Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Kasım '10

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
634
 

Hayata Tutunmak

17.02.2010 Paris Saatleri ve günleri karıştırdığım zamanlardayım. Mideyi yakan, ağzı kuru bırakan bir mutluluk yaşıyorum. Mutluluk peşindeyim belki de. Garfieldvari bir ev sevme durumu benimkisi. “Gündüz Rüyaları”nın en güzel yerinde uyanıp araya kahveyi koyduğum, anılarla yaşadığım, akşamüstü sarhoşluklarının ama daha da güzeli bu buz gibi şehrin hoş bir makyajı ile süslediği kış güneşinin sarhoşluğunda, şuursuzca ama emin adımlarla yürüdüğüm bahçelerin verdiği huzursuz mutlulukların kolâjında geziniyorum. Gezinirken bir yandan gökyüzüne bakıyorum.


Gelecek günün getireceği karanlık geceye sığınırken hayallerimi geriye doğru yaslıyorum. Vitesi geri taktığımda ise hep arkadaki arabanın tamponuna bindiriyorum. Zamansız, mekânsız günleri tüketiyorum. Yemek yiyorum, yalnızlığımla sevişiyorum ve güzel, küçücük mutluluklar peşinde çeşme sularının ağızda bıraktığı acılıklar gibi boğazıma düğümlenen sorunlarla yaşamımın sıkıcı giden kısmını yaşanır hale getiriyorum. Kör edici bu yazı sarhoşluğunun verdiği pervasızlıkla sabaha kadar durmadan yazmak istiyorum. Kör olana kadar… Artık tüketemiyorum.


Değerlerime tutunuyorum ve tutunduğum bu değerlerimle yaşamaktan zevk alıyorum. Şu an midemin ekşimesine bakmadan dünkü, hayatımın Paris’de geçirdiğim o en güzel, en lezzetli (sadece maddi değil manevi olarak da lezzetli) gecesinin şerefine su şişemi kaldırmak istiyorum.

İnsanlarla tanışıyorum ama onların neşesinden midir benim dil bilmezliğimden midir ya da onların o kadar tatlı muhabbet anlatışı karşısında aylardır yapayalnız geçirdiğim gecelerimden doğan vahşiliğimden midir bilinmez: Susuyorum. Ağzımın kenarında tatlı bir tebessümle susuyorum. Susup muhabbet anlatının gözlerine bakıyorum. Onun muhabbetinden dökülen neşeyi kana kana içiyorum. Doymuyorum. Bu neşe sarhoş etmiyor beni. Dalıp gidiyorum. Tüm öfkelerimle, tüm ezikliğimle, hayatımın içimde açtığı derin yaralarla yüzleşirken beklemediğim, dalgınlığımın en karanlık yerine ışık gibi doğan bir soruyla çarpılıyorum. Karşımdaki gözler şimdi merakla dolu bakıyorlar bana. O an anlıyorum.

Acılarımız bizi bir arada tutuyor.

Çelişkilerimiz, utançlarımız…

Utanıyorum.

Öfkeleniyorum.

Cevap veriyorum ve hayatıma devam ediyorum.

Diğerleri gibi...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Huzursuz mutlulukların kolâjında geziniyorum..." Yazınızı okurken özellikle bu cümleden çok etkilendim. Sonuna geldiğimde, bu cümlenin her şeyi kapsayan bir özet olduğunu fark ettim...NewYork, Paris,Londra fark etmiyor ,duyumsananlar ve cebimizde taşıdıklarımız bizimle beraber olduktan sonra. Keyif aldım makalenizden. Yüreğinize sağlık. Gökkuşağı renkleriyle kalın.

Nurcan Çelik Yalun 
 12.11.2010 17:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 19
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 530
Kayıt tarihi
: 03.06.10
 
 

2011 Sorbonne Üniversitesi (Paris-IV) Modern ve Yakın Tarih Doktora •2009-2010 Sorbonne Ünive..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster