Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Nisan '10

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
666
 

Hayata inat gülümse 4 ( Roman )

5.

Bugün haftanın en son ders günüydü. Herkes sınıfa daha yeni giriyordu. Kahkahalarıyla ortalığı şenlendiren Yağmur ve Kemal, sınıf kapısına dayanmış konuşuyorlardı. Ferhat iki gündür derslere girmiyordu. Buse ise içten içe Ferhat’ı düşünüyordu “ Acaba bana çok mu kırıldı? Ama bu sözler istemeyerek ağzımdan çıkmıştı. İki gündür okula gelmiyor ve bu yüzden de canım çok sıkılıyor. Özür dilemek çok istedim ama bir türlü yapamadım” kendi kendine konuşan Buse, bir süre sonra Kemal ve Yağmur’u izlemeye başladı. Bu sırada Ferhat sınıfa eli sargılı bir şekilde girdi.

Ferhat okul çıkışı ve hafta sonları dersini bitirdikten sonra babasına yardım ederdi. Babası oto tamir ustasıydı, o da babası gibi araba tamiriyle uğraşıyordu. Bu işi yaparken de zevk alarak yapıyordu ve bu sayede de babasının yükünü az da olsa hafifletiyordu. Babasıyla arabanın motorunu yapmaya çalışmışlardı ve onu toparlamaya çalışıyorlardı, bu işle uğraşırken çırak Ferhat’ın eline farkında olmadan ağır bir demir parçası düşürdü. Ferhat can havliyle yerinden kalktı ve elini sallamaya başladı. Ferhat’ın eli kütük gibi şişmişti. Babası oğlunu hemen acile götürdü. Doktor, Ferhat’ın eline krem sürüp ilaç yazdı. Ferhat acısını unutmuş doktorla muhabbet ediyordu; sanki demir parçası onun eline düşmemiş gibiydi. Gözlerini doktorun üzerinden ayırmıyordu. Ferhat’ın da tek ideali ileride doktor olmaktı. Doktora bakarken kömür karası gözleri ışıl ışıl parlıyordu. Bu arada telaşla oğlunu hastaneye getiren babası ise ellerini Ferhat’ın saçlarında gezdiriyordu. Oğlunu canından çok seviyor ve onun üstüne aşırı titriyordu.

Sınıftaki herkes Ferhat’ın yanına gelerek eline ne olduğunu sormaya başladı. Ferhat’ta arkadaşlarına başından geçenleri ayrıntılı bir şekilde anlattı. Fakat; Ferhat’ın gözleri, gönlü başkasını arıyordu. Buse’nin de yanına gelip kendisiyle ilgilenmesini istiyordu. Buse ise Ferhat’ı umursamaz bir şekilde kitap okuyordu. Ferhat ona dargındı. İsterdi ki Buse hatasını anlayıp, yanına gelip konuşsun. Ama biliyordu ki bu olmayacaktı, her zaman olduğu gibi ilk adımı yine kendisi attı. Ferhat, Buse’nin yanına gelerek elindeki papatyayı ona uzattı. Buse hafif bir şekilde başını kaldırdı ve şaşkın şaşkın Ferhat’ın gözlerine baktı. Ferhat’ın elindeki papatyayı alarak mutlulukla gülümsedi.

— Çok teşekkür ederim Ferhat, her zamanki gibi çok naziksin.

Ferhat onun bu sıcak gülümseyişinden ve baldan tatlı sözlerinden sonra hiçbir dargınlığı kalmamıştı. Zaten Buse’yi çok seviyordu ve o ne yapsa da kızamıyordu. Buse üzgün bir ifadeyle Ferhat’ın sargılı elini tuttu;

— Ferhat eline ne oldu, canın çok acıyor mu?

— Bir şey olmadı, ufak bir iş kazası biraz incindi işte.

Ferhat biran kelimeleri nasıl söyleyeceğini, cümleyi nasıl kuracağını unutuvermişti. Buse onun elini tutuyordu ve bundan dolayı da Ferhat’ın içi içine sığmıyor, kalbi yerinden çıkacakmış gibi göğüs kafesini zorluyordu. Saat gibi tıklayan kalbinin sesini Buse duyacak diye birden endişelendi. Buse’nin tepkisinden çekindiği için bir türlü açılamıyordu. Ferhat heyecanını dağıtmak için başka bir konuya geçti.

— Elif hepimizi doğum günüde çağırdı sende gelecek misin?

— Tabii… Tabi geleceğim.

Öğretmen geldiğinde herkes yerine oturmuştu. Matematik öğretmenleri her zaman dakikti. Sınıfa hep vaktinde gelirdi ve hiç zaman kaybetmeden soru çözmeye başlardı. “ çocuklar ne kadar soru çözersek konuyu o kadar iyi anlarsınız” diye sık sık bu cümleyi tekrarlardı. Ve hiçbir öğrenciye göz açtırmazdı. Öğretmenleri ve sınıftaki arkadaşlarının çoğu Ferhat’ın Buse’yi sevdiğini biliyordu. Ders bittikten sonra Kemal ve Ferhat bir köşeye çekilip dertleşmeye başladı.

— Oğlum git kıza açılsana ona karşı hissettiklerini açıkça söylesene. Eminim o da sana olumlu bir cevap verecektir. Yağmur ve Buse eve gittiler, bak yarın Elif’in doğum gününü kutlayacağız. Oradan beraber çıkarsınız bir yerde oturur konuşursunuz. Ölüm yok ya bunun ucunda boşu boşuna bekleme.

— Evet, haklısın. Artık ona açılmam gerekiyor. Her gün kendi kendime işkence çekiyorum. Bana her zaman yakın oldu, beni hep kız arkadaşlarımdan devamlı kıskandı. Belki de o da bana karşı bir şeyler hissediyor ama söyleyemiyordur. Sen söyle Kemal, bana nasıl bir cevap verir?

— Bence olumlu cevap verecek. Seninde dediğin gibi devamlı seni kıskanıyor, her şeyine karışıyor. Peki, söylesene bana neden karışmıyor ya da bir başka arkadaşımızı neden kıskanmıyor? Sence seni çok kıskanması doğru mu, devamlı bir topluluk içinde sen kızlarla ilgileniyor musun diye gözleri hep sende oluyor, söyle neden? Bence o da seni seviyor ve senin açılmanı bekliyor.

— Evet, doğru söylüyorsun galiba. Belki de o da beni seviyor ama olur da olumsuz bir cevapla karşılaşırsam, bir daha onunla konuşamam, bir daha onun yüzüne bakamam, beni anlıyorsun değil mi Kemal? Ben buna dayanamam, onunla birlikte bir arada duramam. Çünkü onu çok seviyorum…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 23
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1186
Kayıt tarihi
: 30.04.09
 
 

Gündemi takip eden ve yazmayı seven birisiyim...  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster