Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Nisan '16

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
178
 

Hayata ekmek!

Hayata ekmek!
 

Bu dünyada yaşarken hayatın zevklerini atlamamak, küçük şeylerden mutlu olmak, doğayla uyumlu yaşamak, işte yaşama gayemiz bu kadar basit olmalı! Basit derken yalın anlamında basitlikten bahsediyoruz ve ayrıca bu hayatı benimseyecek kadar görgülü olmaktan da!

Eski dostlarımızdan biri, gönlünün peşinden koşarak bir Rock Grubu kurmuş ve solistliğe başlamış. Beraber yıllarca söylediğimiz şarkıların üstüne inisiyatif kullanarak böyle güzel ve faydalı bir eyleme geçmiş! Garanti Bankası’nda üst düzey bir yöneticinin tüm ihtişamına rağmen kendini yalınlaştırması takdire değer bir davranış!

40’lı yaşların bize getirdiği en büyük katkı bu, hayatımızı kaliteli yaşamak! Kaliteli yaşamaktan kastederken isteklerimizi yapacak kadar bilinçlenmeyi kastediyorum. Yoksa zamanında biz de en gözde ve popüler yerlerin müdavimi olmuş, saatlerce içip büyük rakamlarda hesap bırakmış kişileriz. Ve hatta ünlülerle sohbetler yaparak popüler figür haline gelmişliğimiz de mevcuttur. Tüm bunları yapabilmek için korkunç sürelerde çalışıp bir güne 72 saat sığdırdığımız günler olmuştur. Tabi böyle bir tempoda yaşayan her kişi gibi depresyondan kurtulamayacak kadar karmaşık, çapraşık ilişkiler yaşamışlığımız da mevcut! Ve tüm bu yaşadıklarımızı MODERN HAYAT olarak adlandıracak kadar APTAL-APTAL gezindiğimiz ve üstüne üstelik KENDİMİZE ABDAL SIFATINI YAKIŞTIRDIĞIMIZ nafile kişilik dönemleri!

Bütün bunlar geride kaldığı için son derece mutluyum. Özellikle o yarışmacı kişilikten son derece naif bir hayata merhaba demek ve üreteceksek bunu bir para gayesiyle değil de insanlık adına yapacak kadar verimli ve olgun kişiliğe doğru yelken açmak! Bizim yıllarca bolca kullandığımız OLGUNLUK sıfatını sonunda sahiplenecek davranış düzeyine ulaşmak. Ve her şeyden daha önemlisi, cinsiyetçi yaklaşımını –pozitif ayrımcılık dahil- sonlandırmak!

Tamam, kabul ediyorum, Türkiye’de yaşamak zor bir süreç ve belki de bu sınırsız çöküşün arkasından bambaşka bir güneş doğacak –ki ben gerçekten buna %100 inanıyorum. Çünkü gençliğimde sık-sık depresyon yaşamış biri olarak çöküşün bir başlangıç olduğunu bilecek kadar tecrübem var! Ve ülkem için de aynı şey olacak nitekim biliyorum ki milletimin de her türlü davranış bozukluğuna vakıfım artık! Türk ahlaksızlığının da sınırsızlığını görerek sınırlarımızı öğrenebilecek seviyeye geldiğimizi düşünüyorum! Ve bundan sonra yapılacak her eylem –eşyanın tabiatı gereği- artı yönde olacak!

Ve bugünden itibaren hayata yeni hayatlar ekmeğe başlıyorum...  

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yaşadıklarımızın gösterdiği yoldan ilerleyerek bulabiliyoruz yaşam denen bilmecenin çözümünü, kimimiz er, kimimiz geç. Bizim toplum olarak en büyük yanlışımız kazanmadan harcamak maddi manevi her şeyi, böyle olunca da yama tutacak yer kalmıyor kasalarda gelsin sorunlar. Elinize sağlık gönlünüzce yaşam dileğiyle

Cemile Torun 
 15.04.2016 22:15
Cevap :
değerli ve enfes yorumunuz için teşekkürler. Bir de güzelleştirecek ölçüde birleşip güzel toplumlar oluşturabilsek ve bu memleketi güzellikler içinde yaşayabilsek ne güzel olurdu değil mi? Saygılar  18.04.2016 12:13
 

Bizde metropol yaşamı bir felaket. 20 katlı binanın 18. katındaki evinden çıkıyorsun 50 katlı plazanın 43. katındaki ofisine gidiyorsun! Gel de tırlatma. NY’lu öyle mi; Manhattan’daki plazadan çıkıyor, Hicksville’deki müstakil evine gidiyor; çiçekleri suluyor, çocuklarıyla bahçede yuvarlanıyor, barbekü yapıyor; benzin ucuz-gelir yüksek, hafta sonları V8 cipine binip geziyor. Öyle oralarda, “fazla mesai” gibi çağ dışı uygulamalar da yok! İşe göre eleman alınıyor ve gün içinde işini bitiremezsen kötü gözle bakılıyor. Düzenli sosyal yaşamı olmayanın işinde başarılı olamayacağına inanılıyor. Bir de çağ atlamış güçlü ülkemize bakalım: Gider yüksek, gelir az; hak, hukuk, namus, ahlak sözlükten çıkmış; sosyal güvence, sağlık hizmetleri evlere şenlik; üniversite mezunu asgari ücrete sınırsız çalışıyor, yoksa kapı gösteriliyor! Kimler bu rezaleti göremiyor diye bakıyorum, herifin mıçında donu yok; ama makarnayı seviyor! Benim de sıyırdığım bir dönem oldu ve ülke dışında solumak iyi geldi. Svglr

Ata Kemal Şahin 
 09.04.2016 17:24
Cevap :
Bu ülkeyi terk etme fikri o kadar cazipçe büyüyor ki gözümde, aslına bakarsanız, kendimi zor tutuyorum. Çocuklar küçük olmasa kaçıp kurtulacağım. Diğer taraftan Bursa'da yaşamanın böyle bir avantajı var; 10-15 dk'ya toprakla yeşille haşır neşir oluyorsunuz. Sorun şu ki haberlerden kaçamıyoruz. Selam ve sevgi ile   11.04.2016 14:36
 

"40'li yaşlar gençliğin yaşlılığı iken, 50'ler yaşlılığın gencligidir" diyen anlamlı vecizenin eşliğinde ilk yaşlılık doneminde ekip ikinci gençlik döneminde biçmek -ve yemek- bana da anlamlı göründü azizim:) Maalesef içinde olduğumuz ve bunaldığımız tüm bu (Sünni/Arabi/ Alaturka) çürümeye karsi hâlâ diri kalabilecek olan eski ama yalın ve çağdaş tohumlar adına umutla, sevgiyle, bilgiyle, toklukla... Sevgi ve selamlarimla...

Ersin Kabaoglu 
 09.04.2016 16:53
Cevap :
Ersin beyciğim gerçekten hep beraber mutlu mesut yaşayabilecek, üretebileceğimiz kocaman bir ülke, eğitebileceğimiz çok sayıda genç var. İyi niyetli yönetilirlerse, cumhuriyetin ilk yıllarındaki insan kalitesi gelişimini yeniden yaşayabiliriz. Desteğin için teşekkürler... Selam ve sevgiler  11.04.2016 14:23
 

Yorgunluk belirtileri dostum...Depresyona girmiş kişi mutluluğu zorlamış kişidir.Duvarı aşamadığı için depresyona girer.Basit yaşayanlar o duvarın yanına bile yanaşamazlar.Keşke hayallerimin peşinden koşup uçurumlarda parçalansaydım. Ne o kadar cesaretim ne de imkanım vardı.Böyle kaybettiğin zaman bile mutlu olursun.

Kerim Korkut 
 08.04.2016 20:06
Cevap :
Hayata hangi gözle baktığımız ve bunun sonucunda nasıl yaşadığımız önemli. Depresyonu yorgunluk ve moralsizlikle kendimiz çağırıyoruz. Haydi gayret, çalışıp kazanıp yaşayalım...   11.04.2016 14:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 613
Toplam yorum
: 1632
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 269
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster