Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mayıs '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
188
 

Hayata tutunan eller

Hayata tutunan eller
 

Bu aralar hayat şartlarından mı, kolay para kazanmanın yolunu dilenme yolunda görenlerden mi bilmiyorum ama İzmir’de dilenen o kadar çok insan var ki . Bu sıralar yaşlısı, genci, çocuğu, kadını, erkeği, sağlamı, engellisi ile... Mutlaka o yüzlerce insanın arasında ciddi ihtiyaç sahibi olanlar da vardır ancak bunu o kısa süre içinde ayırt edip yardımda bulunmak çok zor olduğundan onlar da bu yardımdan mahrum kalıyorlar.

Ne zaman ihtiyacı olmadığını düşündüğüm bir insan elini açıp bir şey istese işte şimdi anlatacağım teyzem aklıma geliyor. Hayata tutunmaya çalışan 70’lerinde bir kadın. Acaba biz o yaşlara geldiğimizde bu kadar güçlü kalabilecek miyiz? sorusu aklıma geliyor teyzeyi her gördüğümde…

Sevimli bir teyze, eşinin emeklisi ile kirada yaşama tutunan koskoca bir yürek. Eşi vefat etmiş. 3 tane çocuğu var. Tek başına kalıyor. Yaşamayı çok seviyor. İçi kıpır kıpır, hayat dolu bir insan. Evine gittiğinizde bir bakıyorsunuz şen kahkahalar ile kalkmış çay demliyor, yanına bir şeyler yapmak için uğraşıyor. İnsanların duyguları, hayalleri hiç yaşlanmazmış. Vücut insana ihanet edermiş. Canım ya, evine gelen bir insanı yedirmeden içirmeden göndermiyor. Misafire hizmet onun içi çok önemli hep söylediği bir söz var. “Görgülü kuşlar gördüğünü işler.” Gördüğü kültür ve aileden aldığı terbiye bu. Tam bir Osmanlı kadını. Yeni gelen nesile de  bunları öğretiyor. Yan yana geldiğimizde çocuklarını, eşini ve eski İzmir’i anlatıyor. Küçük küçük hikayeler ve atasözleriyle, kaybolan saygı ve sevgiyi ruhumuza kadar bir nakış gibi bıkmadan usanmadan işliyor. Teyzem ile geçirdiğim vakitlerde hiç sıkılmıyorum. Anlattıkları ders oluyor. Benim de çocuğuma anlatabileceğim bir sürü hikayeler…

  Şu an rahatsız,  hareketlerini kısıtlı olarak yapabiliyor. Haftada bir gün de olsa başkalarının yardımına ihtiyacı var. Evinin temizliğini yapamıyor ve uzun süre ayakta duramıyor. Sürekli “ şu rahatsızlığım geçse evde dönüp dolaşsam işimi kendim yapabilsem” diyor.

  Kendi başına yaptığı uğraşlarla hem zamanını geçiriyor hem de maddi anlamda kendine katkı sağlıyor. Sağlığının elverdiği ölçüde Halk eğitim merkezi kurslarına giderek el sanatları öğreniyor. Öğrendiği sanatlarda birçok ürün yapıyor. Bir ara ahşap işine sarmıştı. Yer gök ahşaptı evinde, Bizim ona yapabileceğimiz katkı yaptığı ürünlerin pazara sunulması noktasında oldu. Yaptıklarından büyük kısmını ben işyerinde iş arkadaşlarıma pazarladım. Bu ona büyük bir motivasyon ve itici güç oldu. Daha sonra takıya merak sardı. Az gören gözleri ile bir şeyler yapmaya çalışıyor. Eş, dost derken dışarıdan sipariş almaya başladı.  Satılınca da mutlu oluyor. Çok güzel antika takılar var. Onlardan da sattım ama yiyecek, ekmek, su gibi gitmiyor. Bazı takılar elinde kaldığında çok üzülüyorum. Sanki geri adım atacakmış gibi geliyor bana. Hiç yılmadan yapıyor ve yatak odasında ipe sıralıyor onları. Görmek isteyen gidip oradan beğeniyor. Hayatta her şeyin matematik kavramlardan oluşmadığını, kısıtlı kaynaklarla iyi niyet ve doğru çaba ile geçimin mümkün olduğunu, sağlık ve yaşı izin vermese de hayat şartları karşısında dik durabilmenin faziletini hissediyorum onun yanında. Bana hiçbir yerde alamayacağım bir çok yaşam dersini onun yanında geçirdiğim kısıtlı zamanda ve hiçbir çaba göstermeden veriyor.

Teyzemin bu hevesinin hiç kırılmamasını istiyorum. Sanki bu işler ile uğraşarak hayata bağlanıyormuş gibi geliyor bana. Çünkü çıkıp gezmesini çok seven bir insan değil. Evini çok seviyor. Ya televizyon seyredecek ya gelenleri ağırlayacak ya da uğraştığı işleri yapacak. Evden dışarı çıkmasının tek sebebi eşinin mezarına gitmek istemesi. Tabii götüren olursa, yalnız başına cesaret edemiyor. Korkuyor yolda düşüp kalırsam kimse yardım etmez diye.  Haklı da. İnsanlar birbirlerinden o kadar uzaklaşmış ki, yanı başında komşusuna bir şey olsa ruhları bile duymuyor.

Keşke herkes teyzem gibi hayata pozitif bakmayı bilse.  Sağlığının kıymetini ve küçücük olayları kafasında büyütmemeyi öğrenebilse. Her şeyden ders almayı ve hayatını daha kolay yaşanılır bir hale getirse. Hayat o kadar kısa ki göz açıp kapatıncaya kadar bitiyor. Kısır döngü içinde döndüğümüz bu hayatta biraz da zevk alarak yaşamayı bilelim. Çevremizdeki gençlere örnek olalım.

Azimli olan, yürekleri sevgi ile dolu olan ve içinde umutları hiç solmayan insanlara buradan saygı duyduğumu söylemek istiyorum. Kendi başlarına hayata kafa tutan insanları hürmet ile selamlıyorum. Saygılarımla…

Kemal Turgal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 514
Kayıt tarihi
: 27.06.11
 
 

Özel bir şirkette Kalite Yönetim Temsilcisiyim. Evliyim, 6 yaşında bir kızım var. İzmir'de yaşıyorum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster