Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Temmuz '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
663
 

Hayata dair...

Hayata dair...
 

Hayata dair söylenecek bütün cümleleri kullandım galiba...

Söyleyecek cümlem yok hani şuanki halime işte bu kelime beni anlatıyor bak ben tamda böyle hissediyorum diyemiyorum. Hani hep bu daha farklıdır ya bizim için.

Oysa kelimelerimizi bu kadar çabuk tüketmemeliyiz hayata karşı.

Her acının tarifi farklıdır her aşk başka kokar her giden farklı acıtır içimizi her ölüm bir boşluk bırakır içimizde ama illaki her acımızın ardından kelimeler sarfetmek zorunda değiliz ama yapamıyoruz.

Şimdi suskunum o yüzden, zamanında acılarıma dair o kadar çok konuştum ve o kadar çok haykırdımki acımı sanki limitimi aşmışım gibi geliyor.

Sus diyorum içimden bu seferkide farklı değil acıyorsun işte bunun azı çoğu yok “acıyorsun” kelimelere döksen bağıra çağıra yaşasan isyan etsen suçlu arasan acın dincekmi “hayır” o zaman sus. Ama yapamıyorum içimde durmadan biriken şeylerin ağzımda bıraktığı o iğrenç tat kusmak istiyorum.

İnan suçlu aramıyorum nedendi niçinlerdi deil benim derdim. Sadece tarifini bulsam bu acının sanki artık ne istediğimide bulabilecekmişim gibi geliyor sanki kelimelere döksem hissettiklerimi acım dahada bir anlam kazanacakmış gibi geliyor.

Yine sabah oldu ve ben yıllardır yüzüme hiç ama hiç yakışmayan bu uykusuzlukla bir başımayım ama bu bir başınalık bile bana kendimi yalnız hissettirmiyor. Oysa bugunlerde bana en iyi gelicek şey yalnız kalmak hoş oda korkutuyor ya beni...

Bana iyi gelen şeyin aslında hayatım boyunca en büyük fobim olması bir ödüllü mü cezamı bilmiyorum ama ben korkularının üstüne gidebilen bir insan hiç olamadım ama korkumu, korktuğum şeyi istiyorum korkumu seviyorum bir paradoks bu yaşadığım benim paradokslarım var derken hayatımın içindeki bir türlü çözemediğim ama sizede bir türlü anlatamadığım hastalıklı bir paradoksa dönüşen korkularımla savaşıyordum.

Başarabildim mi.?

Hiçbir zaman.

Hayatta en başarılı olduğum şey Allah'ın bana durmadan bıkmadan usanmadan sunduğu verdiği güsellikleri yok etmek.Bir insan kaybetmeye bu kadar meğilli olurmu tüketmeye sanki beynim, ruhum, kalbim güzel olan şeyleri yok etmek beni mutsuz edicek her şeyi yapmak için savaşıyor.

Kendi hayatıma müdahale şansımı sanki yıllar önce kaybettim.

Benim sevmekten anladığım şey aslında hayatımın acıya en yakın yanı.

Ben kimi sevdiysem ölüyor cümlesini değiştirip ben kimi sevsem "öldürüyorum" artık üzerime en yakışan cümle bu oluyor.

Bazen o kadar karmaşık oluyorum ki kimin ardından niçin gözyaşı döküyorum teyzemi özlerken babama neden sitem ediyorum Allah'ı bir yandan o kadar çok severken neden ondan bu denli uzak yaşıyorum ve neden yüreğimde değilde dilimdeki insan hayatımdaki insan oluyor anlamıyorum.

Aynı anda farklı o kadar çok acıyı hissedebiliyorum ki. Artık kan tükürüyorum dünyaya miğdem bulanıyor insan dendimi sevmiyorum insan sıfatını artık.
Kimse kalıcı değil hayatımızda özellikle benim hayatımda.Biliyorumki mutlaka birgün ya kendi gidicek hayatımdan yada ben bezdiricem onu vazgeçmek zorunda kalıcak benden.Her zaman ilişkinin başında biliyorum senaryoyu bildiğim sahneler aslında.O yüzden çoğu zaman şaşırmıyorum yaşadıklarıma tanıdık yani sahneler.

Bak yine sabah oldu bir gün daha gitti ömrümden ne öğrendin dersen bilmiyorum yaşadıklarımdan ders alamıcak kadar gözü kapalı yaşıyorum bu günlerde yada algılayamıcak kadar karmaşığım. Bazen çok şey öğrendim ben bu hayattan dediğimde ne diyorum söyle ne öğrendin çoğu öğrendiğim şeyi hatırlamıyorum önceden kendimi insanlardan hep farklı görürdüm ve kendimce farklı olduğuma dair bir sürü cümlelerim vardı şimdi beni bile tatmin etmiyor sebeplerim ne hikmetse farklı olma çabam bile yok isteksizim.Yoksa kendimi artık sevmiyormuyum? Düşünmedim belkide.

Kendimi bile sevmeye vaktim olmuyor son zamanlarda. Neye vaktim var onuda bilmiyorum. Aslında birşeyleri sorgulamıyorum diyorum ama çok fazla sorguluyorum bazı şeyleri ama bu sefer farklı şeyleri sorguluyorum. Özellikle “kendimi”. Kendimi sorgularken ne kendimden nefret etmeye nede kendimi sevmeye fırsatım oluyor. Yaptığım hatalarımın farkındayım işlediğim günahlarımın, veballerin, ahların suçlarımın hepsini biliyorum artık galiba.Kötü olan çoğununda telafisi yok. Şimdi bunlar için kendimden tiksinmeliyim?Sence? Herhalde artık üstünü çizmenin zamanı geldi bazı şeylerin sineye çekmenin keşkelerim olmadan belkilerim olmadan yeni bir yola koyulmanın. Ama yapamıyorum işte belkide cesaretim yok.Korkmuyorum sadece biraz cesaretim kırıldı o kadar, telafi ederim inan bana ama zamana ihtiyacım var. Biraz uyumalıyım beklide birazdan daha fazla yok yok beklide çok. İlk önce şu yorgun beynimi dinlendirmeliyim. Beynimin içindeki konuşmaları susturmayla başlamalıyım işe onlar bana en büyük düşman yüreğimin sesini bile duyamıyorum onların yüzünden. Durmadan beynimin içinde beni yargılayan başkarını suçlayan ne istediğini bilmeyen bir sürü ses var ALLAH'ım deliriyormuyum ne?

Susmuyorlar uyutmuyorlar.

Biliyorum bana çok kızgınsın belki hayatına girdim diye hatta lanet bile edebilirsin gittim diye. İyiyim ben merak etme sadece bazen çok özlüyorum seni o zamanlar bende çok kızıyorum kendime neden bunu bize yaptım diye. Biliyorum sen bunları okuduğunda karmakarışık duygular içine giriceksin. Belkide her kelimemde farklı farklı şeyler hissediceksin ama takma sayki bu yazdıklarım anlık yakaladığım yüreğimin sesi ya da beyminin içindeki seslerin yansıması ya da saçmalık yada çok konuşmaya ihtiyacım vardı içimde tutamadıklarım…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 1216
Kayıt tarihi
: 28.04.09
 
 

24.07.1984 Sakarya doğumluyum... Hayatım hep yoğun geçer hem çalışıyorum hemde okuyorum... Bana iyi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster