...ki emin olunki tanrıda hazırdır bu sorumluluğa çünkü onun en büyük hediyesi idi yaşamak... Teşekkürler...  08.08.2007 17:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 64
Toplam yorum
: 62
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 5605
Kayıt tarihi
: 27.06.07
 
 

İnsanım herkes kadar; zengin kadar fakir kadar, kadın kadar erkek kadar, Müslüman kadar Hristiyan ka..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster