Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '20

 
Kategori
Söyleşi
Okunma Sayısı
36
 

HAYAT

 "Hayat" olarak kullandığımız kavramı bazen çok büyüttüğümüze inanıyorum. Şu cümlelere bakalım:

"Hayattan beklentim ..."

"Hayat zor be"

"Bu hayat bana hiçbir şey vermedi"

"Şu hayatta yüzüm hiç gülmedi"

"Hay ben bu hayatın"

 Sanki "Hayat" bir kurum ya da ona benzer bir şey.

Hayır.

BENCE "Hayat" doğumla başlayan ölümle sonlanan bir kelime. Bu kelimeyi, büyütmek, küçültmek, değer katmak hepsi bize bağlı. Nasıl yaşadığımıza, hangi kararları aldığımıza, bu kararların arkasında ne kadar durduğumuza bağlı.

Hayat bir şey beklenilecek bir kurum değil. Ne yaparsak, neye karar verirsek, buna bağlı olan sonuçları yaşarız.

 Biraz duygusal olmayı sevmek, biraz yaşanılan acıyı sevmek insanın doğasında var sanırım. Hayatımızdan bir cümle: "Bir film izledim. Film boyunca ağladım. Kesinlikle tavsiye ederim." 

 Bir ayrılık yaşarız. Örneğin değer verdiğimiz biri ölür. Üzülürüz. Sonra yine üzülürüz. Anıları hatırlar bir daha üzülürüz. "Keşke"leri düşünür bir daha üzülürüz. 

 Oysa ölüm hep vardı ve olacak. Ölümün geleceğini biliyoruz ama unutuyoruz. Madem bu kadar kesin bir gerçek ve madem o değer verdiğimiz kişi öldüğünde bu kadar üzüleceğiz, o zaman, o kişi hayattayken neden onu üzüyoruz, ona destek olmuyoruz, onu önemsediğimizi hissettirmiyoruz. En önemlisi onu kaybettiğimizde arkasından söyleyeceğimiz onunla ilgili "keşke"leri neden azaltmıyoruz?

 Hayatımızın değişmesini istiyorsak hemen başlamalıyız. Neye mi? Tabi ki değişime.

 Herkesin hayatı bir filmdir. Bu filmin yönetmeni biziz. Malumunuz üzere filmin başrol oyuncuları olan biz ve birinci derece yakınlarımız rollerini kötü oynasalar bile genellikle başrol (yakınlık) kontenjanından uzun süre bu filmde yer alacaklar. Fakat bunun dışında kalan tüm yardımcı roller ve figüranlar (diğer akrabalar, arkadaşlar, tanıdıklar) her an bizim isteğimizle bu filmden çıkarılabilir. Her kim ki bizi önemsiyor ve ona verdiğimiz değeri hak ediyor, bu filmde kalabilir. 

 Film mutlu sonla mı bitecek acıklı sonla mı, onu biz belirleyeceğiz.

 Bazen şöyle deriz: "Elimden gelen her şeyi yapıyorum ama olmuyor."

 Bu cümlede ne kadar dürüstüz? 

 Elimizden ne gelebileceğini ne kadar biliyoruz?

Kendimizi ne kadar tanıyoruz?

 Bu "Hayat" dediğimiz kavramı bilinçli mi yaşıyoruz?

 Yeteneklerimiz neler?

 Yapamayacağımız şeyler neler? (Gerçekten belli bir uğraş, çalışma, çaba sarfetsek bile yapamayacağımız şeyler.)

 Yani önce oturup kendimizi masaya yatırmamız, analiz yapmamız, hedefleri belirlememiz gerekir. Sonra bu hedeflere ulaşmak için gerekli yolları tespit etmemiz gerekir.

 En sonunda biraz geriye çekilip, bu hedefler için harcamak zorunda olacağımız, emeğin, zamanın ve çabanın, o hedefe değip değmeyeceğini tartmamız gerekir. 

 Bu hayat bizim hayatımız. Biz ne dersek o.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 36
Kayıt tarihi
: 03.09.20
 
 

..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster